Singapur'da yaşayan 36 yaşındaki Jillian Lim, hayatı boyunca bedeninin sürekli başkaları tarafından eleştirilmesine maruz kaldı. Çocukken 'çok zayıf' olduğu için daha fazla yemesi söylenen Lim, ergenlik döneminde ise 'anoreksik' olarak etiketlendi. Şimdi ise 30'lu yaşlarının ortasında kilo almayı başardıktan sonra bu kez 'fazla kilolu' bulunarak bedenini savunmak zorunda kalıyor. Kadınların maruz kaldığı bu çifte standardın bireysel bir öyküden öte, toplumsal bir sorun olduğunu belirten Lim, yaşadıklarını bir makaleyle paylaştı.
Çocukluktan yetişkinliğe uzanan beden sorgulamaları
Jillian Lim, çocukluğunda ailesi ve akrabaları tarafından sürekli 'daha çok ye' uyarılarıyla büyüdü. 'O zamanlar doğal olarak zayıftım, ama herkes beni yemeye zorlardı' diyen Lim, ergenlik döneminde yaşıtlarının da dahil olduğu bir beden baskısıyla karşılaştı. Okulda arkadaşları ve hatta öğretmenleri, onun yeme bozukluğu olduğunu ima eden sözler söyledi. 'Bir gün bir öğretmen beni kenara çekip 'Yeme bozukluğun mu var?' diye sordu. Bu, o yaşta bir genç için çok yaralayıcıydı' diye anlatıyor.
Lim, 20'li yaşlarında da benzer yorumlarla karşılaşmaya devam etti. 'Kilo almam gerektiğini, aksi takdirde sağlıklı olmadığımı söyleyenler oldu' diyen Lim, 30'lu yaşlarda metabolizmasının yavaşlaması ve yaşam tarzındaki değişikliklerle birlikte kilo almaya başladı. Ancak bu kez eleştiriler yön değiştirdi. 'Artık fazla kilolu olduğum söyleniyor, diyet yapmam gerektiği söyleniyor. Yani asla kimseyi memnun edemiyorum' diye yakınıyor.
Toplumsal cinsiyet ve beden politikaları
Lim'in deneyimi, özellikle Asya toplumlarında kadın bedenine yönelik baskıyı gözler önüne seriyor. Medyada sürekli ideal bir beden dayatılırken, gerçek hayatta kadınların hem çok zayıf hem de çok kilolu olmaları eleştiriliyor. Uzmanlar, bu çifte standardın kadınların özgüvenini olumsuz etkilediğini ve yeme bozukluklarına yol açabildiğini belirtiyor. Singapur merkezli psikolog Dr. Tan Wei Ming, 'Kadınlar sürekli olarak başkalarının beklentilerini karşılamaya çalışırken kendi bedenlerine yabancılaşıyor. Bu, toplumsal bir sorundur' dedi.
Lim, makalesinde insanların bedenler hakkında yorum yapmaktan vazgeçmesi gerektiğini vurguluyor. 'Birine 'çok zayıfsın' veya 'biraz kilo almışsın' demek, onun sağlığı veya mutluluğu hakkında hiçbir şey söylemez. Sadece gereksiz bir baskı oluşturur' diye ekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu haber, Türkiye'de de yaygın olan beden algısı sorunlarına ışık tutuyor. Özellikle genç kadınlar arasında sosyal medyanın da etkisiyle mükemmel beden arayışı, yeme bozuklukları ve psikolojik sorunlara yol açabiliyor. Türkiye'de de benzer şekilde, zayıf kadınlar 'anoreksik' damgası yerken, kilo alanlar 'kontrolsüz' olarak etiketleniyor. Bu durum, kadına yönelik toplumsal baskının ve çifte standardın evrensel bir boyutu olduğunu gösteriyor. Türkiye'de medya ve eğitim kurumlarının sağlıklı beden algısını teşvik etmesi, bu tür önyargıların azalmasına katkı sağlayabilir.