Ocak 2026'nın sonlarında, Bangladeş bayraklı dökme yük gemisi Banglar Joyjatra, Güney Afrika'ya devam etmeden önce olağan bir ticari seyir olması gereken bir yolculuk için Basra Körfezi'ne girdi. Ancak kaptan Mohammad Shafiqul Islam ve mürettebatı, Hürmüz Boğazı'nı saran çatışmalar nedeniyle 115 gün boyunca mahsur kaldılar. Gemideki 22 mürettebatın yaşadığı bu süreç, denizcilik tarihinin en zorlu bekleyişlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Kaptan, gemideki yaşam koşullarını, erzak sıkıntısını ve uluslararası toplumun sessizliğini ilk kez ayrıntılı bir şekilde anlattı.
Bir Ticari Sefer Nasıl Kâbusa Dönüştü?
Banglar Joyjatra, Güney Asya'nın önde gelen ticaret rotalarından biri olan Bengal Körfezi'nden Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa'ya ve oradan da Güney Afrika'ya gitmek üzere yola çıkmıştı. Ancak rotası, Basra Körfezi'ne yöneldiğinde ne kaptan ne de gemi sahipleri bölgede birkaç hafta içinde patlak verecek olan çatışmayı öngörebilirdi. Ocak ayının son günlerinde, bölgedeki gerilim ani bir şekilde tırmandı ve Hürmüz Boğazı, askeri operasyonlar nedeniyle ticari geçişlere kapatıldı.
Kaptan Islam, gemisiyle birlikte boğazın güney girişinde, Umman açıklarında demirlemek zorunda kaldı. İlk günlerde durumun geçici olduğunu düşündüklerini belirten kaptan, "Herkes birkaç gün içinde geçişlerin açılacağını umuyordu. Ama günler haftalara, haftalar aylara dönüştü." ifadelerini kullandı. Mürettebat, güverte altındaki dar yaşam alanlarında, sosyal mesafe ve hijyen kurallarını koruyarak yaşam mücadelesi verdi. Erzaklar sınırlıydı ve taze gıda temini için yerel otoritelerle yapılan görüşmeler sonuçsuz kaldı.
Bu süre zarfında gemide sadece bir mürettebat üyesi hafif bir sağlık sorunu yaşadı; ancak ciddi bir tıbbi acil durum yaşanmadı. Ancak psikolojik yük her geçen gün arttı. Kaptan, özellikle haberleşmenin kesildiği dönemlerde mürettebatın ailelerine ulaşamamasının moral bozukluğuna yol açtığını aktardı. Geminin tedarikçi firmaları, savaş riski nedeniyle bölgeye yanaşmadı; bu da demirde kalan geminin ihtiyaçlarını karşılamayı daha da zorlaştırdı.
Uluslararası Toplumun Sessizliği ve Çözüm Çabaları
115 günlük mahsur kalış süreci boyunca Kaptan Islam, hem Bangladeş hükümetine hem de Birleşmiş Milletler Denizcilik Örgütü'ne (IMO) defalarca yardım çağrısında bulundu. Ancak bu çağrılar, bölgedeki diplomatik krizin gölgesinde uzun süre yanıtsız kaldı. Bangladeş hükümeti, vatandaşı olan mürettebatın tahliyesi için girişimler başlattı; ancak bölgedeki güvenlik riski ve çatışmanın taraflarının ticari gemilere uyguladığı seyir kısıtlamaları, kurtarma operasyonlarını engelledi.
Çatışmanın taraflarından birinin, bölgedeki ticari gemilerin geçişine ancak belirli bir süre sonra izin vereceği yönündeki sinyalleri, gemideki belirsizliği biraz olsun azalttı. Nisan ayının ortasında, taraflar arasında varılan kısmi bir ateşkes anlaşmasının ardından Banglar Joyjatra'ya güvenli geçiş izni verildi. Kaptan Islam ve mürettebatı, 20 Nisan'da nihayet boğazdan ayrılarak Umman'ın liman kenti Maskat'a ulaştı. Burada mürettebat, sağlık kontrollerinden geçirildi ve aileleriyle yeniden bir araya gelmek üzere Dakka'ya uçuruldu.
Kaptan Islam, bu sürecin kendisinde derin izler bıraktığını belirterek, denizcilerin artık yalnızca ticaretin değil, aynı zamanda jeopolitik gerilimlerin de ilk mağdurları arasında yer aldığını vurguluyor. "Biz savaşan değiliz, sadece ticaret yapmaya çalışıyoruz. Ancak bu tür çatışmalarda bizler rehin kalıyoruz. Uluslararası hukukta denizcilerin korunmasına yönelik daha güçlü mekanizmalar şart." diye konuştu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak küresel enerji güvenliğinin merkezinde yer alıyor. Bu nedenle boğazda yaşanan her türlü aksama, küresel petrol fiyatlarını doğrudan etkiliyor. 2026 yılı başında yaşanan çatışmalar sırasında petrol fiyatları yüzde 15'e varan oranda artmış, uluslararası piyasalarda dalgalanmalara yol açmıştı. Bu durum, özellikle enerji ithalatına bağımlı gelişmekte olan ülkeleri olumsuz etkiledi.
Uzmanlar, bu tür krizlerin yalnızca bölgesel değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirleri üzerinde uzun vadeli etkileri olabileceğine dikkat çekiyor. Deniz ticaretinin sigorta primlerindeki artış, alternatif rota arayışları ve geciken teslimatlar, dünya ticaretinde belirsizlik yaratıyor. Banglar Joyjatra'nın yaşadığı mahsur kalma olayı, denizcilik sektörünün bu tür jeopolitik risklere karşı ne kadar savunmasız olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Uluslararası Deniz Ticaret Odası, çatışma bölgelerinde kalan ticari gemilerin durumu için acil eylem planı oluşturulması çağrısında bulundu.
Bangladeş gibi gelişmekte olan ülkeler, bu tür krizler karşısında diplomatik ve askeri olarak sınırlı bir güce sahip. Bu da vatandaşlarının denizaşırı bölgelerde mahsur kalması durumunda etkili kurtarma operasyonları düzenleme kapasitelerini kısıtlıyor. Banglar Joyjatra vakası, bu zafiyetin somut bir örneği olarak uluslararası toplumun dikkatine sunuldu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından kritik bir öneme sahip. Türkiye, Hürmüz Boğazı üzerinden taşınan petrolün önemli bir alıcısı konumunda; bu nedenle boğazdaki herhangi bir aksama, enerji maliyetlerini doğrudan artırabilir. Ayrıca Türk bayraklı veya Türk firmalarına ait gemiler de bu bölgede faaliyet gösteriyor; benzer bir durumun yaşanması halinde Türk denizciler ve ekonomik çıkarlar da risk altına girebilir. Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimleri ve denizcilik alanındaki deneyimi, bu tür krizlerde arabuluculuk yapma potansiyelini artırıyor. Ayrıca Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi gibi uluslararası deniz hukuku rejimlerine verdiği önem doğrultusunda, denizcilerin güvenliği için daha güçlü uluslararası mekanizmaların oluşturulmasına katkı sağlayabilir.