İran'ın yeni dini lideri Muhsin Hamaney'in Çin ile ilişkilere 'olumlu' yaklaştığı bildirildi. Tahran'ın Pekin Büyükelçisi Abdülrıza Rahmani Fazli, hafta sonu Beijing'de düzenlenen bir güvenlik forumunda yaptığı açıklamada, eski lider Ali Hamaney'in izinden giderek Çin ile stratejik ortaklığı derinleştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Fazli, Hürmüz Boğazı'nın güvenliği konusunda İran'ın 'hizmet ücreti' alacağını ancak Çin'e özel bir muamele yapılmayacağını belirtti.
İran-Çin Stratejik Ortaklığı Yeni Dönemde Devam Ediyor
Muhsin Hamaney'in geçtiğimiz haftalarda dini liderlik görevini devralmasının ardından, İran'ın dış politikasında Çin ile iş birliğinin süreceği yönündeki ilk resmi sinyal Beijing'den geldi. Büyükelçi Rahmani Fazli, Pekin'deki 'Küresel Güvenlik Forumu'nda yaptığı konuşmada, "Yeni liderimiz Muhsin Hamaney, Çin ile ilişkiler hakkında babasıyla aynı olumlu görüşleri paylaşıyor. İki ülke arasındaki kapsamlı stratejik ortaklık, her iki tarafın da çıkarına olacak şekilde genişleyerek devam edecek" ifadelerini kullandı.
İran ve Çin, 2021 yılında 25 yıllık bir stratejik iş birliği anlaşması imzalamıştı. Anlaşma, enerji, altyapı, teknoloji ve askeri alanlarda iş birliğini kapsıyor. İran'ın Batı yaptırımları altında olduğu bir dönemde, Çin ile bu anlaşma Tahran için hayati önem taşıyor. Fazli, anlaşmanın uygulanmasında herhangi bir aksama olmadığını ve yeni dönemde hızlanarak devam edeceğini vurguladı.
Öte yandan, Hürmüz Boğazı'nın güvenliği konusunda İran'ın tutumu tartışma yaratıyor. Büyükelçi Fazli, İran'ın boğazdan geçen gemilerden 'servis ücreti' almayı düşündüğünü ancak bu ücretin Çin için farklı olmadığını söyledi. "Hürmüz Boğazı'nın güvenliği için İran olarak önlemler alıyoruz ve bu hizmetlerin bir karşılığı olacak. Ancak Çin'e özel bir ayrıcalık tanımıyoruz" dedi.
Bölgesel Güç Dengeleri ve Küresel Etkiler
İran-Çin yakınlaşması, ABD ve Batılı müttefikler tarafından endişeyle izleniyor. Özellikle Suudi Arabistan'ın da Çin ile ilişkilerini güçlendirdiği bir dönemde, Pekin'in Orta Doğu'daki nüfuzu artıyor. İran'ın Rusya ile de askeri iş birliği yaptığı göz önüne alındığında, Çin, Rusya ve İran arasında gayri resmi bir ittifak oluştuğu yorumları yapılıyor.
Uzmanlar, yeni İran liderinin Çin yanlısı tutumunun, ülkenin uzun vadeli stratejisinin bir parçası olduğunu düşünüyor. Enerji ihracatına bağımlı olan İran, Çin'in en büyük petrol alıcılarından biri olması nedeniyle Pekin'le iyi ilişkileri sürdürmeye mecbur. Ayrıca Çin, İran'a nükleer müzakerelerde de diplomatik destek sağlıyor.
Hürmüz Boğazı'nın güvenliği ise küresel enerji arzı için kritik. Dünya petrolünün yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçiyor. İran'ın olası bir ücret uygulaması, uluslararası deniz hukuku açısından tartışma yaratabilir. Ancak Çin'in bu konuda sessiz kalması, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-Çin yakınlaşması, Türkiye'nin Orta Doğu ve Asya politikalarını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, hem İran hem de Çin ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürüyor. Ancak İran'ın Çin'e artan bağımlılığı, Türkiye'nin bölgedeki manevra alanını daraltabilir. Ayrıca Hürmüz Boğazı'nda olası bir ücret uygulaması, Türkiye'nin enerji ithalatında maliyet artışına yol açabilir. Türkiye, bu gelişmeleri yakından izlemeli ve kendi çıkarlarını koruyacak adımlar atmalıdır. İran'ın nükleer programı ve Batı ile ilişkileri de Türkiye'nin güvenlik politikalarını etkileyen unsurlar arasında.