11 Eylül 2001'de ABD'de düzenlenen terör saldırılarının üzerinden 25 yıl geçti. Saldırılarda binlerce Amerikalı hayatını kaybederken, onlarca Avrupalı da yaşamını yitirdi. Çeyrek asır sonra, saldırıların arkasında olduğu iddia edilen bazı kişiler hâlâ adalet önüne çıkarılmadı. Bu durum, uluslararası adalet ve güvenlik politikaları açısından derin soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
Saldırıların arka planı ve Avrupalı kurbanlar
11 Eylül saldırıları, El Kaide lideri Usame bin Ladin ve örgütünün düzenlediği, dünya tarihine damga vuran bir terör eylemiydi. New York'taki Dünya Ticaret Merkezi kulelerine, Pentagon'a ve Pennsylvania kırsalına düşen dört uçakla yaklaşık 3.000 kişi hayatını kaybetti. Kurbanlar arasında 90'dan fazla ülkeden insan vardı; bunların arasında onlarca Avrupa vatandaşı da bulunuyordu. İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve başka pek çok Avrupa ülkesinden insanlar o gün hayatını kaybetti. Saldırıların ardından ABD, Afganistan'a askeri müdahale başlatarak El Kaide'yi ve onu barındıran Taliban rejimini hedef aldı. 2011'de Usame bin Ladin Pakistan'da öldürüldü. Ancak saldırıların planlanmasında rolü olduğu öne sürülen bazı isimler hâlâ yargılanmadı. Guantanamo Körfezi'ndeki askeri mahkemede yıllardır süren davalar sonuçsuz kaldı; işkence iddiaları ve hukuki usulsüzlükler süreci çıkmaza soktu.
Küresel güvenlik ve adalet arayışı
Saldırıların ardından ilan edilen "teröre karşı savaş", uluslararası ilişkileri kökten değiştirdi. ABD öncülüğünde başlatılan operasyonlar, Afganistan ve Irak gibi ülkelerde milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine, yerinden edilmesine yol açtı. Avrupa ülkeleri de bu süreçte hem askeri hem de istihbarat alanında ABD ile yakın işbirliği yaptı. Ancak yıllar geçtikçe, saldırıların ardından yürütülen politikaların sonuçları sorgulanmaya başlandı. Özellikle Avrupa'da, 11 Eylül sonrası alınan güvenlik tedbirlerinin sivil özgürlükleri kısıtladığı yönünde eleştiriler yükseldi. Ayrıca, saldırılarda hayatını kaybeden Avrupalı kurbanların aileleri, adaletin tam olarak sağlanamadığını düşünüyor. Bazı davalar hâlâ devam ediyor; ancak zaman aşımı ve delil yetersizliği gibi nedenlerle sonuç alınamıyor. 25. yıldönümünde, Avrupa başkentlerinde anma törenleri düzenleniyor ve kurbanlar saygıyla anılıyor. Aynı zamanda, terörle mücadelede uluslararası işbirliğinin önemi bir kez daha vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
11 Eylül saldırıları, Türkiye'nin güvenlik algısını ve dış politikasını derinden etkiledi. Saldırılar sonrası ABD'nin Afganistan ve Irak müdahaleleri, Türkiye'nin bölgesel dengelerini sarstı. Türkiye, terörle mücadelede hem NATO müttefiki olarak hem de kendi güvenlik kaygılarıyla kritik bir konumda yer aldı. 2003'te Irak'a asker gönderme tezkeresinin reddedilmesi, iki ülke ilişkilerinde kırılma yarattı. Bugün Suriye ve Irak'taki istikrarsızlık, PKK/YPG gibi terör örgütlerinin varlığı, 11 Eylül sonrası oluşan güvenlik mimarisinin Türkiye'ye etkilerini gösteriyor. Türkiye, terörle mücadelede uluslararası işbirliğini savunurken, kendi sınır güvenliğini ve bölgesel çıkarlarını korumaya öncelik veriyor. Adalet arayışı ve terörle mücadele dengesi, Türk dış politikasının temel meselelerinden biri olmayı sürdürüyor.