Avrupa Birliği, çoklu can kaybına yol açabilecek bir hibrit saldırı senaryosuna sessizce hazırlanıyor. Diplomatik kaynaklara göre, AB kurumları acil durum ekipleri, ortak finansman ve kriz iletişimi konularında çalışmalar yürütüyor. Bazı üye ülkeler ise Brüksel'in NATO ile görev tekrarına girmesi riskine karşı uyarıda bulunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Son yıllarda Avrupa'da art arda yaşanan sabotaj, siber saldırı ve dezenformasyon kampanyaları, AB'nin hibrit tehditlere karşı daha koordineli bir savunma mekanizması kurma ihtiyacını ortaya koydu. Özellikle Baltık Denizi'ndeki kritik altyapı hatlarına yönelik sabotaj şüpheleri, enerji santrallerine yapılan siber müdahaleler ve seçim dönemlerinde yoğunlaşan yabancı kaynaklı dezenformasyon, Brüksel'in harekete geçmesini hızlandırdı.
Diplomatlar, şu anda üzerinde çalışılan planın üç ana ayağı olduğunu belirtiyor: Birincisi, üye ülkeler arasında hızlı müdahale edebilecek ortak acil durum ekipleri oluşturmak. İkincisi, hibrit saldırıların finansmanı ve lojistiği için AB bütçesinden ayrı bir fon tahsis etmek. Üçüncüsü ise, kriz anında kamuoyunu doğru bilgilendirecek ve panik yaratmayacak bir iletişim stratejisi geliştirmek.
Ancak bazı başkentler, bu girişimin NATO'nun mevcut yapılarıyla çakışabileceği endişesini taşıyor. Özellikle NATO'nun kolektif savunma maddesi olan 5. Madde kapsamındaki yükümlülüklerin zayıflatılmaması gerektiği vurgulanıyor. Bir AB yetkilisi, "Amacımız NATO'nun yerini almak değil, onu tamamlamak. Ancak kaynakların ve yetkilerin tekrarını önlemek için net bir iş bölümü şart" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hibrit tehditler, sadece askeri değil; ekonomik, siyasi ve toplumsal boyutları olan bir güvenlik sorunu olarak tanımlanıyor. AB'nin hazırlık çalışmaları, Rusya'nın Ukrayna işgali sonrası Avrupa'da artan güvenlik kaygılarının bir yansıması. Aynı zamanda Çin'in artan teknolojik nüfuzu ve Orta Doğu'dan kaynaklanan istikrarsızlık da hibrit tehditlerin kaynağı olarak görülüyor.
NATO, 2023 Vilnius Zirvesi'nde hibrit saldırıları kolektif savunma kapsamında değerlendirebileceğini açıklamıştı. AB'nin şimdi benzer bir adım atması, transatlantik güvenlik mimarisinde önemli bir dönüm noktası olabilir. Ancak uzmanlar, AB'nin askeri kapasitesinin sınırlı olduğunu ve bu tür bir görevi tek başına üstlenmesinin zor olduğunu belirtiyor.
Öte yandan, hibrit saldırıların çoklu can kaybına yol açabilecek senaryoları arasında kritik altyapıya yönelik fiziksel sabotaj, kimyasal veya radyolojik maddelerin kullanımı ve büyük ölçekli siber saldırılarla hastane, ulaşım ve enerji sistemlerinin çökertilmesi yer alıyor. AB'nin bu senaryolara karşı tatbikatlar düzenlediği ve üye ülkeler arasında bilgi paylaşımını artırdığı öğrenildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO'nun önemli bir üyesi olarak hibrit tehditlere karşı hem ittifak hem de kendi ulusal güvenlik stratejileri çerçevesinde önlemler alıyor. AB'nin bu yeni hazırlık süreci, Türkiye'nin Avrupa güvenlik mimarisindeki rolünü ve iş birliği imkanlarını etkileyebilir. Özellikle Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki kritik altyapı projeleri, Türkiye'nin hibrit saldırılara karşı hassasiyetini artırıyor. Ayrıca Türkiye, AB'nin savunma fonlarına erişimde yaşadığı sıkıntılar nedeniyle bu tür girişimlerin dışında kalma riskiyle karşı karşıya. Ankara'nın, NATO-AB iş birliğinin güçlendirilmesi ve hibrit tehditlere karşı ortak tatbikatlara katılım konusunda istekli olduğu biliniyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Avrupa güvenliğindeki konumunu yeniden tanımlaması için bir fırsat olabilir.