Zambiya, 12 Ağustos 2026'da yapılacak genel seçimler öncesinde kritik bir dönemeçten geçiyor. Ülkenin ekonomik toparlanma süreci, genç seçmenlerin sandığa katılım oranı, kadınların siyasi temsili ve yargı bağımsızlığına ilişkin endişeler, Perşembe günü yapılacak oylamanın ana belirleyicileri olarak öne çıkıyor. Güney Afrika'daki bu kaynak zengini ülke, son yıllarda yaşadığı borç krizi ve siyasi kutuplaşma nedeniyle uluslararası kamuoyunun dikkatini üzerine çekmişti.
Ekonomik Toparlanma Sancıları
Zambiya, 2020 yılında COVID-19 salgınının etkisiyle ve aşırı borçlanma nedeniyle temerrüde düşen ilk Afrika ülkesi olmuştu. Devlet başkanı Hakainde Hichilema'nın 2021'de göreve gelmesinin ardından ülke, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile 1.4 milyar dolarlık bir kredi anlaşması imzalayarak kapsamlı bir ekonomik reform sürecine girmişti. Ancak, küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar ve kuraklık nedeniyle ekonomik toparlanma beklenenden yavaş seyrediyor. Zambiya, dünyanın önde gelen bakır üreticilerinden biri olarak, bu kritik mineralin küresel fiyatlarından doğrudan etkileniyor.
Seçimlerin arifesinde ankete katılan Zambiyalıların öncelikli gündemi ise işsizlik ve hayat pahalılığı. Ülkedeki genç nüfusun işsizlik oranı %20'nin üzerinde seyrediyor ve bu durum, seçmenin sandığa yansıtabileceği önemli bir hoşnutsuzluk kaynağı. Hükümetin uyguladığı sübvansiyon kesintileri ve reformlar, kısa vadede toplumsal kesimler üzerinde olumsuz etkiler yaratırken, iktidar partisi UPND'nin bu durumu seçim öncesi nasıl dengelediği yakından takip ediliyor.
Genç Seçmen ve Kadın Temsili: Değişim Talebi
Zambiya nüfusunun büyük bir bölümünü oluşturan genç seçmenler, seçim sonuçlarını belirleme potansiyeline sahip. Ancak, geçmişte gençlerin seçimlere katılım oranı düşük kalmıştı. Bu yıl sivil toplum kuruluşları, gençlerin oy kullanması için yoğun bir bilinçlendirme kampanyası yürütüyor. Öte yandan, kadınların siyasi temsili de seçimin önemli bir gündem maddesi. Zambiya'da kadınların parlamento ve yerel yönetimlerdeki oranı %20 civarında bulunuyor ve bu oran, bölgesel ortalamaların altında. Kadın hakları örgütleri, bu seçimlerde daha fazla kadın adayın seçilebilmesi için çaba gösteriyor; ancak siyasi partilerin kadın adaylara yeterince yer vermemesi eleştirilerin odağında.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Zambiya'daki seçimler, sadece ülkenin geleceği için değil, bölgesel istikrar açısından da kritik. Zambiya, Afrika Birliği ve Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC) üyesi olarak bölgesel diplomaside önemli bir aktör. Ayrıca, ülkenin bakır rezervleri, küresel enerji dönüşümü için hayati önem taşıyor. Elektrikli araç teknolojilerinde artan bakır talebi, Zambiya'ya stratejik bir değer katıyor. Bu nedenle, Çin ve Batılı devletlerin Zambiya'ya yönelik yatırım ve kredi politikaları seçim sonuçlarından etkilenebilir. Çin, Zambiya'nın en büyük alacaklıları arasında yer alıyor ve yapılan borç yeniden yapılandırma görüşmeleri uluslararası finans çevrelerince yakından izlenmekte.
Seçim sürecinin güvenli ve adil bir şekilde tamamlanması, bölgedeki demokratik normların güçlenmesine katkıda bulunacak. Yargı bağımsızlığı konusu ise, muhalefetin olası seçim itirazları açısından kritik önemde. Zambiya'da seçimlerin ardından yaşanabilecek hukuki süreçlerin şeffaf bir biçimde işlemesi, ülkenin demokratik geleceği üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Zambiya'daki seçimlerin sonucu, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası kapsamında ilişkilerini güçlendirdiği bu ülkeyle olan bağlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Zambiya ile ticaret hacmini artırma ve savunma sanayii alanında iş birliği fırsatlarını değerlendirme arayışında. Siyasi istikrar, ekonomik büyüme ve güvenli bir ortam, Türk yatırımcıları için önem arz ediyor. Seçim sonrası oluşacak hükümetin küresel ve bölgesel aktörlerle denge politikası, Türkiye'nin Afrika'daki stratejik hedefleri açısından belirleyici olabilir. Ayrıca, Zambiya'nın doğal kaynakları, Türkiye'nin enerji ve madencilik sektöründeki dışa bağımlılığını çeşitlendirme çabalarına katkı sağlayabilir. Bu nedenle, Zambiya'daki seçimlerin barışçıl sonucu ve ekonomik reformların devamı, Türkiye için de önemli bir istikrar unsuru olarak öne çıkıyor.