Hamas'ın üst düzey yetkililerinden Halil el-Hayya, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve Orta Doğu Özel Temsilcisi Jared Kushner ile Pazar günü Kahire'de bir araya geldi. El-Hayya, İsrail'in Gazze savaşında diğer Hamas liderlerini öldürmesinin ardından örgütün kilit isimlerinden biri haline geldi. Görüşme, Hamas'ın siyasi kanadının uluslararası diplomaside yeniden öne çıkmasına işaret ediyor.
El-Hayya'nın Yükselişi
Halil el-Hayya, 1960 yılında Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta doğdu. İslam Üniversitesi'nde eğitim gördü ve 1980'lerde Hamas'ın kuruluşunda yer aldı. Uzun yıllar Hamas'ın Gazze'deki siyasi bürosunun üyesi olarak görev yaptı. İsrail ile Hamas arasındaki esir takası anlaşmalarında müzakereci olarak öne çıktı. 2012'deki esir takasında İsrail askeri Gilad Şalit'in serbest bırakılması karşılığında yüzlerce Filistinli mahkumun salıverilmesinde rol oynadı.
El-Hayya, Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları ile siyasi kanadı arasındaki koordinasyonu sağlayan önemli bir isim. Özellikle son Gazze savaşında, örgütün lider kadrosunun büyük bölümünün öldürülmesiyle birlikte El-Hayya'nın önemi arttı. Savaş sırasında Hamas'ın siyasi bürosunun başına geçtiği iddiaları gündeme geldi. Ancak El-Hayya, bu görevi resmi olarak üstlenmedi; örgütün karar alma mekanizmasında fiili olarak öne çıktı.
Kushner ile Görüşmenin Anlamı
Jared Kushner'ın Kahire'de El-Hayya ile görüşmesi, ABD yönetiminin Hamas ile doğrudan temas kurma konusundaki geleneksel politikasının dışına çıktığını gösteriyor. ABD, uzun yıllardır Hamas'ı terör örgütü olarak listeliyor ve örgütle müzakere edilmesine karşı çıkıyordu. Ancak son yıllarda, özellikle Gazze'deki insani krizin derinleşmesiyle birlikte, ABD'nin dolaylı da olsa Hamas yetkilileriyle temas kurduğu biliniyor.
Kushner'ın bölgeye yaptığı ziyaretler, Trump yönetiminin Orta Doğu'da yeni bir barış planı üzerinde çalıştığı döneme denk geliyor. Kushner, Filistinlilerin ekonomik sıkıntılarını hafifletmek için bir yatırım planı hazırlamıştı. Bu planın hayata geçirilmesi için Hamas'ın da desteğini almayı hedeflediği düşünülüyor. Ancak El-Hayya'nın, Hamas'ın direniş hattından ödün vermeyeceğini açıkça ortaya koyması, görüşmenin sınırlı bir başarı elde ettiğini gösteriyor.
Görüşme, Mısır'ın arabuluculuğunda gerçekleşti. Mısır, İsrail ile Hamas arasındaki dolaylı müzakerelerde geleneksel olarak önemli bir rol oynuyor. Kahire'nin ev sahipliği, Mısır'ın bölgedeki istikrar çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Mısır, Gazze'deki ateşkesi kalıcı hale getirmek ve Filistinliler arasındaki bölünmüşlüğü sona erdirmek için yoğun çaba gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
El-Hayya'nın uluslararası arenada görünürlüğünün artması, Hamas'ın yeni liderlik yapısının şekillendiğine işaret ediyor. Hamas lideri İsmail Haniye'nin Tahran'da öldürülmesinin ardından, örgütün siyasi bürosu yeniden yapılanma sürecine girdi. El-Hayya'nın, Hamas'ın dış ilişkilerden sorumlu ismi olarak öne çıkması, örgütün İran, Katar, Türkiye gibi ülkelerle ilişkilerini yönetmesini kolaylaştırıyor.
Uzmanlara göre, El-Hayya'nın pragmatik bir isim olduğu ve Hamas ile Batı arasında diyalog kurulmasına sıcak baktığı belirtiliyor. Ancak örgütün askeri kanadının direniş politikası, siyasi kanadın manevra alanını sınırlıyor. El-Hayya, bir yandan ateşkes müzakerelerini yürütürken, diğer yandan İsrail'e karşı direnişin süreceğini vurguluyor.
Kushner'ın ziyareti, Trump yönetiminin seçim öncesi Orta Doğu'da bir başarı hikayesi yaratma isteği olarak yorumlanıyor. Ancak Hamas'ın talepleri ile İsrail'in güvenlik endişeleri arasındaki derin uçurum, kapsamlı bir anlaşmanın önündeki en büyük engel olarak duruyor. Görüşmede ateşkesin kalıcılaştırılması ve Gazze'ye insani yardımların ulaştırılması konularının ele alındığı bildiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Hamas ile kurduğu ilişkiler açısından önem taşıyor. Türkiye, Hamas'ı terör örgütü olarak görmüyor ve sözcüleriyle düzenli temas halinde. El-Hayya'nın öne çıkması, Türkiye ile Hamas arasındaki diyaloğun süreceğine işaret ediyor. Ayrıca, ABD'nin Hamas'la dolaylı görüşmesi, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin uluslararası alanda meşruiyet kazanmasına katkı sağlayabilir. Ancak Türkiye'nin, Hamas ile ilişkilerini örgütün barışçıl çözüm sürecine dahil olması yönünde teşvik etmesi bekleniyor. Bu durum, Türkiye'nin Orta Doğu'daki arabuluculuk rolünü güçlendirebilir.