11 Eylül 2001 saldırılarının üzerinden 25 yıl geçti. ABD'de yapılan araştırmalar, 100 milyondan fazla Amerikalının bu saldırıları hatırlamadığını, çünkü olay gerçekleştiğinde ya çok küçük olduklarını ya da henüz doğmadıklarını ortaya koyuyor. Bu durum, ABD'nin terörle mücadele politikalarını ve ulusal güvenlik stratejisini yeniden düşünmesi gerektiği anlamına geliyor. Saldırıların dehşeti hafızalarda silinirken, tehdit algısı hâlâ canlı. ABD, bir yandan bu tehditle nasıl başa çıkacağına dair bir yol ayrımında.
Gelişmenin Arka Planı
11 Eylül 2001'de El Kaide tarafından gerçekleştirilen saldırılar, 2.977 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. New York'taki Dünya Ticaret Merkezi kuleleri, Pentagon ve Pensilvanya'da düşürülen uçak, ABD tarihinde derin izler bıraktı. O dönemde yetişkin olan Amerikalılar için bu olay, Pearl Harbor'dan bu yana ülkeye yapılan en büyük saldırıydı. Ancak aradan geçen çeyrek asırda, nüfusun önemli bir kısmı için bu olay artık sadece tarih kitaplarında yer alan bir anı.
Pew Research Center'ın verilerine göre, 2001 yılında 18 yaş ve üzeri olan Amerikalıların sayısı yaklaşık 210 milyondu. Bugün ise 100 milyondan fazla Amerikalı, saldırıları hatırlayacak yaşta değil. Bu nesil, terörle mücadele kavramını daha çok Irak ve Afganistan savaşları üzerinden biliyor. Ancak bu savaşların sona ermesi ve ABD'nin Afganistan'dan çekilmesiyle birlikte, 11 Eylül'ün gölgesi de giderek siliniyor.
ABD hükümeti, 11 Eylül sonrası dönemde terörle mücadele için trilyonlarca dolar harcadı. İç Güvenlik Bakanlığı kuruldu, istihbarat teşkilatları yeniden yapılandırıldı, gözetim yasaları genişletildi. Ancak bugün, bu politikaların etkinliği sorgulanıyor. Özellikle Afganistan'dan çekilme sonrası, ABD'nin terörle mücadelede yeni bir stratejiye ihtiyaç duyduğu belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
11 Eylül saldırıları sadece ABD'yi değil, tüm dünyayı etkiledi. NATO, tarihinde ilk kez 5. maddeyi işleterek ABD'ye destek verdi. Bu, ittifakın kolektif savunma ilkesinin somut bir yansımasıydı. Ancak yıllar içinde NATO'nun Afganistan'daki varlığı sona erdi ve ittifakın odak noktası değişti. Bugün NATO, daha çok Rusya ve Çin gibi geleneksel tehditlere odaklanmış durumda.
Öte yandan, terör örgütleri de evrim geçirdi. El Kaide'nin yerini IŞİD gibi daha radikal ve karmaşık yapılar aldı. İnternet ve sosyal medya, radikalleşmeyi kolaylaştıran bir araç haline geldi. ABD, bu yeni tehditlerle mücadelede müttefikleriyle işbirliğini sürdürüyor ancak 11 Eylül sonrası oluşan geniş koalisyonun dağılma sürecinde olduğu gözlemleniyor.
ABD'nin Orta Doğu'daki varlığı da sorgulanıyor. Irak ve Suriye'deki askeri operasyonlar, bölgede istikrarsızlığa yol açtığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Ancak ABD, İran ve vekil gruplarına karşı caydırıcılığını korumak için bölgede kalmaya devam ediyor. Bu denge politikası, 11 Eylül'ün mirasının bir yansıması olarak görülebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
11 Eylül saldırıları sonrası Türkiye, ABD ile birlikte terörle mücadelede aktif rol aldı. Ancak Irak Savaşı'na asker gönderme tezkeresinin reddedilmesi, iki ülke ilişkilerinde soğukluk yarattı. Bugün Türkiye, kendi güvenlik öncelikleri doğrultusunda PKK/YPG ve FETÖ gibi örgütlerle mücadele ederken, ABD ile bu konularda görüş ayrılıkları yaşıyor. 11 Eylül'ün 25. yılında, Türkiye'nin bölgesel güvenlik mimarisindeki rolü ve ABD ile ilişkileri, terörle mücadele bağlamında şekillenmeye devam ediyor. Afganistan'daki gelişmeler ve Orta Doğu'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik politikalarını doğrudan etkiliyor.