Yunanistan, İsrail ile 3,5 milyar dolar (yaklaşık 120 milyar TL) tutarında tarihi bir savunma anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında, İsrail yapımı gelişmiş hava savunma sistemleri ve deniz konuşlu füze sistemleri Atina'ya teslim edilecek. Analistlere göre, Yunanistan özellikle ABD-İsrail'in İran'a yönelik olası askeri operasyonlarının yol açabileceği bölgesel istikrarsızlıktan ve Türkiye'nin artan askeri kapasitesinden endişe duyuyor. Anlaşma, iki ülke arasındaki savunma iş birliğini derinleştirirken, Doğu Akdeniz'deki güç dengelerini yeniden şekillendirebilir.
Anlaşmanın kapsamı ve stratejik hedefler
Yunanistan Savunma Bakanlığı'nın açıklamasına göre, anlaşma çerçevesinde İsrail'in Rafael Advanced Defense Systems ve Israel Aerospace Industries (IAI) şirketlerinin ürettiği sistemlerin yanı sıra, deniz hedeflerini vurabilen yeni nesil füzelerin tedariki öngörülüyor. Resmi kaynaklar, paketin 'Spike NLOS' tipi güdümlü füzeler ve 'Barak MX' hava savunma sistemlerini içerdiğini doğruladı. Bu sistemlerin, Ege'deki adaların ve kritik altyapıların korunmasında kullanılması planlanıyor.
Uzmanlar, anlaşmanın Yunanistan'ın 'caydırıcılık doktrini' çerçevesinde savunma harcamalarını artırma stratejisinin bir parçası olduğunu vurguluyor. Özellikle 2022'de imzalanan ve Fransa ile yapılan Rafale savaş uçağı alımını da içeren benzer anlaşmaların ardından gelen bu yeni paket, Atina'nın silahlı kuvvetlerini modernize etme kararlılığını gösteriyor. Yunan yetkililer, anlaşmanın ülkenin savunma kabiliyetlerini 'önemli ölçüde artıracağını' ve 'caydırıcılık gücünü güçlendireceğini' belirtiyor.
Yunanistan Genelkurmay Başkanlığı'ndan üst düzey bir yetkili, anlaşmanın 'savunma sanayii alanında teknoloji transferini de içerdiğini' ve yerli üretime katkı sağlayacağını ifade etti. Bu kapsamda, Yunanistan'ın gelecekte bazı bileşenleri kendi tesislerinde üretmesi bekleniyor. İsrail tarafı ise anlaşmayı 'Doğu Akdeniz'de stratejik ortaklığın güçlendirilmesi' olarak nitelendirdi.
Bölgesel güç dengeleri ve Türkiye faktörü
Yunanistan'ın bu adımı, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları konusundaki anlaşmazlıkların gölgesinde gerçekleşiyor. Atina, Ankara'nın artan askeri kapasitesini ve özellikle insansız hava aracı (İHA) ve deniz platformlarındaki ilerlemelerini yakından izliyor. Bu nedenle, yeni füze sistemlerinin Ege'deki adalara konuşlandırılması, Türkiye'nin denizdeki hareket kabiliyetine karşı bir denge unsuru olarak görülüyor.
Analistler, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik olası bir askeri harekâtının bölgede geniş çaplı bir istikrarsızlık yaratabileceğine ve bunun da Yunanistan'ın güvenlik endişelerini artırdığına dikkat çekiyor. Böyle bir senaryoda, Doğu Akdeniz'deki deniz yollarının ve enerji hatlarının güvenliği kritik önem taşıyacak. Yunanistan'ın bu anlaşmayla, olası bir krizde kendi savunma ihtiyaçlarını karşılama kapasitesini artırmayı hedeflediği belirtiliyor.
Uzmanlara göre anlaşma, Yunanistan'ın İsrail ile son yıllarda geliştirdiği yakın ilişkilerin bir devamı. İki ülke, enerji alanındaki ortak projelerin yanı sıra, Doğu Akdeniz'deki güvenlik iş birliğini de derinleştiriyor. Bu durum, bölgedeki diğer aktörler tarafından da yakından izleniyor. Kıbrıs Sorunu ve Ege'deki kıta sahanlığı anlaşmazlıkları gibi dosyalar, Yunanistan-İsrail iş birliğini daha da anlamlı kılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu anlaşma, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki güvenlik stratejileri açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Yunanistan'ın hava savunma kapasitesini artırması, Ege'deki güç dengesini Türkiye aleyhine değiştirebilir. Özellikle adalara konuşlandırılacak füzeler, Türk savaş uçaklarının ve deniz unsurlarının hareket alanını kısıtlayabilir. Ankara'nın bu gelişmeye karşılık, kendi füze savunma sistemlerini güçlendirme arayışına hız vermesi bekleniyor. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail'le son yıllarda bozulan ilişkileri de bu anlaşmanın bölgesel yansımalarında etkili olacaktır. Türk diplomatları, Doğu Akdeniz'deki iş birliği arayışlarını sürdürürken, bu tür silahlanma adımlarının bölgesel istikrara katkı sağlamayacağını vurguluyor.