Washington — ABD Yüksek Mahkemesi, Salı günü New York'ta yaşayan ve çocuğunu anaokuluna göndermek için dini gerekçeyle aşı muafiyeti talep eden bir annenin acil yargı başvurusunu reddetti. Sadece Jane Doe olarak anılan anne, eyaletin zorunlu aşı düzenlemelerine karşı açtığı davanın devam etmesi sırasında çocuğunun eğitimden mahrum kalmaması için yüksek mahkemeden ihtiyati tedbir istemişti. Mahkemenin müdahale etmemesi, New York'un okul aşı zorunluluğunun yürürlükte kalması anlamına geliyor.
Davanın Arka Planı ve Hukuki Süreç
Jane Doe, 2019 yılında New York eyaletinin kızamık salgınına yanıt olarak dini muafiyetleri kaldırmasının ardından, çocuğunu aşılatmayı reddetmişti. Eyalet yasasına göre, okula başlayacak çocukların belirli aşıları yaptırması zorunlu; yalnızca tıbbi gerekçelerle muafiyet veriliyor. Doe, dini inançları nedeniyle aşı yaptırmak istemediğini belirterek federal mahkemeye başvurdu. Alt mahkeme, eyalet yasasının anayasaya aykırı olmadığına hükmetti. Doe, kararı temyiz ederken aynı zamanda çocuğunun okula devam edebilmesi için Yüksek Mahkeme'den acil tedbir talep etti.
Yüksek Mahkeme'nin Salı günü verdiği kısa kararda herhangi bir gerekçe belirtilmedi. Mahkeme, dosyayı esastan incelemeyi reddetmedi; yalnızca acil müdahale talebini geri çevirdi. Bu, davanın alt mahkemelerde devam edeceği anlamına geliyor. Ancak karar, eyaletlerin halk sağlığı krizlerinde aşı zorunluluğu koyma yetkisini bir kez daha teyit etmiş oldu.
New York eyaleti, 2018-2019 yıllarında özellikle Brooklyn'deki Ortodoks Yahudi toplumunda görülen kızamık salgını sonrası dini muafiyetleri kaldırmıştı. O dönemde 650'den fazla vaka tespit edilmiş ve salgın ulusal acil durum ilan edilmesine yol açmıştı. Eyalet yetkilileri, aşılamanın toplum bağışıklığı için kritik olduğunu savunuyor.
Dini Özgürlük ve Kamu Sağlığı Arasındaki Denge
Dava, ABD'de dinî özgürlük ile kamu sağlığı arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gündeme getirdi. Muhafazakâr hukuk çevreleri, eyaletlerin dini muafiyetleri kaldırmasını Anayasa'nın Birinci Ek maddesinde güvence altına alınan din özgürlüğüne aykırı buluyor. Öte yandan halk sağlığı uzmanları, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemenin ancak yüksek aşı oranlarıyla mümkün olduğunu vurguluyor.
Yüksek Mahkeme, son yıllarda aşı zorunluluklarına ilişkin davalarda genellikle eyaletlerin lehine karar veriyor. 2022'de Maine eyaletindeki benzer bir davada mahkeme, eyaletin dini muafiyetleri kaldırma yetkisini onamıştı. Bu içtihat, eyaletlerin salgın dönemlerinde geniş takdir yetkisine sahip olduğunu gösteriyor. Ancak mahkemenin kompozisyonu son yıllarda muhafazakâr çoğunluğa geçtiği için, dini özgürlük davalarında nasıl bir yol izleyeceği merak konusu.
Jane Doe'nun avukatları, kararın ardından yaptıkları açıklamada mücadeleden vazgeçmeyeceklerini belirtti. Dava, alt mahkemede devam edecek ve muhtemelen temyiz süreciyle tekrar Yüksek Mahkeme'nin önüne gelebilecek. Bu süreçte çocuğun okula devam edip edemeyeceği ise belirsizliğini koruyor; zira eyalet yasası gereği aşısız çocuklar devlet okullarına kabul edilmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu karar, doğrudan Türkiye'yi bağlamasa da küresel kamu sağlığı politikaları ve bireysel özgürlükler arasındaki dengeye dair evrensel bir tartışmayı yansıtıyor. Türkiye'de de aşı zorunluluğu, özellikle çocukluk çağı aşılarında, Sağlık Bakanlığı'nın geniş yetkileri çerçevesinde uygulanıyor; ancak dini muafiyetler yasal olarak tanınmıyor. ABD'deki dava, Türkiye'nin aşı politikalarını doğrudan etkilemezken, uluslararası alanda aşı karşıtlığı hareketlerine ilham verebilir. Ayrıca, ABD Yüksek Mahkemesi'nin eyalet yetkilerini güçlendiren tutumu, federalizm ve merkezi yönetim tartışmaları açısından Türk hukukçular için karşılaştırmalı bir örnek teşkil ediyor.