ABD'de 11 Eylül 2001'de düzenlenen terör saldırılarının üzerinden 25 yıl geçti. El Kaide militanlarının kaçırdığı dört yolcu uçağıyla New York'taki Dünya Ticaret Merkezi kulelerine ve Washington yakınlarındaki Pentagon'a yapılan saldırılarda yaklaşık 3 bin kişi hayatını kaybetti. Saldırılar, ABD'nin Afganistan ve Irak'a müdahalesiyle sonuçlanan, küresel güvenlik dengelerini ve Orta Doğu'yu derinden etkileyen onlarca yıllık savaşların fitilini ateşledi.
Saldırıların arka planı ve bilanço
11 Eylül sabahı, American Airlines ve United Airlines'a ait dört uçak kaçırıldı. İki uçak New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin ikiz kulelerine çarptı; kuleler kısa süre içinde çöktü. Üçüncü uçak Washington'daki Pentagon'a isabet etti. Dördüncü uçak ise yolcuların müdahalesi sonucu Pennsylvania kırsalına düştü. Saldırılarda 2.977 kişi öldü; bunların arasında çok sayıda itfaiyeci, polis ve acil servis çalışanı da vardı. New York'ta Dünya Ticaret Merkezi'nin bulunduğu alan, yıllar süren temizlik ve yeniden inşa çalışmalarının ardından bugün 11 Eylül Ulusal Anıtı ve Müzesi'ne ev sahipliği yapıyor. Saldırılar, ABD'de ve dünyada havacılık güvenliği, istihbarat paylaşımı ve terörle mücadele yasalarında köklü değişikliklere yol açtı. ABD'de 2001'de kabul edilen Vatanseverlik Yasası (PATRIOT Act) ile güvenlik birimlerine geniş yetkiler tanındı; havalimanlarında güvenlik kontrolleri sıkılaştırıldı. Bu tarihsel bilanço, Türkiye'yi de doğrudan etkileyen küresel bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti.
Onlarca yıl süren savaşlar ve küresel etkiler
Saldırıların ardından ABD, El Kaide ve lideri Usame bin Ladin'i hedef alarak Ekim 2001'de Afganistan'a askeri müdahale başlattı. Taliban rejimi kısa sürede devrildi ancak savaş 2021'de ABD askerlerinin çekilmesine kadar sürdü; Taliban yeniden iktidara geldi. 2003'te bu kez Irak işgal edildi; kitle imha silahları bulunamadı. Irak'ta da yıllar süren çatışmalar, mezhep çatışmaları ve DEAŞ'ın yükselişi izledi. ABD, söz konusu savaşlarda binlerce askerini kaybederken, bölge ülkelerinde yüz binlerce sivil hayatını kaybetti; milyonlarca insan yerinden edildi. Bu süreçte küresel terörle mücadele adı altında birçok ülkede güvenlik politikaları sertleşti, gözetim ve istihbarat faaliyetleri arttı. 11 Eylül sonrası dönem, uluslararası ilişkilerde tek kutuplu dünyanın sona erişini hızlandırdı; Çin ve Rusya gibi aktörler etkilerini genişletti. Ayrıca İslam dünyasına yönelik artan ön yargı ve İslamofobi, Batı ile Müslüman toplumlar arasında gerilimlere yol açtı. Türkiye, bu dönemde hem NATO müttefiki olarak ABD ile birlikte hareket etti hem de bölgesel istikrarsızlıkların doğrudan etkilerini yaşadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
11 Eylül saldırıları ve ardından gelen savaşlar, Türk dış politikası ve güvenliği açısından derin sonuçlar doğurdu. Türkiye, NATO üyesi olarak Afganistan'da ISAF kapsamında asker bulundurdu; Irak'ın kuzeyindeki gelişmeler PKK ile mücadelede yeni güvenlik dinamikleri yarattı. DEAŞ'ın Suruç ve Ankara gibi kentlerde düzenlediği saldırılar, ülke içi güvenliği doğrudan etkiledi. Suriye ve Irak'taki istikrarsızlık, mülteci akınına ve sınır güvenliği sorunlarına yol açtı. ABD ile ilişkilerde PKK/YPG konusundaki anlaşmazlıklar derinleşti. Ayrıca İslamofobinin yükselişi, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde yeni gerilim alanları oluşturdu. Bugün 11 Eylül sonrası dönemin mirası, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve diplomasi önceliklerini şekillendirmeye devam ediyor.