11 Eylül saldırılarında hayatını kaybedenlerin isimlerinin okunduğu yıllık anma töreninde, bir kurbanın dul eşi Suudi Arabistan yetkililerinin saldırıyla bağlantılı olduğunu iddia ederek Trump yönetimine harekete geçme çağrısı yaptı. Tören, saldırıların yıl dönümünde New York'taki Ulusal 11 Eylül Anıtı'nda gerçekleşti.
Kadın, eşinin adını okuduktan sonra yaptığı konuşmada, Suudi yetkililerin 11 Eylül komplosuyla bağlantılı olduğunu gösteren kanıtlar olduğunu savundu. Axios'un haberine göre, 11 Eylül aileleri, Suudi yetkililerin komployla bağlantılı olduğunu öne süren bir dava açtı; ancak Suudi prens iddiaları reddetti. Dul eş, Trump yönetiminin bu davayı desteklemesi ve Suudi Arabistan'a yönelik yaptırımları artırması gerektiğini söyledi.
Suudi Arabistan Bağlantısı ve Hukuki Mücadele
11 Eylül saldırılarının ardından Suudi Arabistan'ın rolü uzun süredir tartışılıyor. Saldırıyı gerçekleştiren 19 hava korsanından 15'i Suudi vatandaşıydı. Ancak Suudi hükümeti, saldırılarla herhangi bir bağlantısı olduğunu reddediyor. 2016 yılında ABD Kongresi, Adalet Against Sponsors of Terrorism (JASTA) yasasını kabul ederek, 11 Eylül kurbanlarının ailelerine Suudi Arabistan'a dava açma hakkı tanıdı. O dönemde Başkan Barack Obama yasayı veto etmiş, ancak Kongre veto kararını geçersiz kılmıştı.
Axios'un haberine göre, 11 Eylül ailelerinin avukatları, Suudi yetkililerin saldırı planına maddi destek sağladığını iddia ediyor. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ise iddiaları reddederek, ülkesinin saldırılarla ilgisi olmadığını savunuyor. Dava halen devam ediyor ve ABD mahkemelerinde görülüyor.
Trump yönetimi, Suudi Arabistan ile yakın ilişkilerini sürdürüyor. Başkan Trump, göreve geldiğinden bu yana Suudi Arabistan'a silah satışlarını artırdı ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile yakın ilişki kurdu. Ancak 11 Eylül aileleri, yönetimin bu davada Suudi Arabistan'ı koruduğunu düşünüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suudi Arabistan, ABD'nin Orta Doğu'daki en önemli müttefiklerinden biri. İki ülke arasındaki ilişkiler, enerji, güvenlik ve istihbarat alanlarında işbirliğine dayanıyor. Ancak 11 Eylül saldırıları, bu ilişkilerde zaman zaman gerilime yol açtı. Suudi Arabistan, Yemen'deki savaşta ABD'den destek alıyor ve İran'a karşı ortak bir cephe oluşturuyor.
Öte yandan, 11 Eylül davası, Suudi Arabistan'ın uluslararası itibarını zedeleyebilecek potansiyele sahip. Dava sonucunda Suudi yetkililerin suçlu bulunması halinde, ABD-Suudi ilişkileri ciddi şekilde zarar görebilir. Ayrıca, bu dava, diğer ülkelerin de Suudi Arabistan'a yönelik benzer davalar açmasına örnek teşkil edebilir.
Uluslararası kamuoyunda, Suudi Arabistan'ın 11 Eylül'deki rolü konusunda farklı görüşler bulunuyor. Bazı uzmanlar, Suudi hükümetinin doğrudan bir rolü olmadığını, ancak bazı Suudi vatandaşlarının saldırılara karışmış olabileceğini belirtiyor. Diğerleri ise Suudi Arabistan'ın saldırıları önceden bildiğini ancak engellemediğini öne sürüyor. Bu iddialar hiçbir zaman kesin olarak kanıtlanmadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu'daki dengeleri açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. ABD-Suudi ilişkilerindeki bir gerilim, bölgesel güç dengesini etkileyebilir. Türkiye, Suudi Arabistan ile son dönemde ilişkilerini normalleştirme çabasında. 11 Eylül davasının sonucu, Suudi Arabistan'ın uluslararası arenadaki konumunu sarsarsa, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik manevra alanı genişleyebilir. Ancak aynı zamanda, Suudi Arabistan'ın zayıflaması, İran'ın etkisini artırabilir ve bu da Türkiye'nin güvenlik çıkarlarına aykırı olabilir. Türkiye, dengeyi gözeterek her iki ülkeyle de ilişkilerini sürdürmeye çalışıyor.