İngiltere'de 46 yıl önce 5 yaşındaki üvey kızı Andrea'ya uyguladığı sistematik işkence sonucu vücudunun yarısı üçüncü derece yanıklarla hastaneye kaldırılarak hayatını kaybeden üvey anne, geçtiğimiz günlerde yargılandığı mahkeme tarafından 22 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dönemin kanıt yetersizliği ve ifade eksiklikleri nedeniyle aydınlatılamayan cinayet, yıllar sonra teknolojik gelişmeler ve yeni tanıklar sayesinde çözüldü. Mahkeme heyeti, sanığın 1978 yılında çocuğa kaynar su dökerek yanıklara neden olduğunu ve tıbbi yardım çağırmayarak ölümüne sebebiyet verdiğini oybirliğiyle kabul etti.
Gelişmenin arka planı
Olay, 13 Temmuz 1978'de Londra'nın güneybatısındaki Wimbledon'da meydana geldi. Beş yaşındaki Andrea, üvey annesi tarafından evde kaynar su dökülmesi sonucu vücudunun yarısından fazlasında üçüncü derece yanıklarla hastaneye kaldırıldı. Hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen küçük kız hayatını kaybetti. Dönemin otopsi raporu, çocuğun ölümünün şiddet içeren bir olay sonucu gerçekleştiğini ortaya koysa da, yeterli delil bulunamaması ve tanıkların ifade vermekten çekinmesi nedeniyle dava kapatıldı.
Yıllar sonra, 2021 yılında İngiltere Polisi Soğuk Vaka Birimi, teknolojik gelişmelerden yararlanarak dosyayı yeniden açtı. Yeni tanıkların ortaya çıkması ve adli tıptaki ilerlemeler sayesinde, üvey annenin çocuğa uzun süredir fiziksel şiddet uyguladığı ve ölüm gecesi de kaynar su dökerek işkence yaptığı kanıtlandı. Mahkemede ifade veren bir komşu, çocuğun sık sık çığlık attığını duyduğunu ancak o dönemde ihbar etmeye korktuğunu itiraf etti.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu dava, İngiltere'de çocuk istismarı ve kadına yönelik şiddet konusunda toplumsal bir farkındalık yarattı. 1970'lerde çocuk koruma yasalarının yetersiz olduğu ve toplumun bu tür olayları bildirme konusunda çekingen davrandığı biliniyor. Günümüzde ise Birleşik Krallık'ta çocuk ihbar hatları ve koruma birimleri güçlendirilmiş durumda. Davanın kararı, adaletin yıllar sonra da olsa tecelli edebileceği mesajını verdi. Ayrıca olay, uluslararası medyada da geniş yankı uyandırarak çocuk hakları savunucularının dikkatini çekti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de çocuk istismarı davalarında benzer gecikmeler yaşanabiliyor. Bu dava, soğuk vaka birimlerinin ve adli tıp teknolojilerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye'deki çocuk koruma sisteminin güçlendirilmesi ve benzer birimlerin kurulmasına yönelik tartışmaları tetikleyebilir. Ayrıca, uluslararası kamuoyunda çocuk hakları konusundaki hassasiyetin artması, Türkiye'nin bu alandaki mevzuatını gözden geçirmesi için bir fırsat olabilir.