Gazze'deki Nasser Tıp Kompleksi'nde görevli Dr. Ahmed Al-Farra, bölgede yaklaşık 22.000 hastanın yurt dışına acil tıbbi tahliye beklediğini, bu hastaların 5.600'ünün çocuk olduğunu açıkladı. Anadolu Ajansı'na konuşan Al-Farra, sınır kapılarındaki süregelen gecikmeler ve koordinasyon eksikliğinin hastaların hayatını tehlikeye attığını vurguladı.
Sağlık Sisteminin Çöküşü ve Tahliye Süreci
Gazze'de aylardır devam eden çatışmalar ve abluka, sağlık altyapısını büyük ölçüde tahrip etti. Hastanelerde ilaç, tıbbi malzeme ve yakıt sıkıntısı had safhada. Dr. Al-Farra, Nasser Hastanesi'nin çocuk ve doğum binasının direktörü olarak, özellikle çocuk hastaların durumunun kritik olduğunu belirtti. Bu çocukların birçoğu kronik hastalıklar, yaralanmalar veya yetersiz beslenme nedeniyle acil müdahaleye ihtiyaç duyuyor. Ancak sınır geçiş noktalarındaki bürokratik engeller ve güvenlik endişeleri nedeniyle tahliyeler günlerce, bazen haftalarca erteleniyor.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve diğer uluslararası kuruluşlar, Gazze'den tıbbi tahliyelerin bir an önce gerçekleştirilmesi çağrısında bulunuyor. Ancak İsrail'in güvenlik gerekçeleriyle sınır kapılarını sık sık kapatması ve Mısır'a geçişlerde yaşanan koordinasyon sorunları, süreci yavaşlatıyor. Refah Sınır Kapısı, zaman zaman açılsa da, yalnızca sınırlı sayıda hasta geçişine izin veriliyor. Bu da binlerce hastanın bekleme listesinde kalmasına neden oluyor.
Al-Farra, uluslararası toplumun acil müdahalesi olmadan bu hastaların hayatta kalma şansının giderek azaldığını ifade etti. Özellikle çocuklar arasında yetersiz beslenme ve salgın hastalık riski her geçen gün artıyor. Gazze'deki sağlık çalışanları, sınırlı imkânlarla hizmet vermeye çalışırken, elektrik kesintileri ve temiz su eksikliği nedeniyle ameliyathanelerde dahi zorluk yaşanıyor.
Uluslararası Tepkiler ve Çözüm Arayışları
Birçok ülke, Gazze'den hastaları kabul etmeye hazır olduğunu açıkladı. Türkiye, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve bazı Avrupa ülkeleri, tıbbi tahliye için uçak ve hastane kapasitesi ayırdı. Ancak tahliye sürecinin önündeki en büyük engel, İsrail'in onay mekanizmaları ve güvenlik kontrolleri. İsrail, Hamas ile bağlantılı kişilerin sızmasını engellemek için her hasta için ayrıntılı güvenlik soruşturması yapıyor. Bu da süreci aylara yayabiliyor.
Mısır, Refah Sınır Kapısı üzerinden yapılan tahliyelerde arabuluculuk yapmaya çalışsa da, İsrail'in kapıyı kapatma kararları insani krizi derinleştiriyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, tahliyelerin hızlandırılması için taraflar arasında diyalog çağrısı yaptı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze'deki sağlık sisteminin çöktüğünü ve acil tıbbi tahliyelerin hayati önem taşıdığını belirtti.
Öte yandan, tahliye edilen hastaların gidecekleri ülkelerdeki sağlık sistemlerine entegrasyonu da ayrı bir sorun. Bazı ülkeler, sadece belirli sayıda hastayı kabul edebileceklerini, çünkü kendi sağlık altyapılarının da sınırlı olduğunu belirtiyor. Bu da Gazze'deki hastaların bir kısmının belirsiz bir gelecekle karşı karşıya kalmasına neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki insani kriz, Türkiye'nin Orta Doğu politikasında önemli bir yer tutuyor. Türkiye, hem bölgesel istikrar hem de insani sorumluluk gereği Gazze'ye yönelik yardımları sürdürüyor. Sağlık Bakanlığı, tahliye edilen yaralı ve hasta Filistinlileri kabul ederek tedavi etme kapasitesini artırdı. Ancak İsrail ile yaşanan diplomatik gerilim, tahliye süreçlerinde koordinasyonu zorlaştırıyor. Türkiye'nin arabuluculuk çabaları, bölgede kalıcı ateşkes sağlanması ve insani koridorların açılması yönünde. Ayrıca, Gazze'deki krizin uzaması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve Doğu Akdeniz'deki dengeler açısından da risk oluşturuyor. Türkiye, uluslararası platformlarda Filistin davasını savunmaya devam edecek gibi görünüyor.