Çin Halk Cumhuriyeti, 25 Eylül 2024 tarihinde uluslararası sulara doğru bir kıtalararası balistik füze (ICBM) denemesi gerçekleştirdi. Füze, Pasifik Okyanusu’nun belirlenmiş bir bölgesine düştü. Pekin yönetimi, denemeyi rutin bir savunma faaliyeti olarak nitelendirirken, özellikle Japonya, Tayvan, Avustralya ve Amerika Birleşik Devletleri endişelerini dile getirdi. Bu gelişme, Çin’in askeri kapasitesini sergilemesi ve bölgedeki güç dengesini etkilemesi açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Denemenin arka planı ve teknik detaylar
Çin Savunma Bakanlığı sözcüsü, yapılan yazılı açıklamada füzenin “önceden belirlenmiş bir hedef”e isabet ettiğini ve testin başarıyla tamamlandığını duyurdu. Denemede Dongfeng-41 veya Dongfeng-31AG gibi modern bir ICBM’nin kullanıldığı tahmin ediliyor. Bu füzeler, 12.000 kilometreye varan menzilleriyle ABD kıtasını vurabilecek kapasiteye sahip. Çin, daha önce bu tür füzeleri genellikle karasal sınırları içinde, Taklamakan Çölü gibi kapalı alanlarda test ederken, Pasifik’e yönelik atış nadir görülen bir durum. Uzmanlar, bu hamlenin Çin’in denizdeki nişan alma ve fırlatma kabiliyetlerini geliştirme amacı taşıdığını belirtiyor.
Test, Çin’in 74. kuruluş yıldönümü kutlamalarından hemen önce gerçekleşti. Yetkililer, denemenin herhangi bir ülkeye tehdit oluşturmadığını ve uluslararası hukuka uygun olduğunu savundu. Ancak, füzenin rotası üzerinde ticari gemiler ve sivil uçaklar için önceden uyarı yapılmış olmasına rağmen, denemenin güvenlik riskleri taşıdığı eleştirileri yapıldı.
Bölgesel ve küresel yankılar
Japonya Başbakanı, bu tür denemelerin bölgesel istikrara zarar verdiğini ve Çin’in askeri şeffaflığını artırması gerektiğini söyledi. Tayvan yönetimi ise denemeyi “provokatif” olarak nitelendirdi. Avustralya Dışişleri Bakanı, Çin’in askeri faaliyetlerinin Hint-Pasifik bölgesinde gerginliği tırmandırdığını belirtti. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) sözcüsü, “Bu tür denemeler, ittifaklarımızın ve caydırıcılık kapasitemizin gerekliliğini bir kez daha gösteriyor” dedi.
Çin’in bu hamlesi, aynı zamanda Güney Çin Denizi’ndeki egemenlik iddiaları ve Tayvan’a yönelik askeri baskılarla birlikte değerlendirildiğinde, bölgede süregelen silahlanma yarışının bir parçası olarak görülüyor. Rusya ve Kuzey Kore’den ise henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin’in Pasifik’e yönelik füze denemesi, doğrudan Türkiye’yi hedef almasa da küresel güç dengesi ve Türkiye’nin Asya-Pasifik bölgesindeki gelişmelerle olan bağlantıları açısından önem taşıyor. Türkiye, Çin ile ekonomik ilişkilerini derinleştirirken, aynı zamanda NATO üyesi olarak ABD ve müttefikleriyle güvenlik iş birliğini sürdürüyor. Bu tür denemeler, ittifak dayanışması ve caydırıcılık politikalarını yeniden gündeme getirebilir. Öte yandan, Türkiye’nin savunma sanayii alanında bağımsız füze teknolojisi geliştirme çabaları (Bora, Tayfun gibi) göz önüne alındığında, bu tür testlerin uluslararası normlar ve güvenlik algıları üzerindeki etkileri yakından takip edilmelidir. Bölgesel bir güç olarak Türkiye, Hint-Pasifik’teki gerilimlerin küresel ticaret yollarına ve enerji güvenliğine olası yansımalarını da hesaba katmak zorundadır.