ABD'de federal orman arazilerinde yol yapımını neredeyse tamamen yasaklayan ve 2001 yılında dönemin Başkanı Bill Clinton tarafından yürürlüğe konulan 'yolsuzluk kuralı'nın (roadless rule) kaldırılması yönündeki çağrılar yeniden gündemde. Kuralın iptal edilmesini savunanlar, bunun orman yangınlarıyla daha etkili mücadele ve vahşi yaşam erişimi için gerekli olduğunu belirtiyor. Karşıt görüştekiler ise bu adımın federal vahşi doğayı tehdit ettiğini öne sürüyor.
Yolsuzluk Kuralı Nedir ve Neden Tartışılıyor?
Yolsuzluk kuralı, 2001 yılında ABD Tarım Bakanlığı'na bağlı Orman Hizmetleri tarafından yürürlüğe konuldu. Kural, ülke genelinde yaklaşık 58,5 milyon dönümlük (yaklaşık 23,7 milyon hektar) federal orman arazisinde yeni yol yapımını ve ticari kereste kesimini büyük ölçüde yasaklıyor. O dönemde amaç, bozulmamış orman ekosistemlerini korumak ve erozyonu önlemekti.
Ancak son yıllarda artan orman yangınları ve yangınlarla mücadelede yaşanan lojistik zorluklar, kuralın gözden geçirilmesi gerektiği argümanını güçlendirdi. Yangınla mücadele ekipleri, özellikle uzak bölgelerde yangına hızlı müdahale edebilmek için mevcut yolların yetersiz olduğunu, bazı durumlarda helikopter ve uçaklarla müdahalenin yetersiz kaldığını belirtiyor. Ayrıca, orman yangınlarının sıklaşması ve şiddetlenmesiyle birlikte, yolların bakımı ve yeni yangın koridorlarının açılması ihtiyacı ortaya çıkıyor.
Yangınla Mücadele ve Vahşi Yaşam Erişimi
Yolsuzluk kuralının kaldırılmasını destekleyenler, bunun federal vahşi doğa için bir tehdit olmadığını, aksine 'yeterince korunmuş alanımız olduğunu ve bu alanları yönetmemiz gerektiğini' savunuyor. Onlara göre, aktif orman yönetimi (örneğin kontrollü yakma, seyreltme ve yol bakımı) yangın riskini azaltabilir ve ekosistem sağlığını iyileştirebilir. Ayrıca, yolların vahşi yaşam için de faydalı olduğu, örneğin biyologların ve park görevlilerinin hayvan popülasyonlarını izlemesini, kaçak avcılıkla mücadeleyi ve acil durum müdahalelerini kolaylaştırdığı belirtiliyor.
Öte yandan, çevre örgütleri ve bazı bilim insanları, yol yapımının orman parçalanmasına, istilacı türlerin yayılmasına ve habitat kaybına yol açtığını vurguluyor. Onlara göre, yollar yangın riskini azaltmak yerine insan kaynaklı yangın çıkma olasılığını artırabilir. Ayrıca, iklim değişikliğiyle birlikte yangın rejimlerinin değiştiği bir dönemde, ormanların karbon yutakları olarak korunması gerektiği savunuluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki bu tartışma, dünya genelinde orman yönetimi politikaları için de bir model oluşturuyor. Özellikle Akdeniz iklim kuşağında yer alan ülkeler (Türkiye, Yunanistan, İspanya, Portekiz, Avustralya, Kaliforniya) benzer yangın riskleriyle karşı karşıya. Bu ülkelerde de orman yollarının durumu, yangınla mücadelede kritik bir faktör. Örneğin, Türkiye'de son yıllarda yaşanan büyük orman yangınlarında, yangın söndürme uçaklarına ek olarak kara ekiplerinin hızlı ulaşımı için orman yollarının önemi sıkça vurgulandı.
Küresel ölçekte, orman yangınları 2023'te rekor seviyelere ulaştı; Kanada'da 18 milyon hektardan fazla alan yandı. Bu tür felaketler, orman yönetimi stratejilerinin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılıyor. Yolsuzluk kuralının kaldırılması, ABD'de federal orman politikalarında önemli bir dönüm noktası olabilir ve diğer ülkeler için de emsal teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz iklim kuşağında yer alan ve her yıl binlerce hektar ormanlık alanını yangınlara kurban veren bir ülke. ABD'deki yolsuzluk kuralı tartışması, Türkiye'nin orman yangınlarıyla mücadele stratejilerine doğrudan ışık tutuyor. Türkiye'de orman yollarının bakımı ve yeni yangın emniyet yollarının açılması, yangınlara müdahale süresini kısaltabilir. Ancak bu tür adımlar, biyolojik çeşitliliği koruma hedefleriyle dengelenmeli. Türkiye, son yıllarda yangın söndürme uçakları filosunu güçlendirdi ve erken uyarı sistemleri kurdu; yine de kara ekiplerinin hızlı erişimi için yol ağının iyileştirilmesi kritik. ABD'deki gelişme, Türkiye'nin orman yönetimi politikalarında 'aktif yönetim' ve 'koruma' arasındaki dengeyi yeniden düşünmesi için bir fırsat olabilir. Ayrıca, iki ülke arasında orman yangınıyla mücadele teknolojileri ve eğitim alanında işbirliği potansiyeli bulunuyor.