ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin önümüzdeki hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında bir araya gelmesi için çalışmalar sürüyor. Trump yönetimi, Moskova’nın Kiev’e karşı yürüttüğü savaşı sona erdirecek bir çözüm bulunması için baskı yaparken, Ukrayna’da sivil ölümlerin artması dikkat çekiyor. Görüşmenin gerçekleşmesi halinde, savaşın başlangıcından bu yana ilk kez iki lider yüz yüze bir araya gelmiş olacak.
Beyaz Saray ve Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi’nden yapılan açıklamalara göre, henüz kesin bir tarih belirlenmemekle birlikte, heyetler arasında temaslar devam ediyor. Trump, seçim kampanyası sırasında Ukrayna savaşını hızla bitireceği vaadinde bulunmuştu. Göreve geldikten sonra ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüşmüş, ancak somut bir ateşkes sağlanamadı. Bu kez doğrudan Zelenskiy ile görüşerek bir yol haritası çizmek istiyor.
Görüşmenin arka planı ve tarafların pozisyonları
BM Genel Kurulu, her yıl Eylül ayında New York’ta dünya liderlerini bir araya getiriyor. Bu yılki toplantı, Ukrayna savaşının seyri açısından kritik bir dönemeç olarak görülüyor. Trump, görüşmede Zelenskiy’e “adil bir barış” için çağrıda bulunmayı planlıyor. Ancak Ukrayna tarafı, toprak bütünlüğünden taviz verilmemesi konusunda kararlı. Kiev yönetimi, Rusya’nın işgal ettiği toprakların geri verilmesi ve savaş suçlularının yargılanması gibi ön koşulları koruyor.
Öte yandan Rusya, son haftalarda Ukrayna’nın enerji altyapısına ve sivil yerleşim yerlerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin verilerine göre, son bir ayda sivil ölümleri önceki aylara kıyasla yüzde 30 arttı. Bu durum, uluslararası toplumun baskısını artırırken, Trump yönetimi üzerinde de bir an önce sonuç alma konusunda baskı oluşturuyor.
Trump’ın ulusal güvenlik danışmanı, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “Başkan Trump, bu savaşın sona ermesi için her türlü diplomatik kanalı kullanmaya hazır. BM Genel Kurulu bu fırsat için önemli bir platform” dedi. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı ise “Zelenskiy, barış için her zaman hazır olduğunu göstermiştir. Ancak barış, Ukrayna’nın egemenliğine saygı gösterilmesiyle mümkündür” açıklamasını yaptı.
Bölgesel ve küresel etkiler
Zelenskiy-Trump görüşmesi, sadece Ukrayna için değil, tüm Avrupa güvenlik mimarisi için belirleyici olabilir. NATO ülkeleri, ABD’nin Ukrayna’ya verdiği desteğin azalmasından endişe ediyor. Trump’ın daha önce yaptığı “Avrupa kendi güvenliği için daha fazla sorumluluk almalı” açıklamaları, Avrupa başkentlerinde tedirginlik yaratmıştı. Bu görüşme, transatlantik ilişkilerin geleceği açısından da bir test niteliğinde.
Rusya Devlet Başkanı Putin ise görüşmeye temkinli yaklaşıyor. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, “Amerika’nın Ukrayna’ya silah göndermeye devam etmesi, barış çabalarını baltalıyor” dedi. Rusya, Trump’ın arabuluculuğunu kabul etse bile, sahada kazandığı avantajları masada kaybetmek istemiyor.
Çin ve diğer büyük güçler de gelişmeyi yakından takip ediyor. Çin Dışişleri Bakanlığı, “Tüm tarafları diyaloğa teşvik ediyoruz” açıklamasıyla, arabuluculuk rolü üstlenmeye istekli olduğunu ima etti. Ancak Çin’in Rusya ile yakın ilişkisi, Batı’da şüpheyle karşılanıyor.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ise görüşme öncesinde yaptığı çağrıda, “Savaşın sona ermesi için bu fırsat penceresini kullanmalıyız. Sivillerin korunması ve insani yardımların engelsiz ulaştırılması önceliğimizdir” dedi. Guterres, ayrıca her iki lideri de diyaloga açık olmaya davet etti.
Ukrayna’da kamuoyu, olası bir görüşmeye temkinli iyimser yaklaşıyor. Kiev’de yaşayan bir öğretmen, “Trump’ın ne yapacağını kestirmek zor. Ama en azından konuşuluyor olması, bir umut” diyor. Ancak pek çok Ukraynalı, toprak tavizinin kabul edilemez olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna savaşında denge politikası izleyerek hem Kiev’e hem Moskova’ya açık kapı bıraktı. Zelenskiy-Trump görüşmesi, Türkiye’nin arabuluculuk rolünü güçlendirebilir. Ankara, daha önce İstanbul’da müzakere masası kurmuş, tahıl koridoru anlaşmasına öncülük etmişti. Savaşın seyri, Türkiye’nin enerji güvenliği ve Karadeniz’deki dengeler açısından kritik. Ayrıca ABD’nin Ukrayna’ya desteğini azaltması, Türkiye’nin NATO içindeki konumunu ve savunma iş birliklerini etkileyebilir. Türkiye, olası bir ateşkes sürecinde yeniden kilit arabulucu olma fırsatını değerlendirecektir.