Yunanistan'da son aylarda Roman mahallelerine düzenlenen kitlesel polis baskınları, Avrupa genelinde azınlıklara yönelik ayrımcılığın yeni bir boyut kazandığını ortaya koyuyor. Yunan hükümeti tarafından 'kamu düzeni ve suç önleme' operasyonları olarak adlandırılan bu uygulamalar, Roman topluluklarının hedef alınmasıyla insan hakları örgütlerinin tepkisini çekiyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler raporları, Yunanistan'daki Roman karşıtı politikaların, kıtadaki diğer ülkelere de örnek teşkil edebilecek tehlikeli bir eğilim olduğu konusunda uyarıyor.
Yunanistan'da Romanlara yönelik baskınlar nasıl başladı?
Yunan polisi, 2023 yılının başlarından itibaren ülke genelinde Roman mahallelerine yönelik büyük çaplı operasyonlar başlattı. Atina, Selanik ve Patra gibi büyük şehirlerde gerçekleştirilen baskınlarda yüzlerce Roman kökenli vatandaş gözaltına alındı. Operasyonların resmi gerekçesi, uyuşturucu kaçakçılığı, silah bulundurma ve organize suçla mücadele olarak açıklandı. Ancak insan hakları kuruluşları, baskınların belirli bir etnik gruba yönelik olduğunu ve toplu cezalandırma niteliği taşıdığını belirtiyor. Yunan hükümeti, eleştirilere rağmen operasyonların devam edeceğini duyurdu.
Avrupa Roman Hakları Merkezi'nin raporuna göre, Yunanistan'da Roman nüfusu yaklaşık 300 bin kişiden oluşuyor. Ülke genelinde ayrımcılık, yoksulluk ve sosyal dışlanma ile karşı karşıya olan Romanlar, polis şiddetine en fazla maruz kalan gruplar arasında yer alıyor. 2022 yılında bir Roman gencinin polis tarafından öldürülmesinin ardından başlayan protestolar, bu sorunu yeniden gündeme taşımıştı. Şimdi ise kitlesel baskınlar, ayrımcılığın sistematik bir politika haline geldiğini gösteriyor.
Avrupa'da yükselen Roman karşıtlığı
Yunanistan'daki bu gelişmeler, Avrupa genelinde Roman topluluklarına yönelik artan düşmanlığın sadece bir parçası. Fransa, İtalya ve Macaristan gibi ülkelerde de Romanlar sık sık hedef gösteriliyor. Avrupa Parlamentosu'nun 2023 tarihli bir kararında, üye ülkelerde Romanlara yönelik nefret söylemi ve şiddet olaylarının arttığı belirtiliyor. Uzmanlar, bu durumun aşırı sağın yükselişi ve göçmen karşıtı politikaların meşrulaştırılmasıyla bağlantılı olduğunu vurguluyor. Yunanistan modeli ise, ayrımcılığın 'suç önleme' kılıfına sokulması açısından yeni bir sayfa açıyor.
Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı'nın verilerine göre, AB ülkelerinde yaşayan Romanların yüzde 41'i son beş yıl içinde etnik kökeni nedeniyle ayrımcılığa uğradığını bildiriyor. İşsizlik oranları, eğitime erişim ve barınma koşulları açısından Romanlar, diğer gruplara göre çok daha dezavantajlı durumda. Yunan baskınları, bu yapısal sorunların üzerini örterek güvenlikleştirme siyasetinin bir aracı haline geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yunanistan'daki Roman karşıtı politikalar, Türkiye'deki Roman toplulukları açısından da endişe verici bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'de yaklaşık 2 milyon Roman vatandaş yaşıyor ve benzer ayrımcılık sorunlarıyla karşı karşıyalar. Bu gelişme, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecinde azınlık hakları konusundaki taahhütlerini hatırlatırken, aynı zamanda Yunanistan ile ilişkilerde insan hakları temelli bir eleştiri aracı olarak kullanılabilir. Ancak Türkiye'nin kendi Roman politikalarını gözden geçirmesi ve ayrımcılıkla mücadele konusunda somut adımlar atması, bu tür örneklerin önüne geçilmesi açısından kritik önem taşıyor. Küresel düzeyde, azınlık haklarının güvenlik bahanesiyle ihlal edilmesi, tüm demokratik ülkeleri ilgilendiren bir sorun.