Uluslararası ilişkiler literatüründe 'zayıf devlet' (weak state) ve 'başarısız devlet' (failed state) kavramları on yıllardır kullanılıyor. Ancak küresel ölçekte zarara yol açan süper güçleri tanımlamak için henüz yerleşik bir terim yok. Son dönemdeki bir makale, bu boşluğa dikkat çekerek 'zararlı devlet' (pernicious state) kavramını öneriyor. Yazıya göre, uluslararası sistemdeki güçlü aktörlerin neden olduğu iklim krizi, savaşlar, yaptırımlar ve insan hakları ihlalleri gibi sorunları anlamak için yeni bir kavramsal çerçeveye ihtiyaç var.
Zayıf ve Başarısız Devlet Kavramlarının Sınırları
Soğuk Savaş sonrası dönemde, devlet kapasitesi ve egemenlik sorunları 'zayıf devlet' ve 'başarısız devlet' kavramlarıyla açıklandı. Bu terimler genellikle iç savaş, yoksulluk, yolsuzluk ve kurumsal çöküş yaşayan ülkeleri tanımlamak için kullanıldı. Ancak bu yaklaşım, küresel güç merkezlerinin yol açtığı sistemik sorunları göz ardı ediyor. Örneğin, bir süper gücün işgal ettiği ülkede yarattığı yıkım, o ülkeyi 'başarısız' ilan etmekle açıklanamaz; asıl sorun, dış müdahalenin kendisidir.
Makale, 'zararlı devlet' kavramını şöyle tanımlıyor: Kendi çıkarları için küresel kamusal mallara (iklim, barış, insan hakları) zarar veren, ancak hesap verebilirlik mekanizmalarından muaf olan güçlü devletler. Bu tür devletler, askeri müdahaleler, ekonomik yaptırımlar, propaganda ve uluslararası hukuku bypass etme yoluyla zarar üretir. Örnek olarak, 2003 Irak işgali, 2011 Libya müdahalesi ve son yıllarda artan ticaret savaşları gösteriliyor.
Küresel Sistemdeki Yansımaları
Zararlı devletler, uluslararası kurumları da etkisiz hale getirebiliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde veto yetkisi, bu devletlerin sorumluluktan kaçmasına olanak tanıyor. Ayrıca, küresel ekonomik düzen, bu devletlerin para birimleri ve finansal sistem üzerindeki hakimiyeti nedeniyle onların lehine işliyor. Makale, bu durumun küresel adalet ve demokrasi açısından ciddi bir meşruiyet krizine yol açtığını savunuyor.
Yeni bir gramer ihtiyacı, sadece akademik bir tartışma değil; aynı zamanda uluslararası hukuk, diplomasi ve sivil toplum için pratik sonuçlar doğuruyor. Eğer 'zararlı devlet' kavramı yerleşirse, uluslararası toplum bu devletlere karşı yaptırım, utanç (naming and shaming) ve hukuki sorumluluk mekanizmaları geliştirebilir. Ancak bu, güçlü devletlerin direnciyle karşılaşabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uluslararası ilişkilerde 'zararlı devlet' tartışmasını yakından takip etmeli. Türkiye, hem bölgesel bir güç hem de NATO üyesi olarak, küresel sistemdeki adaletsizliklerden etkileniyor. Özellikle ABD'nin Suriye ve Irak politikaları, Türkiye'nin güvenliğini doğrudan etkiledi. Eğer 'zararlı devlet' kavramı uluslararası alanda kabul görürse, Türkiye bu çerçeveyi kendi lehine kullanarak, PKK/YPG gibi terör örgütlerine destek veren ülkeleri sorumlu tutabilir. Ayrıca, Türkiye'nin çok kutuplu dünya düzeninde yeni ittifaklar kurması ve küresel adalet arayışında aktif rol alması beklenebilir. Bu tartışma, Türkiye'nin dış politika söylemini zenginleştirebilir.