Beş yıl önce demokrasi ve özgürlük vaatleriyle Zambiya'nın Devlet Başkanı seçilen Hakainde Hichilema, 2026 seçimleri öncesinde muhalefeti susturmak ve temel hakları ihlal etmekle suçlanıyor. Bakır zengini bu Güney Afrika ülkesinde, Hichilema'nın vaatleri ile sahadaki gerçekler arasındaki uçurum, hem iç siyasette hem de uluslararası kamuoyunda giderek daha fazla tartışılıyor. Zambiya'nın başkenti Lusaka'da sokaklar, hükümet karşıtı gösterilere sahne olurken, ülkenin geleceğiyle ilgili endişeler büyüyor.
Gelişmenin Arka Planı: Özgürlük Vaatleri ve Baskıcı Uygulamalar
2021 yılında göreve başlayan Hichilema, uzun süredir iktidarda olan Edgar Lungu'yu yenerek Zambiya siyasetinde bir umut ışığı olarak görülmüştü. Kampanyasında ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve sivil toplumun güçlendirilmesi gibi vaatler ön plondaydı. Ancak son aylarda muhalefet liderleri, gazeteciler ve aktivistler üzerinde artan baskılar, Hichilema'nın bu söylemlerinin aksine otoriter bir yönetim biçimine kaydığı eleştirilerini beraberinde getirdi.
Geçtiğimiz hafta, muhalefetteki Sosyalist Parti lideri Fred M'membe'nin tutuklanması, ülke genelinde büyük yankı uyandırdı. M'membe, hükümeti eleştiren açıklamalarının ardından 'devleti aşağılama' suçlamasıyla gözaltına alındı. Benzer şekilde, bağımsız gazeteci Chanda Chirwa da sosyal medya paylaşımları nedeniyle sorgulanmak üzere çağrıldı. Bu gelişmeler, Hichilema'nın özgürlükçü imajını ciddi şekilde zedeliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Zambiya'nın Demokrasi Sınavı
Zambiya, uzun yıllardır Afrika kıtasının istikrarlı demokrasilerinden biri olarak kabul ediliyordu. Ülke, 1991'de tek parti yönetiminden çok partili sisteme geçişle birlikte kıtada örnek gösterilen bir demokrasiye sahipti. Ancak Hichilema'nın son uygulamaları, ülkenin bu itibarını tehdit ediyor. Batılı ülkeler ve uluslararası insan hakları örgütleri, hükümeti temel hak ve özgürlüklere saygı göstermeye çağırırken, Afrika Birliği de konuya ilişkin endişelerini dile getirdi.
Zambiya'nın bu durumu, Afrika'daki demokratik gerileme tartışmalarını da yeniden alevlendirdi. Kıtanın birçok ülkesinde askeri darbeler ve otoriterleşme eğilimleri yaşanırken, Zambiya'nın bu tabloya eklemlenmesi, bölgesel demokrasi açısından olumsuz bir sinyal olarak değerlendiriliyor. Ülkenin komşusu olan ve demokratik yönetimleriyle öne çıkan Botsvana ve Güney Afrika gibi ülkeler, Zambiya hükümetine diyalog çağrısında bulundu.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ile devam eden kredi görüşmeleri de bu siyasi belirsizlikten etkilenebilir. Zambiya, 2020'de borç ödemelerini durdurarak iflasını ilan etmişti. Hichilema, göreve geldikten sonra IMF ile yeni bir anlaşma için müzakereler başlatmıştı. Ancak ülkedeki siyasi istikrarsızlığın artması, yatırımcı güvenini sarsabilir ve ekonomik toparlanma sürecini baltalayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası kapsamında ilişkilerini güçlendirdiği Zambiya'yı yakından ilgilendiriyor. Türkiye, son yıllarda Zambiya ile ticaret hacmini artırmış, savunma sanayii ve eğitim alanlarında iş birliği anlaşmaları imzalamıştı. Zambiya'daki siyasi belirsizlik, bu ülkeyle yapılan anlaşmaların uygulanmasını zorlaştırabilir ve Türk yatırımcıların bölgeye olan güvenini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Afrika'nın demokratik değerlerinin korunması, kıtadaki istikrar ve kalkınma hedefleriyle uyumlu olduğu için, Türkiye'nin bu süreçte demokratik kurumların güçlendirilmesi yönündeki uluslararası çağrılara destek vermesi önem taşıyor.