2019 yılında Avustralya'nın Narooma kasabasında çıkan orman yangınları sırasında internet altyapısı çöktüğünde, yüzlerce kişi sevdiklerine ulaşmak için ankesörlü telefonlarda sıraya girdi. O dönemde hayat kurtaran bu telefonlardan biri, Avustralya'nın miras listesine alındı. Avustralya Posta İdaresi (Australia Post) tarafından yapılan açıklamaya göre, Narooma'daki ankesörlü telefon, 2019-2020'deki "Kara Yaz" olarak anılan yangın felaketinde gösterdiği kritik işlev nedeniyle resmi miras statüsü kazandı.
Yangın Günlerinde Tek İletişim Hattı
2019'un son günlerinde Avustralya'nın doğu kıyılarını kasıp kavuran yangınlar, Narooma kasabasını da kuşatmıştı. Elektrik hatları ve internet altyapısı büyük ölçüde hasar gördüğünde, bölge sakinleri dış dünyayla bağlantı kurmakta zorlandı. Cep telefonu şebekeleri de çökmüş, çoğu kişi sevdiklerine ulaşamıyordu. Ancak kasabadaki ankesörlü telefonlar, bakır hatlar üzerinden çalıştığı için iletişimini sürdürebiliyordu. Yüzlerce kişi, bu telefonların önünde uzun kuyruklar oluşturarak ailelerine ve arkadaşlarına güvenli olduklarını bildirdi, tahliye planlarını koordine etti ve acil durum ekiplerinden bilgi aldı.
Avustralya Posta İdaresi, o günlerde ankesörlü telefonların olağanüstü koşullarda ne kadar hayati bir rol oynadığını belirterek, Narooma'daki telefonun "toplumsal dayanıklılığın ve iletişimin simgesi" olduğunu vurguladı. Yapılan değerlendirmede, telefonun yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda afet sırasında toplumun bir arada kalmasını sağlayan bir "can simidi" işlevi gördüğü ifade edildi. Bu nedenle telefon, Avustralya'nın kültürel mirasını koruma altına alan kurumlar tarafından tescillendi.
İklim Değişikliği ve Altyapı Dayanıklılığı
2019-2020 Avustralya orman yangınları, ülke tarihinin en yıkıcı doğal afetlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Yaklaşık 18 milyon hektar alan kül oldu, 3 milyardan fazla hayvan öldü ve 34 kişi hayatını kaybetti. Binlerce ev ve iş yeri yok oldu. Bu felaket, iklim değişikliğinin etkilerini ve mevcut altyapı sistemlerinin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne serdi. Yangınlar sırasında iletişim ağlarının çökmesi, afet yönetimi açısından ciddi bir sorun olarak tartışıldı. Uzmanlar, modern iletişim teknolojilerine aşırı bağımlılığın, elektrik ve internet kesintilerinde hayati riskler oluşturabileceğini belirtti. Ankesörlü telefon gibi eski teknolojilerin, beklenmedik durumlarda ne kadar değerli olabileceği bir kez daha anlaşıldı.
Avustralya hükümeti, yangınların ardından altyapı dayanıklılığını artırmak için çeşitli adımlar attı. Ancak uzmanlar, özellikle kırsal bölgelerde hâlâ yeterli yedeklilik olmadığını vurguluyor. Narooma'daki ankesörlü telefonun miras statüsü alması, sembolik bir adım olarak yorumlanıyor; zira bu telefon, afet anlarında toplumun iletişim ihtiyacını karşılayan basit ama etkili bir çözümün simgesi haline geldi. Avustralya Posta İdaresi, benzer durumlarda kullanılmak üzere ülke genelindeki ankesörlü telefon ağını koruma kararı aldığını da duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Avustralya'daki bu gelişme, iklim değişikliğinin yol açtığı aşırı hava olaylarına karşı altyapı planlamasının önemini bir kez daha gündeme getirdi. Dünya genelinde birçok ülke, benzer afetlerde iletişim sistemlerinin çökmesi sorunuyla karşı karşıya. Örneğin, 2021'de Almanya ve Belçika'daki sel felaketlerinde de iletişim ağları zarar görmüş, insanlar yardım çağrısı yapmakta zorlanmıştı. Bu tür olaylar, kritik altyapıların çeşitlendirilmesi ve yedekli hale getirilmesi gerektiğini gösteriyor. Ankesörlü telefonlar, cep telefonu ve internetin olmadığı durumlarda hâlâ hayat kurtarabilir. Ancak birçok ülkede ankesörlü telefonlar kaldırılıyor veya bakımsız bırakılıyor. Avustralya'nın bu kararı, diğer ülkeler için de bir ders niteliğinde: eski teknolojileri tamamen gözden çıkarmak yerine, afet senaryolarında kullanılabilecek şekilde korumak gerekebilir.
Ayrıca, iklim kriziyle mücadelede toplumsal dayanıklılığın artırılması, sadece fiziksel altyapıyı değil, aynı zamanda topluluk dayanışmasını da içeriyor. Narooma'da insanların ankesörlü telefon etrafında bir araya gelmesi, dayanışma ve yardımlaşma örneği olarak hafızalara kazındı. Bu tür hikâyeler, iklim değişikliğinin sadece çevresel değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel boyutlarını da gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğinin etkilerini giderek daha fazla hisseden bir ülke. Son yıllarda artan orman yangınları, seller ve kuraklık, afet yönetimi ve altyapı dayanıklılığını kritik bir gündem haline getirdi. Avustralya'nın ankesörlü telefonu miras statüsüne alması, Türkiye için de önemli bir ders: Afet anlarında iletişim hatlarının kesilmemesi hayati önem taşıyor. Türkiye'de de özellikle kırsal bölgelerde baz istasyonları ve internet altyapısı afetlerde çökebiliyor. Bu nedenle, acil durum iletişim planlamasında alternatif sistemlerin (telsiz, uydu telefonu, ankesörlü hatlar) korunması ve yaygınlaştırılması gerekiyor. Ayrıca, iklim değişikliğine uyum stratejileri kapsamında altyapı yatırımlarının gözden geçirilmesi, Türkiye'nin afetlere karşı direncini artıracaktır.