11 Eylül saldırılarının üzerinden 25 yıl geçmesine rağmen, ABD Kongresi'nin 2001'de kabul ettiği Askeri Güç Kullanma Yetkisi (AUMF) hâlâ yürürlükte. Bu yetki, ardışık başkanlar tarafından genişletilerek dünya çapında bir savaş yürütmek için kullanıldı. Just Security'de yayımlanan bir analiz, AUMF'nin artık kaldırılması ve “Sürekli Savaş”ın sona erdirilmesi gerektiğini savunuyor.
AUMF'nin Genişletilmesi ve Sürekli Savaş
2001 yılında Kongre, 11 Eylül saldırılarını gerçekleştiren El Kaide ve bağlantılı güçlere karşı askeri güç kullanma yetkisi veren bir yasa kabul etti. Ancak bu yetki, sonraki yönetimler tarafından Irak, Suriye, Yemen, Somali, Libya ve daha birçok ülkeye müdahale etmek için kullanıldı. Yönetimler, AUMF'yi “makul olmayan” bir şekilde genişleterek, öngörülemeyen bir sonu olmayan küresel bir savaşı meşrulaştırdı.
Örneğin, 2002'de Irak'a yönelik ayrı bir yetki çıkarılsa da, 2001 AUMF'si Irak'ta da kullanıldı. 2014'te IŞİD'e karşı yürütülen operasyonlar da bu yetkiye dayandırıldı. Böylece AUMF, neredeyse tüm terör örgütlerini kapsayacak şekilde yorumlandı.
Hukuk uzmanları, bu geniş yorumun anayasal dengeleri bozduğunu ve Kongre'nin savaş ilan etme yetkisini fiilen devre dışı bıraktığını belirtiyor. AUMF, başkanlara sınırsız savaş yetkisi veren bir “boş çek” haline geldi.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
AUMF'ye dayalı operasyonlar, Orta Doğu'da istikrarsızlığı artırdı, milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve sivil kayıplara yol açtı. ABD'nin bu politikası, uluslararası hukuku ve egemenlik ilkelerini zedeledi. Ayrıca, terörle mücadele adı altında yapılan müdahaleler, yeni radikal grupların doğmasına zemin hazırladı.
Küresel düzeyde, AUMF'nin sürekli uzatılması, diğer ülkelerin de benzer şekilde sınırsız askeri yetkiler almasına örnek teşkil etti. Bu durum, uluslararası güvenlik mimarisini zayıflattı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin AUMF'ye dayalı geniş çaplı operasyonları, Türkiye'yi doğrudan etkiledi. Özellikle Suriye ve Irak'ta PKK/YPG gibi örgütlere verilen destek, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırdı. AUMF'nin kaldırılması, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını ve dolayısıyla Türkiye'ye yönelik tehditleri azaltabilir. Ancak bu, aynı zamanda bölgede güç boşluğu yaratma riski taşıyor. Türkiye, kendi ulusal güvenliğini sağlamak için angajman kurallarını ve diplomatik girişimlerini gözden geçirmeli. AUMF'nin sona ermesi, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri operasyonlarına meşruiyet kazandırabilir ve ABD ile ilişkilerde yeni bir denge oluşturabilir.
Sonuç olarak, 11 Eylül'ün 25. yılında AUMF'nin kaldırılması, sadece ABD için değil, küresel barış ve istikrar için de önemli bir adım olacaktır. Kongre'nin bu yetkiyi sona erdirmesi, sürekli savaş döngüsünü kırabilir ve uluslararası hukuka dönüşü sağlayabilir.