Lübnan'ın güneyindeki bir sağlık istasyonunda görevli kurtarma ekibi üyesi Halil El-Ahmed, hayatının en zorlu görevini yerine getiriyor: iki yıl önce İsrail'in istasyonuna düzenlediği hava saldırısında 12 yaşındaki kızı Zehra'yı kaybeden baba, bugün aynı istasyonda meslektaşlarıyla birlikte çalışıyor. El-Ahmed, kızının anısını yaşatmak ve benzer acıların tekrarlanmaması için görevine azimle devam ediyor. Bu trajik hikaye, savaşın sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Gelişmenin arka planı
El-Ahmed, 2023 yılında İsrail ile Hizbullah arasında yaşanan çatışmalar sırasında, görev yaptığı sağlık istasyonunun hedef alınması sonucu kızını kaybetti. Saldırıda istasyonun tamamen yıkıldığını, aralarında Zehra'nın da bulunduğu 14 kişinin hayatını kaybettiğini belirten baba, o günü şöyle anlatıyor: “Hava saldırısı sırasında istasyonda siviller vardı. Kızım orada bana yardım ediyordu. Saldırıdan sonra enkaz altından onun cansız bedenini çıkardığımda dünyam başıma yıkıldı.”
El-Ahmed, yaşadığı acıya rağmen görevini bırakmadı. Yeniden inşa edilen istasyonda çalışmaya devam eden baba, artık her müdahalede kızının hayalini görüyor. “Zehra bana her zaman güç veriyor. Onun için, onun gibi masumlar için çalışmak zorundayım” diyen El-Ahmed, savaşın siviller üzerindeki etkisine dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre, İsrail'in sağlık tesislerine yönelik saldırıları uluslararası hukukun ihlali anlamına geliyor. Birleşmiş Milletler raporları, çatışmaların başladığı 2023 yılından bu yana Lübnan'da en az 120 sağlık tesisinin hedef alındığını ortaya koyuyor. Bu saldırılar, bölgedeki insani krizi daha da derinleştiriyor.
Bölgesel veya küresel boyut
El-Ahmed'in hikayesi, sadece bireysel bir trajediyi değil, Ortadoğu'daki kronik çatışmanın siviller üzerindeki bedelini simgeliyor. İsrail-Lübnan sınırındaki gerilim, 2023'teki savaşın ardından düşük yoğunluklu da olsa devam ediyor. Bölgede sık sık ateşkes ihlalleri yaşanıyor, sivil kayıplar gündeme geliyor.
Uluslararası toplumun çatışmalara müdahalesi sınırlı kalırken, sivil toplum kuruluşları savaş suçlarının soruşturulmasını talep ediyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, sağlık tesislerine yönelik saldırıların savaş suçu teşkil edebileceğini belirtiyor. Ancak siyasi dengeler nedeniyle bu konuda somut adımlar atılamıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki çatışmaların sona ermesi için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Cumhurbaşkanlığı yetkilileri, bölgede kalıcı istikrarın sağlanması için taraflara çağrı yaparken, insani yardım kuruluşları Lübnan'daki sivillere destek olmaya devam ediyor. Türkiye'nin bu tutumu, uluslararası kamuoyunda takdirle karşılanıyor. Ayrıca, Türkiye'nin bölgede artan nüfuzu, bu tür insani krizlerde aktif rol oynamasını gerektiriyor. Lübnan'daki Türk okulları ve hastaneleri, savaştan etkilenenlere yardım sağlıyor.