Güney Pasifik'teki Fransız denizaşırı toprağı Yeni Kaledonya'da pazar günü yapılan eyalet seçimlerinin geçici sonuçlarına göre, bağımsızlık karşıtı partiler önemli kazanımlar elde etti. Seçim, Fransa ile ada arasındaki gelecekteki statü müzakerelerinin şekillenmesi açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. Resmi olmayan sonuçlar, bağımsızlık yanlısı partilerin oy oranında düşüş yaşadığını, buna karşın Fransa'ya bağlı kalınmasını savunan grupların oylarını artırdığını gösteriyor. Seçim katılım oranı %65 ile geçmiş yıllara göre yüksek seyretti.
Seçimin arka planı ve taraflar
Yeni Kaledonya, 1853 yılından bu yana Fransa'ya bağlı bir toprak olarak yönetiliyor. Ada, 1980'lerdeki kanlı çatışmaların ardından 1998'de Nouméa Anlaşması ile özel bir statü kazanmıştı. Bu anlaşma, adanın kendi kendini yönetme yetkisini genişletirken, üç bağımsızlık referandumu düzenlenmesini öngörüyordu. 2018, 2020 ve 2021'de yapılan referandumlarda bağımsızlık her seferinde reddedildi. Son referandumu bağımsızlık yanlısı partiler boykot etmişti.
Seçimde bağımsızlık yanlısı cepheyi Kanak ve Sosyalist Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLNKS) temsil ederken, bağımsızlık karşıtı blokta ise Rassemblement-UMP ve Calédonie Ensemble gibi partiler yer alıyor. FLNKS'nin eski liderlerinden Jean-Pierre Djaiwé, seçim sonuçlarının “bağımsızlık yanlılarının mücadelesini zorlaştırdığını” ifade etti.
Bölgesel ve küresel boyut
Yeni Kaledonya'nın statüsü, sadece ada için değil, aynı zamanda Fransa'nın Hint-Pasifik bölgesindeki stratejik konumu açısından da önem taşıyor. Fransa, Yeni Kaledonya'yı bölgedeki askeri varlığının bir üssü olarak görüyor. Ada, aynı zamanda zengin nikel yataklarına sahip. Çin'in bölgede artan etkisi, Yeni Kaledonya'nın Fransa için değerini daha da artırıyor. Sonuçlar, bağımsızlık karşıtlarının kazanmasıyla Fransa'nın adadaki egemenliğinin devam edeceğine işaret ediyor. Avustralya ve Yeni Zelanda gibi bölge ülkeleri, adanın istikrarını yakından takip ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yeni Kaledonya seçimleri, Türkiye'nin doğrudan müdahil olduğu bir konu olmasa da, Hint-Pasifik bölgesindeki güç dengeleri açısından önem taşıyor. Türkiye, Afrika ve Pasifik'te sömürgecilik karşıtı duruşuyla bilinirken, Yeni Kaledonya gibi bağımsızlık mücadelelerine sempatiyle bakıyor. Ancak Fransa ile olan ikili ilişkilerde bu konu gündeme gelmiyor. Bölgesel olarak, Pasifik'teki sömürgecilik karşıtı hareketlerin zayıflaması, Türkiye'nin bu bölgelere yönelik insani ve diplomatik girişimlerini sınırlandırabilir. Ayrıca, Fransa'nın Hint-Pasifik'teki varlığının güçlenmesi, Çin'in bölgedeki yayılmasına karşı bir denge unsuru olarak da değerlendirilebilir.