Yemen hükümetine bağlı ordu, Taiz kentinde Husilerle yaşanan şiddetli çatışmalarda son iki hafta içinde 1.540 Husi milisinin öldürüldüğünü ve yaralandığını açıkladı. Ordu kaynaklarına göre, kentin doğusundaki stratejik bölgelerde yoğunlaşan çatışmalar, ülkenin güneybatısındaki bu kritik şehirde kontrol mücadelesini yeniden alevlendirdi. Taiz, Yemen iç savaşının başlangıcından bu yana cephe hattı olarak önemini koruyor.
Çatışmaların arka planı
Yemen'de 2014 yılından bu yana süren iç savaş, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Husilere karşı yürüttüğü operasyonlarla daha da karmaşık bir hal aldı. Taiz, ülkenin en büyük üçüncü şehri olarak hem stratejik konumu hem de limanlara yakınlığı nedeniyle taraflar arasında sürekli el değiştiren bir cephe hattı oldu. Husi güçleri, 2015'ten bu yana kentin büyük bölümünü kontrol ederken, hükümet güçleri ve müttefikleri çevre bölgelerde varlık gösteriyor. Son haftalarda artan çatışmalar, Birleşmiş Milletler'in ateşkes çağrılarına rağmen şiddetini koruyor.
Ordu açıklamasına göre, Husiler Taiz'in doğusundaki El-Havban ve El-Dabab bölgelerinde saldırılarını yoğunlaştırdı. Hükümet güçleri ise karşı operasyonlarla ilerlemeye çalışıyor. Ancak bağımsız kaynaklar, çatışmalarda her iki taraftan da sivil kayıpların yaşandığını ve binlerce kişinin yerinden edildiğini bildiriyor. Taiz'deki hastaneler, artan yaralı sayısı nedeniyle kapasitesinin üzerinde çalışıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen'deki çatışmalar, bölgesel güç dengelerini doğrudan etkiliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Husilere karşı hükümet güçlerini desteklerken, İran'ın Husilere verdiği destek uluslararası alanda sıkça dile getiriliyor. Bu durum, Yemen'i Suudi-İran rekabetinin bir vekalet savaşı alanı haline getirmiş durumda. Taiz'deki son tırmanma, Birleşmiş Milletler'in Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in ateşkes ve siyasi çözüm çabalarını da sekteye uğratmış görünüyor. Grundberg, taraflara itidal çağrısı yaparken, insani yardımların ulaştırılması için güvenli koridorların açılması gerektiğini vurguladı.
Uluslararası kamuoyu, Yemen'deki insani krize dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, ülke nüfusunun yüzde 80'i insani yardıma muhtaç durumda ve 4 milyondan fazla kişi yerinden edilmiş durumda. Taiz'deki çatışmalar, zaten kırılgan olan insani durumu daha da kötüleştiriyor. Yardım kuruluşları, bölgeye erişimde zorluk yaşadıklarını ve sivillerin temel ihtiyaçlara ulaşamadığını belirtiyor.
Öte yandan, Husilerin son dönemde Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, küresel deniz ticaretini tehdit ediyor. Bu saldırılar, Yemen iç savaşının uluslararası boyutunu ve küresel ekonomiye etkisini gözler önüne seriyor. Taiz'deki çatışmaların şiddetlenmesi, Husilerin kaynaklarını kara savaşına kaydırmasına neden olabilir ve bu da Kızıldeniz'deki saldırıları geçici olarak azaltabilir. Ancak uzmanlar, kalıcı bir çözüm olmadan bölgesel istikrarın sağlanamayacağı görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki iç savaşta taraf olmamakla birlikte, bölgesel istikrar ve insani krizin çözümü için diplomatik çabaları destekliyor. Taiz'deki çatışmaların tırmanması, Türkiye'nin Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki ticari ve güvenlik çıkarlarını dolaylı olarak etkiliyor. Husilerin deniz ticaretine yönelik saldırıları, Türkiye'nin Asya ve Afrika'ya uzanan deniz ticaret hatlarında risk oluşturuyor. Ayrıca, Yemen'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım faaliyetlerini ve barış çabalarını zorlaştırıyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve İran ile dengeli ilişkiler yürüterek Yemen krizinde yapıcı bir rol üstlenmeye çalışıyor. Ancak çatışmaların uzaması, bölgesel gerilimi artırarak Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını tehdit ediyor.