Sekiz Müslüman ülke, İsrail güçlerinin işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa yerleşkesine düzenlediği baskınları ortak bir bildiriyle kınadı. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Mısır, Katar, Kuveyt, Umman ve Bahreyn tarafından 12 Nisan 2023'te yayımlanan bildiride, İsrail polisinin Ramazan ayında Mescid-i Aksa'ya girerek Filistinli inançlılara müdahale etmesi “provokatif” ve “kabul edilemez” olarak nitelendirildi. Açıklamada, uluslararası hukuka ve tarihi statükonun korunmasına vurgu yapılırken, İsrail'in bu tür eylemlerinin bölgedeki gerginliği artırdığı ve şiddet sarmalını körüklediği belirtildi. Mescid-i Aksa, İslam'ın üçüncü en kutsal mabedi olarak kabul ediliyor ve 1967'den bu yana İsrail işgali altında bulunan Doğu Kudüs'te yer alıyor.
Gerginliğin arka planı: Ramazan ayında artan tansiyon
Ramazan ayının başlamasıyla birlikte Kudüs'te tansiyon yükselmişti. İsrail polisi, 5 Nisan 2023 gecesi Mescid-i Aksa yerleşkesine baskın düzenlemiş, Filistinli inançlıları gözaltına alarak ibadet edenlere müdahale etmişti. Olaylarda onlarca Filistinli yaralanırken, İsrail güçleri plastik mermi ve şok bombaları kullandı. İsrail yönetimi, baskının nedeni olarak “gençlerin el yapımı patlayıcılarla barikat kurmasını” gerekçe gösterdi. Ancak Filistinliler ve uluslararası toplum, bu müdahaleyi kutsal mekânın statükosuna bir saldırı olarak değerlendirdi. Baskın, Cuma namazı öncesinde gerçekleştiği için özellikle büyük tepki çekti. Olayların ardından Gazze'den roket atışları yapıldı ve İsrail ordusu da hava saldırılarıyla karşılık verdi. Bu gelişmeler, bölgede yeni bir çatışma dalgası endişesini beraberinde getirdi.
Bölgesel tepkiler ve diplomatik boyut
Sekiz Müslüman ülkenin ortak bildirisi, İsrail'e yönelik bölgesel bir baskı oluşturma çabası olarak yorumlandı. Özellikle 2020'de İsrail'le normalleşme anlaşması imzalayan Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Fas'ın da bu bildiride yer alması dikkat çekti. Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler de benzer kınamalarda bulundu. ABD ve Avrupa Birliği ise tarafları itidal çağrısı yaparken, İsrail'in güvenlik endişelerini dile getirdi. Filistin yönetimi, Müslüman ülkelerin bu dayanışmasını memnuniyetle karşıladı ancak somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Mescid-i Aksa'daki gerginlik, sadece dini bir mesele değil, aynı zamanda İsrail-Filistin çatışmasının sembolik kalbi olarak siyasi bir öneme sahip. Baskınların devam etmesi halinde bölgesel bir krize dönüşme potansiyeli bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları daha önce sert bir dille kınamış ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir” açıklamasını yapmıştı. Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği geleneksel desteği pekiştiriyor ancak aynı zamanda bölgesel dengeler açısından da önem taşıyor. Türkiye, İsrail'le son dönemde normalleşme süreci yürütürken, Mescid-i Aksa'daki baskınlar Ankara'nın Filistin yanlısı söylemini sürdürmesine neden oluyor. Bu durum, Türkiye'nin hem Arap kamuoyundaki itibarını korumasına yardımcı oluyor hem de İsrail'le ilişkilerde bir gerilim unsuru oluşturuyor. Orta Doğu'da artan tansiyon, Türkiye'nin bölgesel istikrar arayışını da etkileyebilir.