Çinli siyaset bilimci ve hükümet danışmanı Zheng Yongnian, gelecekteki Xi Jinping-Donald Trump görüşmelerinden ne beklenmesi gerektiğine dair önemli açıklamalarda bulundu. Zheng'in akademik çalışmaları ağırlıklı olarak çağdaş Çin, özellikle siyaset, ülkenin dönüşümü ve dış ilişkileri üzerine yoğunlaşıyor. SCMP Plus okuyucuları, Open Questions serisindeki makalelere erken erişim hakkına sahip. Birçok kişi, bu görüşmelerin Çin-ABD ilişkilerinin geleceği açısından kritik olduğunu belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
Zheng Yongnian, Çin'in önde gelen siyaset bilimcilerinden biri olarak kabul ediliyor. Uzun yıllar boyunca Çin'in siyasi dönüşümünü ve dış politikasını analiz eden Zheng, aynı zamanda hükümete danışmanlık yapıyor. Bu nedenle görüşleri, Pekin'in dış politika stratejilerine dair ipuçları olarak değerlendiriliyor. Zheng'in son değerlendirmesi, ABD'de Donald Trump'ın başkanlığı döneminde Çin ile ilişkilerin nasıl şekilleneceğine odaklanıyor. Trump'ın ilk döneminde başlayan ticaret savaşları ve teknoloji rekabeti, iki ülke arasındaki gerilimin ana hatlarını oluşturmuştu. Şimdi ise Trump'ın yeniden başkan seçilmesiyle birlikte, Xi Jinping ile yapacağı olası görüşmelerin nasıl bir seyir izleyeceği merak konusu.
Zheng Yongnian, bu görüşmelerde Çin'in temel önceliklerinin ekonomik işbirliğini yeniden tesis etmek ve teknoloji alanındaki kısıtlamaların hafifletilmesi olduğunu vurguluyor. Ancak ABD tarafının, özellikle Tayvan, Güney Çin Denizi ve insan hakları konularında baskı unsurlarını sürdürmesi bekleniyor. Zheng'e göre, Xi ve Trump arasındaki diyalog, karşılıklı güvensizliğe rağmen, istikrar arayışının bir yansıması olacak. Çin, uzun vadeli stratejik hedeflerinden taviz vermeden, kısa vadeli ekonomik çıkarlarını korumaya çalışacak.
Ayrıca Zheng, Çin'in küresel ekonomideki rolünü güçlendirmek için bölgesel ticaret anlaşmalarına (RCEP gibi) ve Kuşak-Yol Girişimi'ne önem verdiğini belirtiyor. ABD'nin çevreleme politikalarına karşı Çin, Avrupa ve Asya ülkeleriyle ilişkilerini dengeleyerek yanıt vermeyi planlıyor. Zheng'in analizleri, Pekin'in Trump yönetimiyle ilişkilerde "yönetilebilir rekabet" ve "seçici işbirliği" ilkelerini benimseyeceğini gösteriyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Xi-Trump görüşmeleri, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda küresel jeopolitik dengeyi de yakından ilgilendiriyor. Çin ve ABD, dünyanın en büyük iki ekonomisi olarak ticaret, teknoloji, iklim değişikliği ve güvenlik gibi alanlarda belirleyici aktörler. Görüşmelerin sonuçları, Asya-Pasifik bölgesindeki güç dengesini, Kuzey Kore nükleer programını, İran nükleer anlaşmasını ve hatta Orta Doğu'daki istikrarı etkileyebilir. Özellikle Tayvan meselesi, iki ülke arasında potansiyel bir çatışma noktası olarak öne çıkıyor. Çin, Tayvan'ı kendi topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak görürken, ABD'nin Tayvan'a yönelik silah satışları ve resmi temasları Pekin'in tepkisini çekiyor.
Zheng Yongnian'a göre, Xi ve Trump arasındaki olası bir zirve, bu hassas konularda tansiyonu düşürebilir ancak kalıcı bir çözüm getirmesi zor. Bununla birlikte, görüşmelerin ticaret savaşlarının yeni bir boyuta taşınmasını engelleyebileceği ve küresel piyasalara kısa vadeli bir rahatlama sağlayabileceği düşünülüyor. Ayrıca, Çin'in Kuşak-Yol projesi ve ABD'nin Hint-Pasifik stratejisi arasındaki rekabet, bölgesel ülkeleri de pozisyon almaya zorluyor. Güneydoğu Asya ülkeleri, iki büyük güç arasında denge kurmaya çalışırken, Japonya ve Avustralya gibi ABD müttefikleri daha net bir tavır sergiliyor.
Küresel iklim değişikliğiyle mücadele de bu görüşmelerin önemli bir gündem maddesi olabilir. ABD ve Çin, karbon emisyonlarını azaltma konusunda işbirliği yapmazsa, Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak zorlaşır. Zheng, bu alanda işbirliğinin iki ülke arasında güven tesisine katkı sağlayabileceğini ancak Trump'ın iklim politikalarındaki belirsizliğin süreci zorlaştırdığını ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin-ABD ilişkilerindeki dalgalanmalar, Türkiye'nin dış politika ve ekonomik çıkarlarını da yakından etkiliyor. Türkiye, hem NATO üyesi olarak ABD ile stratejik ortaklığını sürdürüyor hem de Kuşak-Yol Girişimi kapsamında Çin ile işbirliğini derinleştiriyor. Xi-Trump görüşmelerinin seyri, Türkiye'nin bu iki büyük güç arasında denge kurma stratejisini etkileyebilir. Özellikle ticaret savaşlarının yeniden alevlenmesi, Türkiye'nin ihracat pazarlarını ve enerji güvenliğini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin Çin'e yönelik teknoloji yaptırımları, Türk savunma sanayisinin Çin ile olan işbirliğini zorlaştırabilir. Türkiye, bu süreçte diplomatik kanalları açık tutarak, hem Batı hem de Doğu ile ilişkilerini dengelemeye özen göstermeli.