Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rasulayn (Arapça adıyla Ras al-Ain) kentinde, yıllardır yerinden edilmiş yüzlerce Suriyeli Kürt, ocak ayında varılan anlaşmanın ardından evlerine dönmeye başladı. Anlaşma, Kürt güçlerinin ve sivil kurumlarının Şam yönetimine entegrasyonunu ve yerinden edilmiş Kürtlerin geri dönüşünü öngörüyordu. Ancak Rasulayn sakinleri, anlaşmaya rağmen geri dönüş sürecinin başlamaması nedeniyle yetkililere yardım çağrısında bulunmuştu. Bu hafta itibarıyla ilk kafilelerin kente ulaşması, bölgede umutları artırdı.
Anlaşmanın Arka Planı ve Rasulayn'ın Önemi
Ocak 2025'te imzalanan anlaşma, Suriye'nin kuzeydoğusunda uzun süredir kontrolü elinde tutan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam hükümeti arasında imzalandı. Anlaşma, Kürt güçlerinin ve sivil kurumlarının devlet yapısına entegrasyonunu, sınır kapılarının ve petrol sahalarının devlet kontrolüne devrini ve tüm Suriyelilerin anayasal haklarının güvence altına alınmasını içeriyor. Ayrıca, iç savaş sırasında yerlerinden edilen Kürtlerin geri dönüşü de anlaşmanın önemli maddeleri arasında yer alıyor.
Rasulayn, Türkiye sınırına yakın konumuyla stratejik bir öneme sahip. 2019 yılında Türkiye'nin Barış Pınarı Harekatı sırasında çatışmalara sahne olan kent, büyük ölçüde boşaltılmıştı. Yerinden edilenlerin büyük bölümü, kentin batısındaki Haseke ve Kamışlı gibi bölgelere sığınmıştı. Geri dönüşlerin başlaması, bölgedeki demografik dengeleri de etkileyebilir.
Rasulayn'ın ilk sakinleri, kente girişlerinde coşkuyla karşılandı. Ancak geri dönenler, evlerinin büyük ölçüde hasar gördüğünü ve altyapının yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirtiyor. Kentte su ve elektrik gibi temel hizmetlerin hâlâ yetersiz olduğu ifade ediliyor. Yerel yetkililer, geri dönüşlerin kademeli olacağını ve barınma, sağlık ve eğitim gibi konularda destek sağlanacağını açıkladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu geri dönüş dalgası, Suriye'deki iç savaşın ardından yaşanan en büyük nüfus hareketlerinden biri olma potansiyeli taşıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, savaş nedeniyle 13 milyondan fazla Suriyeli yerinden edildi; bunların yaklaşık 6 milyonu ülke içinde yer değiştirdi. Rasulayn'daki geri dönüşler, ülkenin kuzeydoğusundaki istikrarın sağlanması açısından kritik bir test niteliğinde.
Bölgesel olarak, Türkiye'nin güney sınırında yaşanan bu gelişme, Ankara'nın güvenlik kaygılarını da yakından ilgilendiriyor. Türkiye, PKK'nın Suriye kolu olarak gördüğü SDG'nin Şam yönetimine entegrasyonunu yakından izliyor. Öte yandan, ABD'nin SDG ile olan askeri işbirliği, bölgedeki dengeleri etkilemeye devam ediyor. Rusya'nın ise Şam yönetimi üzerindeki nüfuzu, anlaşmanın uygulanmasında önemli bir rol oynuyor.
Uzmanlar, geri dönüş sürecinin başarılı olması için uluslararası toplumun maddi ve teknik destek sağlaması gerektiğini vurguluyor. BM Mülteci Örgütü (UNHCR), sahadaki insani durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yürütüyor, ancak kaynakların sınırlı olduğu belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rasulayn'ı da içeren bölgede PKK/YPG'nin varlığına karşı uzun süredir askeri operasyonlar düzenliyor. Ocak anlaşması, SDG'nin Şam'a entegrasyonunu öngördüğü için Ankara'nın bu konudaki endişelerini kısmen giderebilir. Ancak Türkiye, anlaşmanın uygulanmasını ve PKK unsurlarının bölgeden tamamen çekilmesini bekliyor. Geri dönüşlerin, sınır güvenliğini tehdit edecek şekilde demografik değişimlere yol açmaması da Ankara için önemli. Bu gelişme, Türkiye'nin Suriye politikası açısından hem fırsat hem risk barındırıyor; istikrarın sağlanması Türkiye'nin güvenliğine olumlu yansıyabilir, ancak süreçte yaşanacak aksaklıklar yeni göç dalgalarına neden olabilir.