ABD Yüksek Mahkemesi, son yıllarda artan siyasallaşma ve düşen kamu güveni nedeniyle meşruiyet kriziyle karşı karşıya. Uzmanlara göre mahkemenin itibarını geri kazanmak için sadece yeni yargıç eklemek yeterli değil; yargısal gücün temel matematiğini değiştiren daha radikal reformlara ihtiyaç var. Mahkemenin kararlarının siyasi atamaların bir yansıması olmaktan çıkarılması, bağımsızlığını ve tarafsızlığını yeniden tesis etmenin anahtarı olarak görülüyor.
Gelişmenin Arka Planı: Meşruiyet Krizi ve Çözüm Arayışları
ABD Yüksek Mahkemesi, başkanlık atamaları ve Senato onayıyla belirlenen dokuz üyeli yapısıyla uzun süre istikrar sembolüydü. Ancak son on yılda yaşanan bazı gelişmeler mahkemenin siyasi bir arena haline gelmesine yol açtı. 2016'da Merrick Garland'ın Senato tarafından engellenmesi, 2020'de Amy Coney Barrett'ın aceleyle onaylanması ve 2022'de kürtaj hakkını sona erdiren Dobbs kararı, halkın mahkemeye olan güvenini sarstı.
Pew Araştırma Merkezi'nin 2023 anketine göre, Amerikalıların yalnızca %33'ü Yüksek Mahkeme'ye olumlu bakıyor. Bu tarihin en düşük seviyelerinden biri. Mahkemenin meşruiyetini yeniden kazanması için önerilen reformlar arasında yargıç sayısını artırmak, görev sürelerini sınırlamak, etik kuralları güçlendirmek ve yargısal atama sürecini değiştirmek yer alıyor.
Ancak bazı analistler, sadece yargıç eklemenin sorunu çözmeyeceğini savunuyor. Zira bu, mahkemenin daha da siyasallaşmasına yol açabilir. Onlara göre asıl ihtiyaç, yargısal gücün dengelenmesi ve mahkeme kararlarının Kongre tarafından geri alınabilmesini sağlayacak mekanizmalar oluşturmak. Yani mahkemenin "aşırı gücünü" sınırlandırmak.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Amerikan Yargı Sistemi Dünyaya Örnek mi?
ABD Yüksek Mahkemesi'nin kararları sadece ABD'yi değil, tüm dünyayı etkiliyor. Silah hakkından iklim politikalarına, teknoloji regülasyonlarından insan haklarına kadar pek çok konuda verilen kararlar uluslararası hukuk ve diğer ülkelerin içtihadına da yön veriyor. Bu nedenle mahkemenin meşruiyet krizi, küresel bir yankı buluyor.
Özellikle otoriterleşen ülkelerde yargı bağımsızlığının zayıfladığı bir dönemde, ABD gibi bir demokrasinin yargı kurumunun itibarını kaybetmesi, dünya genelinde hukukun üstünlüğüne olan güveni sarsıyor. Avrupa Birliği ve diğer Batılı ülkeler, ABD'deki gelişmeleri yakından takip ederken, Türkiye gibi ülkeler de bu süreçten etkileniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'ndeki meşruiyet krizi, Türkiye'nin yargı sistemine ilişkin tartışmaları da akla getiriyor. Her ne kadar iki ülkenin yargı yapıları farklı olsa da, yargının siyasallaşması ve kamu güveninin azalması ortak bir sorun. ABD'de yargıç sayısının artırılması veya görev sürelerinin sınırlanması gibi reformlar, Türkiye'de Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay gibi kurumların bağımsızlığını güçlendirmek için örnek alınabilir. Ayrıca, ABD'deki gelişmeler, Türkiye'nin uluslararası hukuk ve yatırım ortamı açısından önemli olan yargı bağımsızlığı algısını da etkileyebilir.