Yunanistan Göç Bakanı, Avrupa Birliği'ne sığınma başvurusu reddedilen göçmenlerin bir an önce Birlik dışına çıkarılması gerektiğini belirterek, bu yönde yürütülecek pilot projenin gelecek yılın başında hayata geçirileceğini duyurdu. Bakan, POLITICO'ya verdiği demeçte, geri dönüş ülkeleriyle iş birliği içinde yürütülecek uygulamanın, AB'nin göç politikasında yeni bir dönemin kapısını aralayacağını ifade etti.
Göç politikasında yeni dönem: Geri dönüş vurgusu
Yunanistan'ın açıklaması, AB'nin uzun süredir tartışılan göç ve iltica reformunun önemli bir ayağını oluşturuyor. Bakan, sığınma başvurusu reddedilen kişilerin AB topraklarında kalmasının hem hukuki hem de pratik açıdan sürdürülemez olduğunu vurguladı. Pilot proje kapsamında, başvurusu reddedilen göçmenler, belirlenen "geri dönüş ülkeleri"ne gönderilecek. Bu ülkelerin hangileri olacağı henüz netleşmiş değil; ancak görüşmelerin sürdüğü ve öncelikle Balkanlar, Kuzey Afrika ve Orta Doğu'daki bazı ülkelerle anlaşmalar sağlanmaya çalışıldığı öğrenildi.
Yunanistan, son yıllarda Ege Denizi üzerinden gelen düzensiz göçmen akınıyla mücadelede ön safta yer alıyor. Ülke, aynı zamanda AB'nin dış sınırlarının korunmasında kilit rol oynuyor. Bakanın açıklamaları, Yunanistan'ın göç yükünün adil paylaşılması yönündeki çağrılarını da yineliyor. Zira ülke, sığınma başvurularının büyük bir kısmını karara bağlamak zorunda kalırken, diğer üye devletlerin yeterince dayanışma göstermediğinden şikayetçi.
AB'nin yeni Göç ve İltica Paktı, üye ülkeler arasında sorumluluğun paylaşılmasını ve geri dönüş prosedürlerinin hızlandırılmasını öngörüyor. Ancak insan hakları örgütleri, geri dönüşlerin güvenli ve onurlu bir şekilde yapılması konusunda endişelerini dile getiriyor. Özellikle, geri gönderilecek ülkelerdeki insan hakları ihlalleri ve güvenlik riskleri, eleştirilerin odağında. Yunanistan Bakanı ise tüm süreçlerin uluslararası hukuka ve AB mevzuatına uygun yürütüleceğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Yunanistan'ın bu adımı, AB genelinde göç politikalarının sertleştiği bir döneme denk geliyor. Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkeler de benzer şekilde geri dönüş mekanizmalarını güçlendirme arayışında. AB, düzensiz göçü caydırmak için menşe ve transit ülkelerle iş birliğini artırırken, aynı zamanda yasal göç yollarını da genişletmeyi hedefliyor. Ancak üye ülkeler arasında nasıl bir yük paylaşımı olacağı konusunda derin görüş ayrılıkları bulunuyor.
Pilot projenin başarısı, büyük ölçüde geri dönüş ülkelerinin iş birliğine ve göçmenlerin geri gönderildikten sonraki durumuna bağlı. Eğer proje etkili olursa, AB genelinde benzer uygulamaların yaygınlaşması bekleniyor. Bu durum, Türkiye gibi göç yolları üzerinde bulunan ülkeler için de önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, halihazırda 2016 tarihli Geri Kabul Anlaşması çerçevesinde AB ile iş birliği yürütüyor ve Yunanistan'a geçiş yapan düzensiz göçmenlerin iadesini kabul ediyor.
Uzmanlar, AB'nin geri dönüş politikalarını sıkılaştırmasının, göçmen kaçakçılığı ağlarını da dönüştürebileceğini belirtiyor. Göçmenler, sınır dışı edilme riski nedeniyle daha tehlikeli rotaları tercih edebilir veya hedef ülke değiştirebilir. Bu durum, Ege ve Akdeniz'de insani krizlerin derinleşmesine yol açabilir. Öte yandan, AB'nin geri dönüşleri hızlandırması, üye ülkelerdeki aşırı sağ partilerin baskısını da bir miktar hafifletebilir.
Yunanistan'ın önerisi, AB'nin göç konusunda ortak bir çözüm bulma çabasının bir parçası. Ancak insan hakları ile güvenlik arasındaki dengeyi gözetmek zorlu bir süreç olacak. Pilot projenin sonuçları, AB'nin gelecekteki göç politikasına yön verecek gibi görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yunanistan'ın sığınma başvurusu reddedilenlerin AB dışına hızla çıkarılması çağrısı, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. AB'nin geri dönüş merkezleri ve pilot projeleri, Türkiye'nin halihazırda yürüttüğü Geri Kabul Anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini artırabilir. Eğer AB, geri gönderme süreçlerini hızlandırır ve üçüncü ülkelerle yeni anlaşmalar yaparsa, Türkiye'ye iade edilecek göçmen sayısında artış yaşanabilir. Bu durum, Türkiye'nin göç yönetimi kapasitesini ve AB ile ilişkilerini yeniden şekillendirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin göçmenler için güvenli bir üçüncü ülke olarak kabul edilmesi, vize serbestisi ve mali yardım gibi konularda yeni müzakereleri gündeme getirebilir. Türkiye, AB'nin göç politikalarındaki bu sertleşmeyi dikkatle izlemeli ve kendi güvenlik ve insani sorumlulukları arasında denge kurmalı.