Birleşik Krallık'ta uzun süredir beklenen liderlik değişimi nihayet gerçekleşti. Ancak yeni Başbakan, görevi devraldığında karşısında selefinin çözümsüz bıraktığı dev bir sorun buldu: Brexit’in kaçınılmaz sonuçları. Avrupa Birliği’nden ayrılık süreci, dört yılı aşkın bir süredir ülkenin siyasi gündemini domine ederken, yeni hükümetin masasında giderek büyüyen bir ekonomik ve diplomatik kriz duruyor. Artık ertelemelerin sonuna gelindi: Brexit’in yarattığı ticaret engelleri, iş gücü kıtlığı ve düzenleyici uyumsuzluklar, günlük hayatın her alanında kendini hissettiriyor.
Gelişmenin arka planı
Birleşik Krallık, 2020 yılında resmen AB'den ayrılmasına rağmen, Brexit’in somut etkileri bir süre daha ertelenmişti. Geçiş dönemleri ve pandemi kaynaklı küresel aksaklıklar, derin yapısal sorunların üzerini örtmüştü. Ancak yeni Başbakan’ın göreve gelmesiyle birlikte, uzmanlar “bekle-gör” döneminin sona erdiği konusunda hemfikir. Özellikle ticaret hacmindeki düşüş, tarım sektöründe yaşanan iş gücü açığı ve finansal hizmetlerdeki pazar kaybı, somut verilerle ortada. Yeni liderin öncelikli hedefi, Avrupa Birliği ile ilişkileri yeniden yapılandırmak olacak. Ancak bu, hem siyasi hem de hukuki açıdan oldukça karmaşık bir süreç.
Bir yanda AB’nin tek pazara dönüşü imkânsız kılan kuralları, diğer yanda Britanya’nın egemenlik vurgusu… Bu ikilem, yeni Başbakan’ın manevra alanını ciddi şekilde daraltıyor. Üstelik ülke içinde Brexit karşıtı kesimler, aradan geçen zamana rağmen konunun kapanmadığını düşünüyor. İngiltere’nin kuzeyinde İskoçya, yeniden AB üyeliği için referandum çağrılarını yinelerken; Galler ve Kuzey İrlanda’da da ekonomik kaygılar giderek büyüyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Brexit’in etkileri yalnızca Britanya adasıyla sınırlı değil. AB’nin en büyük ekonomilerinden birinin ayrılması, kıta genelinde ticaret dengelerini değiştirdi. Almanya ve Fransa, Britanya ile ilişkilerde yeni bir denge ararken; İrlanda Cumhuriyeti, Kuzey İrlanda protokolü dolayısıyla en hassas pozisyonda olan ülke konumunda. Küresel ölçekte ise Britanya’nın ticaret anlaşmaları ABD, Çin ve Hint-Pasifik bölgesine yönelmiş durumda. Ancak bu alternatif pazarlar, kaybedilen AB ticaretinin hacmini henüz karşılayabilmiş değil. Uzmanlar, yeni Başbakan’ın özellikle ABD ile kapsamlı bir serbest ticaret anlaşmasına öncelik vermesini bekliyor. Yine de bu tür bir anlaşmanın kısa vadede gerçekleşmesi, Washington’un öncelikleri nedeniyle zor görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık’taki bu siyasi çalkantı, Türkiye’yi doğrudan etkilemese de dolaylı yansımaları olacaktır. Türkiye, Brexit sonrası Britanya ile ikili ticaret anlaşmasını güncelleme sürecindeydi. Yeni hükümetin Brexit kaynaklı iç sorunlara odaklanması, bu müzakerelerin hızını kesebilir. Öte yandan, zayıflayan Britanya ekonomisi, Türk ihracatçıları için önemli olan bu pazarın daralmasına yol açabilir. Küresel sistemde Britanya’nın azalan etkisi, Türkiye’nin Batı ittifakı içindeki dengeleri yeniden değerlendirmesini gerektirebilir.