Sophokles'in MÖ 5. yüzyılda yazdığı 'Kibir tiranı doğurur' sözü, bugün iki farklı kıtada, iki farklı saat diliminde iktidarlarının en zeki kişileri olduğuna inanan iki liderin gerçekliğiyle yeniden canlanıyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump, her biri kendi ülkesinin tarihindeki en akıllı lider olduğu iddiasıyla, dünyayı iki kutuplu bir gerilime sürüklüyor. Ancak bu kez sahne, antik Yunan trajedilerindeki gibi tek bir ülke değil, tüm küre.
Kibir ve Zamanın Çatışması
Putin, Ukrayna savaşında kendi istihbaratının uyarılarını dikkate almayarak, Moskova'nın Kiev'i üç günde düşüreceği sanrısına kapıldı. Oysa bugün savaş iki yılı aşkın süredir devam ediyor ve Rusya ağır kayıplar veriyor. Trump ise 2020 seçimlerini 'çalındı' iddiasıyla, kendi yargı sistemine ve anayasal düzene meydan okuyor. Her iki lider de aynı hatayı yapıyor: Kendi üstünlüklerine olan sarsılmaz inançları, onları gerçeklikten koparıyor. Putin, Batı'nın birliğini hafife aldı; Trump ise Amerikan demokrasisinin dayanıklılığını. Sophokles'in dediği gibi, kibir tanrıların gazabını çeker; ama bu kez tanrıların yerini tarih ve halklar alıyor.
Küresel Yankılar ve Bölgesel Dengeler
Bu iki liderin kibrinin küresel sonuçları ağır oluyor. Putin'in maceracılığı, NATO'nun genişlemesine ve Avrupa'nın enerji krizine yol açtı. Trump'ın seçim yalanları, ABD'deki toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdi ve müttefikler arasında güven bunalımı yarattı. Orta Doğu'da ise, bu iki gücün dengesiz politikaları, İran ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörleri daha da cesaretlendirdi. Rusya'nın Suriye'deki varlığı, ABD'nin çekilmesiyle bir güç boşluğu yarattı; Trump'ın İran'a yönelik 'azami baskı' politikası ise Tahran'ı nükleer anlaşmadan uzaklaştırdı. Sonuçta, iki liderin kendi egoları, dünya barışını tehdit eden bir oyunun parçası haline geldi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmakla birlikte, Ankara'nın dengeli dış politikasını daha da önemli kılıyor. Putin'in kibrinin yol açtığı Ukrayna savaşı, Karadeniz'de Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni uygulama kabiliyetini test etti. Trump'ın öngörülemezliği ise Türkiye-ABD ilişkilerinde S-400 ve YPG gibi kronik sorunları derinleştirdi. Türkiye, her iki liderin de kibre dayalı politikalarına karşı, kendi ulusal çıkarlarını korumak için esnek ama kararlı bir duruş sergilemek zorunda. Özellikle enerji hatlarının güvenliği ve mülteci krizi gibi konularda, bu küresel gerilimin etkilerini yönetmek Ankara'nın öncelikli hedefi olmalıdır.