Dünya, 3 binden fazla can kaybına yol açan 11 Eylül saldırılarının 25. yıl dönümünü anarken, Hindistan'ın önde gelen gazetesi The Hindu'nun olay yerinden aktardığı haberler, saldırıların küresel algısını ve sonrasındaki jeopolitik dönüşümü anlamak için önemli bir arşiv sunuyor. 11 Eylül 2001'de El Kaide militanları tarafından kaçırılan dört yolcu uçağıyla ABD'nin New York, Washington ve Pennsylvania eyaletlerinde düzenlenen saldırılar, 21. yüzyılın ilk büyük jeopolitik kırılması olarak tarihe geçti. The Hindu, olayı takip eden günlerde muhabirlerini bölgeye yönlendirerek, saldırıların hemen ardından yaşanan kaosu, kurtarma çalışmalarını ve uluslararası tepkileri okuyucularına duyurdu.
Olayın Arka Planı ve The Hindu'nun Haberciliği
11 Eylül 2001 sabahı, Amerikan Havayolları'na ait 11 ve 77 sefer sayılı uçaklar ile United Airlines'a ait 93 ve 175 sefer sayılı uçaklar, kaçırılarak New York'taki Dünya Ticaret Merkezi kulelerine ve Washington'daki Pentagon'a çarptırıldı. Dördüncü uçak ise yolcuların müdahalesi sonucu Pennsylvania kırsalında düştü. Saldırılarda 2.977 kişi hayatını kaybetti, 6 binden fazla kişi yaralandı. The Hindu, olayın hemen ardından New York ve Washington'daki muhabirleri aracılığıyla bölgeden canlı bilgiler aktardı; saldırıların ardından ABD'nin Afganistan'a müdahalesi, küresel terörizmle mücadele konseptinin doğuşu ve Hindistan'ın bu süreçteki konumu gazetenin sayfalarında geniş yer buldu.
The Hindu'nun arşivinde, saldırıların ardından Hindistan hükümetinin terörle mücadele kapsamında ABD ile iş birliğini artırma kararı, Pakistan'ın rolü ve Keşmir meselesinin nasıl şekillendiğine dair analizler öne çıkıyor. Gazete, olay yerinden aktardığı haberlerde, saldırıların sadece ABD'yi değil, tüm dünyayı etkileyen bir güvenlik mimarisini dönüştürdüğünü vurguladı.
Küresel ve Bölgesel Boyut
11 Eylül saldırıları, ABD'nin "Terörizmle Küresel Mücadele" doktrinini ilan etmesine yol açtı; Ekim 2001'de Afganistan'a düzenlenen operasyon, 2003'te Irak işgaliyle genişledi. Bu süreç, Güney Asya'da Pakistan-ABD ilişkilerini derinden etkilerken, Hindistan için stratejik bir fırsat penceresi açtı: Washington, Yeni Delhi ile savunma ve istihbarat iş birliğini güçlendirdi. The Hindu'nun haberlerinde, saldırıların ardından Hindistan'ın terörle mücadele konusundaki hassasiyetinin uluslararası platformlarda daha fazla kabul gördüğü, ancak Pakistan'ın nükleer programı ve Keşmir'deki istikrarsızlığın bölgesel güvenliği tehdit etmeye devam ettiği belirtiliyordu. 25 yıl sonra, 11 Eylül'ün mirası; gözetim teknolojilerinin yaygınlaşması, İslamofobi'nin artışı ve Orta Doğu'daki istikrarsızlığın sürmesiyle hâlâ tartışılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
11 Eylül saldırıları, Türk dış politikası ve güvenlik algısı üzerinde de kalıcı etkiler bıraktı. Saldırıların ardından Türkiye, NATO müttefiki olarak ABD'nin Afganistan operasyonuna askerî destek verdi; bu, Türkiye'nin bölgesel konumunu güçlendirirken, Irak işgali öncesinde 1 Mart 2003 tezkeresinin reddedilmesiyle ABD ile ilişkilerde ilk ciddi çatlak yaşandı. Küresel terörle mücadele konsepti, PKK'nın da terör örgütü olarak tanınmasını kolaylaştırdı; ancak Irak'taki istikrarsızlık ve Suriye iç savaşı, Türkiye'nin sınır güvenliği ve ekonomik istikrarını uzun yıllar etkiledi. Bugün 11 Eylül sonrası düzen, Türkiye'nin savunma sanayii hamleleri ve bölgesel ittifak arayışlarının arka planını oluşturuyor.