ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump yönetiminin göçmenlik politikalarına yönelik en sert darbelerden birini vurarak, ABD topraklarında doğan hemen herkesin Amerikan vatandaşı olduğunu hükme bağladı. Salı günü açıklanan karar, 'doğum yoluyla vatandaşlık' (birthright citizenship) olarak bilinen hukuki ilkeyi güçlendirirken, göçmen karşıtı söylemleriyle bilinen başkan için ağır bir yenilgi oldu. Trump ve ekibinin, 14. Anayasa Değişikliği'ni dar yorumlayarak belgesiz göçmen çocuklarının vatandaşlığını sınırlama çabası, ülkenin en yüksek yargı organı tarafından oy birliğiyle reddedildi.
Arka Plan: 14. Anayasa Değişikliği ve Trump Yönetiminin Hamlesi
Amerikan İç Savaşı sonrasında 1868'de kabul edilen 14. Anayasa Değişikliği'nin Vatandaşlık Maddesi, ABD'de doğan ve ABD yargı yetkisine tabi olan herkesi vatandaş saymaktadır. Trump yönetimi, bu maddenin belgesiz göçmenlerin çocuklarını kapsamadığını öne sürerek 2020 yılında bir başkanlık kararnamesi yayımlamayı planlıyordu. Ancak çok sayıda eyalet ve sivil toplum kuruluşu tarafından açılan davalar sonucu kararname uygulanamadı. Dava süreci Yüksek Mahkeme'ye taşındığında, mahkeme yönetimin argümanlarını 'anayasal temelden yoksun' bularak reddetti. Kararda, 'Anayasa'nın açık lafzı ve yüzyıllık yerleşik içtihat, doğum yoluyla vatandaşlığın sınırsız uygulanmasını gerektirir' ifadeleri yer aldı.
Bu karar, Trump'ın tabanındaki MAGA (Make America Great Again) hareketinde şok ve hayal kırıklığı yarattı. Göçmen karşıtı gruplar mahkemeyi 'ülkeyi yabancılara peşkeş çekmekle' suçlarken, Cumhuriyetçi Parti içinde anayasa değişikliği çağrıları yükseldi. Ancak anayasa değişikliği için Kongre'de üçte iki çoğunluk ve eyaletlerin dörtte üçünün onayı gerektiğinden, kısa vadede böyle bir adımın mümkün olmadığı belirtiliyor.
Küresel Boyut: ABD'nin İstisnacılığı ve Diğer Ülkelerin Tutumu
Doğum yoluyla vatandaşlık, dünyada sadece bir avuç ülkede uygulanan bir ilke. Kanada, Meksika ve birçok Latin Amerika ülkesi bu ilkeyi benimserken, Avrupa ülkelerinin çoğu kan bağı esasına dayalı vatandaşlık sistemini tercih ediyor. ABD'nin bu kararı, göçmenlik politikalarındaki 'istisnacı' konumunu pekiştirdi. Uzmanlar, Yüksek Mahkeme kararının ABD'nin uluslararası arenada göçmenlere yönelik 'hoşgörülü' imajını koruduğunu ancak Trump'ın 2024 seçim kampanyasında bu konuyu yeniden gündeme getirebileceğini belirtiyor. Karar, ayrıca ABD'nin Çin, Hindistan gibi ülkelerden gelen yüksek vasıflı göçmenler için cazibesini artırabilir; zira bu göçmenlerin çoğu için çocuklarının ABD vatandaşı olması önemli bir çekim faktörü.
Öte yandan, karar sığınmacı krizleriyle boğuşan ABD-Meksika sınırında yeni bir göç dalgasına yol açabileceği endişelerini de beraberinde getirdi. Bazı Cumhuriyetçi valiler, eyaletlerinin sınır güvenliği önlemlerini artırmak için federal yardım talebinde bulundu. Biden yönetimi ise kararı memnuniyetle karşılayarak 'Amerikan değerlerinin zaferi' olarak nitelendirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, Türkiye'den ABD'ye göç edenler ve ABD'de yaşayan Türk toplumu için doğrudan önem taşıyor. ABD'de doğan Türk çocukları, anayasal güvence altında Amerikan vatandaşı olmaya devam edecek. Ayrıca, ABD'nin göçmen politikalarının istikrarı, Türk iş insanları ve akademisyenler için 'beyin göçü' kararlarını etkileyen bir faktör. Küresel ölçekte ise, ABD'nin bu kararı, diğer ülkelerdeki benzer vatandaşlık tartışmalarına emsal teşkil edebilir. Türkiye'nin vatandaşlık kanunu kan bağı esaslı olduğundan, kararın iç hukuka doğrudan bir yansıması olmasa da, uluslararası hukukta 'vatandaşlık hakkı' bağlamında yeni tartışmaların kapısını aralayabilir.