Pakistan ordusu, Hindistan'ın 29 Eylül 2026 gecesi Keşmir'in Budgam bölgesinde düzenlediği ortak operasyonda 'etkisiz hale getirildiğini' duyurduğu Mohd Asif alias Hashim Moosa'nın kimliğine itiraz ederek, söz konusu kişinin sağ olduğunu ve Pakistan'da yaşadığını açıkladı. İslamabad yönetimi, Hindistan'ın 'yanlış kimlik tespiti' yaptığını savunarak şahsı basına tanıttı. Bu gelişme, iki nükleer güç arasında yıllardır süren Keşmir anlaşmazlığını yeniden alevlendirdi.
Olayın arka planı ve tarafların iddiaları
Hindistan ordusu, 29 Eylül gecesi Budgam'da düzenlenen istihbarat destekli operasyonda, yasaklı örgütlerle bağlantılı olduğu öne sürülen Mohd Asif alias Hashim Moosa'nın öldürüldüğünü açıklamıştı. Hint güvenlik kaynakları, Asif'in bölgede aktif bir militan olduğunu ve birçok saldırının planlayıcısı olduğunu iddia etti. Ancak Pakistan, bu iddiayı reddederek, Asif'in Pakistan'da yaşayan sıradan bir vatandaş olduğunu ve görüntülerle kamuoyuna sunulduğunu belirtti. Pakistan Dışişleri Bakanlığı, Hindistan'ın 'asılsız suçlamalarla bölgede gerginlik yarattığını' öne sürdü. Hindistan ise Pakistan'ın 'teröristleri koruduğu' yönündeki suçlamalarını sürdürdü. İki taraf arasındaki bu karşılıklı suçlamalar, 2019 Pulwama saldırısı sonrası yaşanan gerilimi hatırlattı.
Keşmir, Hindistan ve Pakistan arasında 1947'den bu yana süren bir ihtilaf bölgesi. Her iki ülke de bölgenin tamamı üzerinde hak iddia ediyor. Son yıllarda Hindistan, bölgede askeri operasyonlarını yoğunlaştırırken, Pakistan 'insan hakları ihlalleri' suçlamalarıyla uluslararası kamuoyunu harekete geçirmeye çalışıyor. Bu olay, taraflar arasındaki güven bunalımının ne kadar derin olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Olay, Güney Asya'da istikrarı tehdit eden bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Hindistan ve Pakistan, nükleer silaha sahip iki ülke olarak, herhangi bir yanlış anlaşılmanın kontrolden çıkma riski taşıyor. Son yıllarda taraflar arasında doğrudan bir sıcak çatışma yaşanmasa da, Keşmir'deki düşük yoğunluklu çatışmalar ve sınır ihlalleri sık sık gündeme geliyor. Uluslararası toplum, özellikle ABD, Çin ve Rusya, bölgede tansiyonun düşürülmesi çağrısı yapıyor. Çin, Pakistan'ın geleneksel müttefiki olarak, Hindistan'ın bölgedeki askeri varlığını eleştirirken; ABD, Hindistan ile stratejik ortaklığını sürdürüyor. Bu denge, bölgesel güç mücadelesini daha da karmaşık hale getiriyor. Öte yandan, olayın ardından Pakistan'ın diplomatik girişimlerini artırarak, Hindistan'ı uluslararası platformlarda zor durumda bırakmayı hedeflediği düşünülüyor. Hindistan ise Pakistan'ın 'terörü desteklediği' söylemini yineleyerek, uluslararası baskıyı kendi lehine çevirmeye çalışacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Pakistan ile yakın tarihsel ve kültürel bağlara sahip olup, Keşmir meselesinde uzun süredir Pakistan'ın yanında bir tutum sergiliyor. Son yıllarda Hindistan ile ilişkilerini dengelemeye çalışan Ankara, bu tür olaylarda taraf olmaktan kaçınıyor. Ancak Pakistan'ın destek arayışı, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolünü artırabilir. Ayrıca, Hindistan'ın Keşmir'deki uygulamalarına yönelik eleştiriler, Türkiye'nin uluslararası platformlardaki pozisyonunu etkileyebilir. Ekonomik ilişkiler açısından, Hindistan ile ticaret hacmini artırmayı hedefleyen Türkiye için bu gerilim, denge politikasını zorlaştırabilir. Güvenlik boyutunda ise, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin Asya'ya açılım stratejilerini olumsuz etkileyebilir.