İsrail'de 28 Ekim'de yapılan genel seçimlerin ardından Başbakan Binyamin Netanyahu ile rakibi Gadi Eisenkot, liderlik konusunda rakip iddialar ortaya attı. Netanyahu sağcı bir hükümet çağrısı yaparken, Eisenkot seçmenlerin uzun süredir iktidarda olan lidere sırtını döndüğünü savundu. Çıkış anketlerinin kesin bir sonuç vermemesi, ülkeyi yeni bir siyasi belirsizlik dönemine sürükledi.
Seçim Sonuçları ve Siyasi Tablo
İsrail'de 28 Ekim Salı günü yapılan erken genel seçimler, ülkenin son dört yılda beşinci kez sandık başına gitmesi anlamına geliyordu. Seçim, uzun süredir devam eden siyasi istikrarsızlığı sona erdirmek için kritik bir fırsat olarak görülüyordu. Ancak sandık çıkış anketleri, ne Netanyahu'nun liderliğindeki Likud Partisi'nin ne de muhalefet blokunun hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamadığını gösterdi. Bu durum, koalisyon müzakerelerinin haftalar, hatta aylar sürebileceği anlamına geliyor.
Başbakan Netanyahu, seçim gecesi yaptığı açıklamada, "İsrail halkı sağcı bir hükümet istedi" diyerek, sağ blokun zaferini ilan etti ve destekçilerine hükümeti kurma çağrısı yaptı. Netanyahu, özellikle Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in partisi Otzma Yehudit ve Bezalel Smotrich'in Dini Siyonizm partisiyle koalisyon kurmak istiyor. Ancak bu ittifak, merkez sol ve Arap partilerinin itirazlarıyla karşılaşabilir.
Öte yandan, eski Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı Gadi Eisenkot, Netanyahu'nun siyasi geleceğinin tehlikede olduğunu savunarak, "Seçmenler Netanyahu'nun yolsuzluk iddiaları ve güvenlik konularındaki başarısızlığı nedeniyle değişim istedi" dedi. Eisenkot, kendi partisi olan "Ulusal Birlik"in (National Unity) merkez sol blokun en büyük parçası olduğunu ve hükümeti kurma görevinin kendisine verilmesi gerektiğini belirtti.
Siyasi Kutuplaşma ve Gelecek Senaryoları
İsrail siyaseti, son yıllarda derin bir kutuplaşma yaşıyor. Netanyahu'nun yargı reformu tartışmaları, ülkeyi iç savaşın eşiğine getirmiş, kitlesel protestolar ve grevler yaşanmıştı. Bu seçim, Netanyahu'nun iktidarını sürdürüp sürdüremeyeceği açısından bir referandum niteliğindeydi. Ancak sonuçlar, toplumun bölünmüşlüğünü yansıtıyor: Sağ blok, dini ve milliyetçi partilerle güçlü; merkez sol ve sol partiler ise Netanyahu karşıtlığında birleşiyor.
Seçim sonuçlarına göre, Likud Partisi'nin 30-32 sandalye kazandığı, Ulusal Birlik'in ise 12-14 sandalye elde ettiği tahmin ediliyor. Ancak kesin sonuçlar henüz açıklanmadı. Koalisyon görüşmelerinde Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un arabuluculuk rolü kritik olacak. Herzog, partilerle istişare ederek hükümeti kurma görevini en fazla sandalyeye sahip parti liderine verecek. Ancak hiçbir blokun 61 sandalyeye ulaşamaması durumunda, yeni bir seçim kaçınılmaz görünüyor.
Netanyahu'nun yolsuzluk davaları da siyasi belirsizliği artırıyor. Netanyahu hakkında devam eden yargı süreci, onun başbakanlık görevini sürdürmesini zorlaştırabilir. Eisenkot ise temiz bir sicil ve güvenlik alanındaki deneyimiyle öne çıkıyor. Ancak Eisenkot'un siyasi deneyimsizliği, koalisyon kurma yeteneği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İsrail'deki siyasi belirsizlik, Orta Doğu'daki dengeleri de etkiliyor. Netanyahu'nun sağcı koalisyon kurması halinde, Filistin meselesinde daha sert bir çizgi izlenmesi ve Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerinin artması bekleniyor. Bu durum, Arap ülkeleriyle normalleşme sürecini (İbrahim Anlaşmaları) zora sokabilir. Ayrıca, İran nükleer programına karşı izlenecek politika da hükümetin bileşimine bağlı.
Öte yandan, Eisenkot liderliğinde bir hükümet, daha ılımlı bir çizgi izleyebilir ve Filistinlilerle barış sürecini yeniden başlatma sinyali verebilir. Ancak İsrail siyasetindeki sağ kayma göz önüne alındığında, bunun ne kadar mümkün olduğu tartışmalı.
ABD yönetimi, İsrail'deki gelişmeleri yakından takip ediyor. Beyaz Saray, iki devletli çözümü desteklediğini yinelemiş durumda. Ancak Netanyahu'nun sağcı ortakları, bu çözüme karşı çıkıyor. ABD-İsrail ilişkileri, özellikle İran ve Filistin politikaları nedeniyle gerilebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki siyasi belirsizlik, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu doğrudan etkiliyor. Netanyahu'nun sağcı bir koalisyonla iktidara gelmesi, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir gerilim dönemine yol açabilir. Özellikle Filistin meselesi ve Doğu Akdeniz'deki enerji rekabeti, iki ülke arasındaki bağları zorlayabilir. Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bölgede etkin bir aktör olmayı sürdürürken, İsrail'in sertleşen politikaları Ankara'nın tepkisini çekebilir. Öte yandan, Eisenkot gibi daha ılımlı bir liderin başbakan olması, Türkiye ile İsrail arasında diyalog kapılarını aralayabilir ve ekonomik işbirliğini artırabilir. Ancak İsrail siyasetindeki sağ eğilim, Türkiye'nin beklentilerini sınırlıyor. Türkiye, gelişmeleri yakından izleyerek, Filistin meselesindeki hassasiyetini koruyacak ve bölgesel istikrar için diplomatik girişimlerini sürdürecektir.