Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) 31 Temmuz 2024'te politika faizini 15 yılın en yüksek seviyesine çıkarmasının ardından küresel piyasalar adeta sarsıldı. Bu karar, uzun süredir devam eden 'yen carry trade' stratejisinin ani bir şekilde çözülmesine neden oldu ve dünya borsalarında milyarlarca dolarlık satış dalgası tetiklendi. Peki nedir bu yen carry trade ve neden bu kadar önemli?
Yen Carry Trade'in Arka Planı
Carry trade, düşük faizli bir para biriminden borçlanıp, yüksek faizli bir para biriminde yatırım yapma stratejisidir. Yıllardır Japonya, acımasız negatif faiz politikası ve devasa parasal genişleme programıyla yenin en ucuz borçlanma para birimi olmasını sağladı. Yatırımcılar, neredeyse sıfır maliyetle yen borçlanıp, ABD tahvilleri, gelişen piyasa hisseleri veya yüksek getirili varlıklara yatırım yaparak kâr elde ediyordu.
Bu strateji, özellikle 2022'den itibaren ABD Merkez Bankası'nın (Fed) agresif faiz artırımlarıyla daha da cazip hale geldi. Fed faizleri %5'in üzerine çıkarken, Japonya'da faizler negatif bölgede kaldı. Bu makas, carry trade'i küresel finansın en kalabalık işlemlerinden biri haline getirdi. Tahminlere göre, piyasalardaki carry trade hacmi 1 trilyon doları aşmış durumda.
Ancak 31 Temmuz'da BOJ'un faiz artırımı ve ardından gelen şahin açıklamalar, bu denklemi bozdu. Yen hızla değer kazandı, borçlanma maliyetleri arttı ve yatırımcılar pozisyonlarını kapatmak zorunda kaldı. Bu 'unwinding' (çözülme) süreci, küresel piyasalarda zincirleme satışları beraberinde getirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Carry trade'in çözülmesi, sadece Japonya'yı değil, tüm dünyayı etkiledi. 5 Ağustos 2024'te Japonya'nın Nikkei 225 endeksi %12,4 değer kaybederek 1987'deki Kara Pazartesi'den bu yana en büyük günlük düşüşünü yaşadı. Ardından Avrupa ve ABD borsaları da sert düştü. Bitcoin gibi riskli varlıklar da değer kaybetti.
Bu durum, küresel finansal sistemin ne kadar birbirine bağlı olduğunu bir kez daha gösterdi. Carry trade, düşük volatilite dönemlerinde likidite sağlarken, ani çözülmelerde piyasalarda büyük şoklar yaratabiliyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, bu tür sermaye akışlarındaki ani değişimlere karşı kırılgan hale geliyor.
Japonya'nın faiz artırımı, küresel para politikalarında bir dönüm noktası olabilir. Uzun yıllar boyunca ucuz yen, dünya genelinde risk iştahını besleyen bir yakıt görevi gördü. Şimdi bu yakıtın azalması, özellikle yüksek borçluluk oranlarına sahip ülkeler ve şirketler için zorluklar yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yen carry trade'in çözülmesi, Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ekonomiler için önemli riskler taşıyor. Küresel risk iştahının azalması, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını hızlandırabilir. Bu da TL üzerinde baskı yaratabilir ve Türkiye'nin dış borçlanma maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, Japon yatırımcıların yurt dışındaki varlıklarını satıp yen'e dönmesi, Türkiye'ye olan portföy yatırımlarını da olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin kırılganlığını azaltmak için makroekonomik istikrarı güçlendirmesi ve dış şoklara karşı dayanıklılığını artırması gerekiyor.