Yeni Zelanda, Avustralya ile Fiji arasında kısa süre önce imzalanan savunma anlaşmasına katılma niyetini açıkladı. Bu gelişme, Güney Pasifik'te daha geniş kapsamlı bir sert güvenlik ittifakının temelini oluşturabilir. Analistler, ancak bu oluşumda küçük ada devletlerinin endişelerinin göz ardı edilme riskinin bulunduğu uyarısında bulunuyor. Avustralya ve Fiji arasında imzalanan Barış Okyanusu İttifakı, bölgedeki stratejik rekabeti derinleştirirken, Yeni Zelanda'nın katılımıyla birlikte ittifakın etki alanını genişletmesi bekleniyor.
Gelişmenin arka planı: Barış Okyanusu İttifakı
Avustralya ve Fiji, Barış Okyanusu İttifakı'nı (Pacific Ocean Peace Alliance) bu yılın başında imzaladı. Anlaşma, deniz güvenliği, afet yardımı ve bölgesel istikrar konularında iş birliğini öngörüyor. Yeni Zelanda Başbakanı, ülkesinin bu ittifaka katılmak için resmi başvuruda bulunduğunu duyurdu. Wellington yönetimi, özellikle Çin'in Pasifik'te artan etkisine karşı bir denge unsuru olarak böyle bir ittifakı stratejik açıdan önemli görüyor.
Fiji, bu ittifak sayesinde bölgesel liderlik rolünü pekiştirmeyi hedefliyor. Avustralya ise Pasifik Adaları Forumu üzerinden yürüttüğü diplomatik angajmanı askeri boyuta taşıyarak, iklim değişikliği ve balıkçılık gibi yumuşak güvenlik sorunlarına sert güvenlik politikalarını da ekliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Çin rekabeti ve küçük ada devletleri
Güney Pasifik, Çin'in artan ekonomik ve askeri nüfuzuna sahne oluyor. 2022'de Çin, Solomon Adaları ile bir güvenlik anlaşması imzalayarak bölgede Batılı ülkeleri rahatsız etmişti. Avustralya ve Yeni Zelanda, bu tür anlaşmaların kendi bölgesel güvenlik çıkarlarına tehdit oluşturduğunu düşünüyor. Ancak küçük ada devletleri, büyük güçler arasındaki rekabetin kendilerini zor durumda bıraktığını ifade ediyor. Papua Yeni Gine ve Vanuatu gibi ülkeler, hem Avustralya ile hem de Çin ile ilişkilerini dengelemeye çalışırken, Barış Okyanusu İttifakı gibi yapılanmaların bağımsızlıklarını kısıtlayabileceği endişesini taşıyor.
Analistler, ittifakın genişlemesinin bölgede bir 'Soğuk Savaş' dinamiği yaratabileceğini belirtiyor. ABD de Pasifik'te askeri varlığını artırırken, Fransa'nın denizaşırı toprakları Yeni Kaledonya ve Fransız Polinezyası da bölgesel güvenlik denkleminde önemli bir yer tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Asya-Pasifik bölgesine yönelik dış politikasında doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel güç dengesindeki kaymalar bağlamında dikkate değerdir. Çin ile Batı arasındaki rekabetin derinleşmesi, Türkiye'nin Çin'le ekonomik ilişkilerini ve Kuşak-Yol Projesi'ndeki iş birliğini dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, Pasifik'teki ada devletlerinin egemenlik endişeleri, Türkiye'nin uluslararası platformlarda küçük devletlerin haklarını savunan politikalarıyla paralellik gösterir. Türkiye, bölge ülkeleriyle diplomatik ve ekonomik bağlarını geliştirirken, bu tür güvenlik yapılanmalarının bölgesel istikrara katkısını izlemelidir.