Yemen'in Kızıldeniz kıyısındaki tarihi liman kenti Moka, bir zamanlar sakin bir balıkçı kasabasıyken, ülkedeki iç savaşın etkisiyle tam anlamıyla bir savaş alanına dönüşmüş durumda. Birleşik Arap Emirlikleri destekli güçler ile İran destekli Husiler arasında yaşanan şiddetli çatışmalar, kentin sosyal dokusunu ve ekonomisini kökünden değiştirdi. Bugün Moka, hem askeri stratejik önemi hem de insani kriziyle dikkat çekiyor. Peki bu dönüşüm nasıl gerçekleşti ve bölgedeki güç dengeleri açısından ne anlama geliyor?
Moka'nın Stratejik Önemi ve Çatışmaların Başlangıcı
Moka, Kızıldeniz'in güney girişinde, Babülmendep Boğazı'na yakın konumuyla stratejik bir noktada yer alıyor. Bu konum, onu hem uluslararası deniz ticareti hem de askeri operasyonlar için kritik bir üs haline getiriyor. Yemen'de 2014 yılında başlayan iç savaş, 2015'te Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun müdahalesiyle daha da karmaşık bir hal aldı. Moka, özellikle 2016-2017 yıllarında Husilere karşı düzenlenen operasyonların merkez üssü oldu. Koalisyon güçleri, kenti kontrol altına almak için yoğun hava saldırıları düzenledi ve kara birlikleri konuşlandırdı.
Bu çatışmalar sırasında binlerce sivil hayatını kaybetti, on binlerce kişi yerinden edildi. Balıkçılıkla geçinen yerel halk, hem çatışmaların doğrudan etkisi hem de deniz yollarının güvenliğinin kalmaması nedeniyle geçim kaynaklarını yitirdi. Moka limanı, askeri amaçlarla kullanılmaya başlanınca, balıkçı tekneleri yerini savaş gemilerine bıraktı. Kentin altyapısı büyük ölçüde tahrip oldu; elektrik, su ve sağlık hizmetleri neredeyse tamamen çöktü.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Güç Mücadelesi ve İnsani Kriz
Moka'daki çatışma, Yemen'in ötesinde bölgesel bir güç mücadelesinin de bir yansıması. Birleşik Arap Emirlikleri, Güney Geçiş Konseyi'ni destekleyerek kentin güney kesimlerinde etkili olmaya çalışırken, Suudi Arabistan da uluslararası kabul görmüş hükümeti destekliyor. Bu rekabet, kentin kontrolünü ele geçirmek için zaman zaman müttefikler arasında bile çatışmalara yol açtı. Öte yandan Husiler, kentin kuzey bölgelerinde varlığını sürdürerek saldırılarını sürdürüyor. Bu durum, Moka'yı sadece bir iç savaş alanı olmaktan çıkarıp, bölgesel ve küresel aktörlerin vekalet savaşına sahne olan bir bölge haline getirdi.
İnsani açıdan bakıldığında, Moka'daki durum Yemen'deki büyük insani krizin bir mikrokozmosu. Birleşmiş Milletler verilerine göre Yemen'de nüfusun büyük bir kısmı açlık riskiyle karşı karşıya ve sağlık sistemi çökmüş durumda. Moka'daki çatışmalar, bölgedeki gıda ve ilaç yardımlarının ulaştırılmasını da engelliyor. Ateşkes anlaşmaları zaman zaman sağlansa da kalıcı bir barış umudu zayıf görünüyor. Uzmanlar, Moka'daki durumun, Yemen'deki savaşın sona ermemesi halinde daha da kötüleşeceğini ve bölgesel istikrarı tehdit edeceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Moka'daki gelişmeler, Türkiye'nin Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki deniz güvenliğini doğrudan ilgilendiriyor. Bu stratejik su yolu, Türkiye'nin Doğu Asya ve Körfez ile olan ticaretinin önemli bir bölümünü taşıyor. Bölgedeki istikrarsızlık, deniz ticaretinin güvenliğini tehdit ederek Türkiye'nin ekonomik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen ve diplomatik çözümü savunan bir politika izliyor. Moka'daki çatışmaların sona ermesi ve insani krizin hafifletilmesi, Türkiye'nin bölgedeki istikrar öncelikleriyle uyumlu. Bu nedenle Ankara, uluslararası toplumla koordineli bir şekilde kalıcı barış çabalarını desteklemeye devam etmelidir.