İngiltere'de Yeşil Parti'nin yeni lideri Zack Polanski, İşçi Partisi lideri Keir Starmer'ın eski seçim bölgesi olan Holborn ve St Pancras'ta beklenmedik bir siyasi zafer kazanmayı hedefliyor. Polanski, sol kanadın birleşik bir adayla seçime girmesi halinde bu bölgede İşçi Partisi'ni yenebileceğini savunuyor. Starmer, 2024 genel seçimlerinde bu bölgeden milletvekili seçilmişti ancak başbakan olduktan sonra koltuğunu koruyor. Polanski'nin bu hamlesi, İşçi Partisi'nin sol kanadında yaşanan hoşnutsuzluğu ve Yeşil Parti'nin yükselen ivmesini gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
Zack Polanski, Yeşil Parti'nin Eylül 2025'te düzenlenen kongresinde lider seçildi. Partinin sol kanadını temsil eden Polanski, daha önce Londra Meclisi'nde görev yaptı ve iklim aktivizmiyle tanınıyor. Holborn ve St Pancras, merkez Londra'da yer alan ve tarihsel olarak İşçi Partisi'nin kalesi sayılan bir bölge. Ancak son yıllarda artan kira fiyatları, Filistin yanlısı hareketin güçlenmesi ve İşçi Partisi'nin sağa kaydığı eleştirileri, sol seçmende alternatif arayışlarına yol açtı. Polanski, yerel seçimlerde ve ara seçimlerde Yeşil Parti'nin oyunu artırdığını, özellikle genç seçmen ve azınlıklar arasında destek bulduğunu belirtiyor. Starmer'ın bölgedeki çoğunluğu 2024'te yaklaşık 11.000 oydu; ancak İşçi Partisi'nin anketlerde gerilemesi ve yerel yönetimlerde yaşanan skandallar, Yeşiller için fırsat penceresi açabilir. Polanski, "Solun birleşik adayı olursak burada kazanabiliriz" diyerek diğer sol partilere işbirliği çağrısı yaptı. İşçi Partisi cephesinden henüz resmi bir yanıt gelmedi; ancak parti içi kaynaklar, Yeşiller'in bu bölgede ciddi bir tehdit oluşturmadığını savunuyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İngiltere'de Yeşil Parti'nin yükselişi, Avrupa genelinde sol ve çevre partilerinin yeniden canlanmasının bir parçası. Almanya'da Yeşiller koalisyon ortağı, Fransa'da sol ittifak güçlü. Ancak İngiltere'nin seçim sistemi (tek turlu çoğunluk) küçük partilerin parlamentoya girmesini zorlaştırıyor. Polanski'nin hedefi, bu sistemi aşarak en az birkaç milletvekili çıkarmak. Eğer Yeşiller Holborn ve St Pancras'ta kazanırsa, bu İşçi Partisi için büyük bir prestij kaybı olur ve sol siyasette dengeler değişebilir. Ayrıca bu hamle, iklim politikalarının ana akım siyasette daha fazla yer bulmasını sağlayabilir. Avrupa'da aşırı sağın yükseldiği bir dönemde, sol ve yeşil partilerin birleşme çabaları dikkat çekici. Türkiye'de ise Yeşiller/Sol Parti benzeri bir yapı olmasa da, çevre hareketlerinin siyasete etkisi sınırlı. Ancak İngiltere'deki gelişme, küresel iklim hareketinin seçim siyasetine nasıl yansıdığını göstermesi açısından önemli.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'de Yeşil Parti'nin yükselişi ve İşçi Partisi'nin sol kanadındaki çatlak, Türkiye-İngiltere ilişkilerini doğrudan etkilemez. Ancak İngiltere'nin iklim politikaları ve Avrupa'daki yeşil dalga, Türkiye'nin Avrupa Yeşil Mutabakatı'na uyum sürecini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, ihracatında karbon düzenlemesiyle karşılaşmamak için yeşil dönüşümü hızlandırmak zorunda. Ayrıca İngiltere'de sol siyasetin güçlenmesi, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik müzakerelerinde iklim ve çevre fasıllarında daha fazla baskı hissetmesine yol açabilir. Kısa vadede ise Türk dış politikası için acil bir sonuç doğurmuyor.