Japon Yeni, dolar karşısında son 40 yılın en düşük seviyesine gerilerken, küresel piyasalar Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) ve hükümetin yeni müdahale sinyali vermesini bekliyor. Yen’in değer kaybı, özellikle ABD ile Japonya arasındaki faiz farkının açılmasıyla hız kazandı ve yatırımcılar Tokyo’nun bir sonraki "kırmızı çizgisini" arıyor. Uzmanlar, yenin mevcut seviyelerinin Japonya’nın ihracatçılarına avantaj sağlasa da, ithalat maliyetlerini artırarak iç talebi baskıladığını belirtiyor.
Yen’in Çöküşü ve Küresel Piyasalar
Yen/dolar paritesi Nisan 2024 itibarıyla 160 seviyesini test ederek 1990’dan bu yana en düşük noktayı gördü. Bu düşüşün ardında, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faizleri yüksek tutma kararı ve BoJ’un ultra gevşek para politikasını sürdürmesi yatıyor. Japonya’nın ithalat bağımlılığı göz önüne alındığında, enerji ve gıda fiyatlarındaki artış tüketici enflasyonunu körüklüyor. BoJ, Nisan ayında faizleri 20 baz puan artırarak 2007’den bu yana ilk kez sıkılaştırmaya gitse de, bu adım yen üzerindeki baskıyı hafifletmedi.
Traders, Tokyo’nun 152 seviyesinde sözlü müdahale yapmasına rağmen fiili bir hamle gelmemesini endişeyle karşılıyor. Japonya Maliye Bakanı Shunichi Suzuki, “Gerektiğinde kararlı adımlar atacağız” dese de, piyasalar somut bir müdahale görmek istiyor. Bazı analistler, Japonya’nın 165 seviyesini yeni kırmızı çizgi olarak belirleyebileceğini öne sürüyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Yen’in zayıflaması, Güney Kore wonu ve Çin yuanı gibi Asya para birimleri üzerinde de baskı yaratıyor. Rekabetçi devalüasyon endişeleri, bölgesel ticaret savaşlarını tetikleyebilir. Öte yandan, Japonya’nın dünyanın en büyük kreditör ülkesi olması, yenin düşüşünün küresel sermaye akışlarını etkilemesine neden oluyor. Japon yatırımcıların yüksek faizli ABD tahvillerine yönelmesi, gelişmekte olan piyasalardan çıkışları hızlandırabilir.
ABD ve Avrupa’da, zayıf yenin Japon ihracatçılara sağladığı avantaj, otomotiv ve elektronik sektörlerinde ithalat baskısı yaratıyor. ABD Ticaret Temsilciliği, Japonya’nın kur politikasını yakından izlediğini açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yen’in değer kaybı, Japonya ile ticaret hacmi yaklaşık 5 milyar dolar olan Türkiye için karmaşık bir tablo çiziyor. Zayıf yen, Türkiye’nin Japonya’ya ihracatını (otomotiv yan sanayi, tekstil) rekabetçi kılsa da, ithalat maliyetleri (makine, elektronik) düşüş gösterebilir. Ancak asıl risk, yen üzerinden küresel risk iştahının azalmasıyla gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışı yaşanmasıdır. Türkiye gibi yüksek cari açık veren ülkeler, döviz kurlarındaki oynaklıktan olumsuz etkilenebilir. TCMB’nin enflasyonla mücadelesinde, yen kaynaklı küresel finansal dalgalanmalara karşı hazırlıklı olması önem kazanıyor.