İngiltere'de ana muhalefetteki İşçi Partisi'nin Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, ülkenin Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerini yeniden şekillendirmeye yönelik çağrısıyla partinin Brexit konusundaki derin bölünmesini yeniden alevlendirdi. Başbakan Rishi Sunak'ın liderliğindeki Muhafazakâr Parti hükümetinin Brexit sonrası düzenlemelerine alternatif arayışları sürerken, Burnham'ın çıkışı İşçi Partisi içindeki farklı pozisyonları su yüzüne çıkardı. Parti lideri Keir Starmer'ın önümüzdeki günlerde yapacağı büyük konuşma öncesinde kabine üyelerinin çeşitli açıklamaları, parti içinde ortak bir çizgi oluşturulamadığını gösteriyor.
İşçi Partisi'nde AB konusundaki görüş ayrılıkları
Andy Burnham, İngiltere'nin AB'den ayrılmasının ardından ekonomik ve ticari ilişkilerin daha da kötüleştiğini savunarak, gümrük birliği veya tek pazar gibi konuların yeniden müzakere edilmesi gerektiğini ifade etti. Burnham'a göre, mevcut Brexit anlaşması İngiliz iş dünyasına ciddi zarar veriyor ve ülkenin ekonomik çıkarları için daha yakın bir AB ilişkisi kaçınılmaz. Bu görüş, partinin Brexit yanlısı kanadı ve Muhafazakâr Parti tarafından "Brexit'i geri alma" olarak yorumlanıyor.
Öte yandan, İşçi Partisi lideri Keir Starmer, Brexit'in geri döndürülmeyeceğini defalarca vurguladı ve 2016 referandumunun sonucuna saygı duyulacağını belirtti. Ancak Starmer, AB ile ilişkilerin "daha iyi hale getirilmesi" gerektiğini söyleyerek, ticaret engellerinin azaltılması ve düzenleyici iş birliğinin artırılması gibi konularda adımlar atılabileceğini ima etti. Bu belirsiz tutum, parti içindeki farklı grupların kendi yorumlarını yapmasına yol açıyor.
Kabine üyelerinin son açıklamaları da bu bölünmeyi yansıtıyor. Gölge Maliye Bakanı Rachel Reeves, AB ile ilişkilerde "pragmatik" bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini söylerken, Gölge Dışişleri Bakanı David Lammy, "Kırmızı çizgilerimiz var" diyerek tekrar referandum olasılığını dışladı. Gölge Brexit Bakanı ise henüz net bir pozisyon açıklamadı. Bu dağınık tablo, Starmer'ın liderliğindeki partinin Brexit sonrası dönemde nasıl bir yol izleyeceği konusunda belirsizliği artırıyor.
İngiltere-AB ilişkilerinde yeni dönem arayışları
İngiltere, 2020'de AB'den resmen ayrıldıktan sonra ticaret anlaşması çerçevesinde ilişkilerini düzenlemeye çalışıyor. Ancak anlaşmanın getirdiği bürokratik yükler, KDV kuralları ve sertifikasyon zorunlulukları nedeniyle birçok İngiliz şirketi AB pazarına erişimde zorluk yaşıyor. Özellikle imalat, tarım ve hizmet sektörlerinde kayıplar olduğu belirtiliyor. İş dünyası temsilcileri, hükümetten AB ile gümrük işlemlerini kolaylaştıracak adımlar atmasını talep ediyor.
AB tarafı ise İngiltere ile ilişkilerin geliştirilmesine açık olduğunu ancak tek pazar kurallarına uyum olmadan tam erişim sağlanamayacağını belirtiyor. Avrupa Komisyonu yetkilileri, İngiltere'nin "seçenekli" bir ilişki modeli arayışının gerçekçi olmadığını vurguluyor. Bu durumda İngiltere'nin ya daha fazla egemenlik yetkisi devretmesi ya da mevcut kısıtlı çerçeveye razı olması gerekiyor.
Siyasi analistlere göre, Burnham'ın çıkışı aslında partinin seçim stratejisiyle ilgili. Burnham, kuzey İngiltere'deki işçi sınıfı seçmen nezdinde popüler bir figür ve Brexit'in olumsuz etkilerini en çok hisseden bölgelerde bu mesajla destek arıyor. Ancak bu hamle, partinin güneydeki Avrupa yanlısı seçmen ile kuzeydeki Brexit yanlısı seçmen arasındaki dengeyi koruma çabasını zorlaştırıyor. Starmer'ın önümüzdeki konuşmasında bu dengeyi nasıl kuracağı merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki Brexit tartışmaları, Türkiye'nin AB ile ilişkileri ve gümrük birliği modernizasyonu açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. İngiltere'nin AB'den ayrılması, Türkiye'nin AB pazarına erişiminde alternatif ticaret yolları ve anlaşmalar arayışını hızlandırmıştı. İşçi Partisi'nin iktidara gelmesi durumunda AB ile daha yakın ilişkiler kurma olasılığı, Türkiye'nin de Avrupa ile ticaretinde yeni dinamikler yaratabilir. Ayrıca Birleşik Krallık, Türkiye için önemli bir ticaret ve savunma sanayi ortağı; Brexit sonrası dönemde ikili ilişkilerin güçlendirilmesi Ankara'nın öncelikleri arasında. İngiltere'nin AB ile ilişkilerini yeniden şekillendirmesi, Türkiye'nin Avrupa'daki konumunu ve olası ticaret anlaşmalarını etkileyebilir.