Yüzlerce İsrailli yerleşimci, işgal altındaki Batı Şeria'nın doğusundaki Nablus kentinde bulunan ve Filistinliler için kutsal sayılan "Yusuf'un Mezarı"nı (Kubbe-i Yusuf) Perşembe günü erken saatlerde İsrail ordusunun yoğun koruması altında bastı. Filistin resmi kaynaklarından edinilen bilgilere göre, yerleşimciler bölgede Talmudik ritüeller icra etti. İsrail askeri araçları, Nablus'un doğu kesimine girerek Filistinlilerin bölgeye yaklaşmasını engelledi; ancak yerleşimcilerin saldırıları sırasında bazı Filistinliler yaralandı.
Saldırının Arka Planı ve Ayrıntılar
Olay, yerel saatle sabahın erken saatlerinde, İsrail güçlerinin Nablus'un doğusundaki Yusuf'un Mezarı çevresinde geniş güvenlik önlemleri almasıyla başladı. Görgü tanıklarının aktardığına göre, İsrail askerleri bölgeye çok sayıda askeri araçla girdi ve çevredeki Filistin mahallelerine giden yolları kapattı. Ardından yüzlerce yerleşimci, askerlerin koruması altında türbeye ulaştı ve ibadet etmeye başladı. Filistinli kaynaklar, yerleşimcilerin bölgeden ayrılırken çevredeki evlere ve iş yerlerine taş ve molotof kokteyli attığını, İsrail askerlerinin de Filistinlilere ateş açtığını öne sürdü. Olayda en az üç Filistinlinin yaralandığı bildirildi. Yaralıların Nablus'taki hastanelere kaldırıldığı ve durumlarının orta ile ağır arasında değiştiği belirtildi.
Yusuf'un Mezarı, hem Yahudiler hem de Müslümanlar için kutsal kabul edilen bir mekân. Yahudi geleneğine göre burası, Tevrat'ta adı geçen Yusuf Peygamber'in mezarı; İslam inancına göre ise burada bir Müslüman evliyasına ait türbe bulunuyor. 1967'den bu yana İsrail işgali altındaki Batı Şeria'da yer alan yapı, sık sık yerleşimcilerin baskınlarına sahne oluyor. İsrail ordusu, yerleşimcilerin bu tür ziyaretlerini "güvenlik gerekçesiyle" koruma altına alıyor; ancak Filistinliler ve uluslararası örgütler bu tür baskınların provokasyon amaçlı olduğunu ve bölgede gerginliği tırmandırdığını vurguluyor.
Filistin Yönetimi'ne bağlı kaynaklar, saldırıyı "İsrail'in işgal politikalarının bir parçası" olarak nitelendirdi. Nablus Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, yerleşimcilerin koruma altında gerçekleştirdiği bu tür eylemlerin uluslararası hukuka aykırı olduğu ve Filistin halkına yönelik sistematik bir baskı oluşturduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, İsrail'in bu tür saldırılara göz yummasının bölgede barış umutlarını zayıflattığı kaydedildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, son aylarda artış eğiliminde. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2024 yılı başından bu yana yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarında ciddi bir artış yaşandı. Uluslararası toplum, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini ve yerleşimci şiddetini defalarca kınadı; ancak somut bir yaptırım mekanizması devreye alınamadı. ABD yönetimi, yerleşimci şiddetinden sorumlu bazı kişilere yönelik yaptırımlar uygulasa da bu adımların caydırıcılığı tartışılıyor. Avrupa Birliği de benzer şekilde açıklamalar yapmakla yetiniyor.
Nablus, Batı Şeria'nın kuzeyinde yer alan ve Filistinlilerin yoğun olarak yaşadığı bir kent. Son yıllarda İsrail ordusunun sık sık düzenlediği operasyonlarla gündeme geliyor. Yusuf'un Mezarı da bu operasyonların odak noktalarından biri. İsrail, 2000 yılındaki İkinci İntifada sırasında bölgede kontrolü sağlamak için askeri üs kurmuş, 2006'da ise türbenin bakımını Filistin Yönetimi'ne devretmişti. Ancak pratikte İsrail ordusu, yerleşimcilerin ziyaretlerini korumak için sık sık bölgeye giriyor.
Bu son saldırı, İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonlarının gölgesinde gerçekleşti. Bölgedeki tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde, Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinin artması, Filistinliler ile İsrail güçleri arasında yeni çatışmalara zemin hazırlayabilir. Analistler, özellikle Ramazan ayı öncesinde bu tür provokasyonların bölgesel istikrarı daha da bozabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destek ve İsrail'in işgal politikalarına yönelik eleştirileriyle biliniyor. Bu tür saldırılar, Türkiye'nin uluslararası platformlarda İsrail'e yönelik tepkisini haklı çıkarırken, aynı zamanda Ankara'nın bölgede artan gerilimden duyduğu endişeyi de artırıyor. Türkiye, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetini kınayarak, uluslararası toplumu somut adımlar atmaya çağırabilir. Ayrıca, yaşananlar Türkiye'nin Filistinlilere yönelik insani yardım ve diplomatik girişimlerini daha da ön plana çıkarabilir. Bölgesel istikrarın bozulması, Türkiye'nin Orta Doğu'daki diplomatik dengelerini ve enerji güvenliğini de dolaylı olarak etkileyebilir.