Birleşik Krallık’ın yeni başbakanı, ulusal güvenliğin en önemli önceliklerden biri olacağı bir dönemde göreve başlayacak. Ancak eski Hazine Bakanı Lord Paul Boateng’e göre, bu durum kalkınma yardımı bütçesindeki kesintileri durdurmayı gerektiriyor. Boateng, yeni başbakanın, geliştirme bütçesinden yüzde 40 oranında kesinti yapmanın gerçek dünyadaki etkilerini değerlendirmesi ve olası zararlar netleşene kadar daha fazla kesintiyi veto etmesi gerektiğini belirtiyor.
Yardım Bütçesindeki Kesintilerin Perde Arkası
Birleşik Krallık, 2020 yılında gayri safi milli gelirinin (GSMG) yüzde 0,7’sini kalkınma yardımına ayırma taahhüdünden vazgeçerek bu oranı yüzde 0,5’e düşürmüştü. Bu karar, pandemi sonrası ekonomik zorluklar gerekçesiyle alınmıştı. Ancak Boateng, bu kesintinin kısa vadeli maliyet tasarrufu olarak görülse de uzun vadede ulusal güvenliği tehdit edebileceğini savunuyor. Yardım programları, çatışma bölgelerinde istikrarı sağlamak, göçü azaltmak ve terörle mücadele için kilit rol oynuyor. Kesintilerin özellikle Afrika ve Orta Doğu’daki programları etkilediği, bu bölgelerdeki insani krizlerin derinleşmesine yol açtığı ifade ediliyor.
Boateng’in yazısı, İngiltere’nin yardım bütçesindeki bu dramatik kesintinin, dünya genelinde yoksullukla mücadele ve sağlık gibi alanlarda yaratacağı tahribata dikkat çekiyor. Örneğin, aşı programları ve temel eğitim projeleri askıya alınırken, kriz bölgelerinde gıda güvensizliği artıyor. Yazar, bu kesintilerin ulusal güvenlik politikalarıyla çeliştiğini, çünkü istikrarsız bölgelerin küresel terör ve göç dalgalarına yol açtığını vurguluyor.
Küresel Yansımalar ve Bölgesel Dinamikler
Birleşik Krallık’ın yardım politikasındaki bu değişim, yalnızca gelişmekte olan ülkeleri değil, aynı zamanda uluslararası ittifakları da etkiliyor. Boateng, kesintilerin Birleşik Krallık’ın yumuşak gücünü zayıflattığını ve uluslararası toplumdaki liderlik rolünü sorgulattığını belirtiyor. Özellikle Fransa ve Almanya gibi diğer büyük bağışçı ülkelerle karşılaştırıldığında, İngiltere’nin taahhütlerinden geri adım atması, diğer ülkeler üzerinde olumsuz bir etki yaratabilir. Bu durum, çok taraflı kalkınma hedeflerine ulaşmayı zorlaştırırken, Çin gibi aktörlerin nüfuz alanını genişletmesine zemin hazırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, gelişmekte olan ülkelere yönelik kalkınma yardımlarında önemli bir aktör olarak öne çıkıyor. Birleşik Krallık’ın yardım bütçesindeki kesintiler, Türkiye’nin Afrika ve Orta Asya’daki projeleri için dolaylı bir fırsat yaratabilir; ancak küresel yardım mimarisindeki boşluk, istikrarsızlığı artırarak Türkiye’nin sınır güvenliği ve göç yönetimini olumsuz etkileyebilir. Türk dış politikası, insani diplomasi ve kalkınma iş birliğine dayalı bir yaklaşım sürdürürken, Batılı bağışçıların çekilmesi, Türkiye’nin bu alandaki yükünü hafifletebilir ancak bölgesel krizlerin derinleşmesi riskini de beraberinde getiriyor.