Yemen, 2014'ten bu yana iç savaşla parçalanmış durumda. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun desteklediği Yemen hükümeti, farklı geçmişlere sahip çok sayıda silahlı grupla birlikte savaşıyor. Buna karşılık İran'ın desteklediği Husi hareketi, büyük ölçüde tek bir komuta altında birleşmiş durumda. Bu asimetrik yapı, çatışmanın seyrini ve bölgesel dengeleri belirliyor.
Çatışmanın Arka Planı ve Aktörler
Yemen'deki savaş, yalnızca iki taraf arasında değil, onlarca yerel, bölgesel ve küresel aktörün dahil olduğu bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. 2011 Arap Baharı sonrası devrilen Ali Abdullah Salih'in ardından yönetimi ele geçiren Muhammed Hadi hükümeti, 2014'te başkent Sana'yı Husilere kaptırdı. 2015'te Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, Hadi hükümetini yeniden iktidara getirmek için askeri müdahale başlattı. Ancak aradan geçen yıllarda hedeflenen sonuç alınamadı; ülke fiilen bölünmüş durumda.
Suudi destekli hükümet güçleri, merkezi bir komuta yapısından yoksun. Amaliqa Tugayları (Devşirme Tugayları), özellikle Batı Yemen'de etkili. Bu grup, Suudi Arabistan ve BAE'nin finansmanı ve silah desteğiyle 2015 sonrası kuruldu; çoğunlukla Salih yanlısı askerlerden ve yerel aşiret milislerinden oluşuyor. Amaliqa, Husilere karşı kara operasyonlarında önemli rol oynadı ancak insan hakları ihlalleriyle de anılıyor. Diğer yandan, Güney Geçiş Konseyi (STC), BAE tarafından desteklenen ayrılıkçı bir yapı. 2017'de kurulan STC, güney illerinde fiili kontrol sağlıyor ve Yemen hükümetiyle zaman zaman çatışıyor. Hükümete bağlı düzenli ordu birlikleri ise zayıf ve dağınık.
İran destekli Husi hareketi ise Zeydi Şii toplumuna dayanıyor. 2004'te kurulan hareket, 2014'te Sana'yı ele geçirerek geniş bir bölgeyi kontrol altına aldı. Husiler, İran'dan silah, finansman ve eğitim desteği alıyor; insansız hava araçları ve balistik füzelerle Suudi Arabistan ve BAE'yi hedef alabiliyor. Husi liderliği, diğer grupların aksine tek bir karar alma mekanizmasına sahip. Bu birlik, onlara askeri ve siyasi alanda avantaj sağlıyor.
Sahadaki diğer önemli gruplar arasında Selefi milisler, Hadramut'taki aşiret güçleri ve El Kaide bağlantılı unsurlar da bulunuyor. Ancak bunlar genellikle küçük ölçekli ve yerel düzeyde faaliyet gösteriyor. Suudi koalisyonu, bu grupları da zaman zaman destekleyerek Husilere karşı denge kurmaya çalışıyor. Fakat bu destek, gruplar arası rekabeti ve istikrarsızlığı artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen iç savaşı, Suudi Arabistan ile İran arasındaki bölgesel rekabetin bir yansıması. Suudi Arabistan, Husileri kendi güvenliğine doğrudan tehdit olarak görüyor; zira Husiler defalarca Suudi topraklarına füze ve İHA saldırıları düzenledi. İran ise Husiler aracılığıyla Arap Yarımadası'nda nüfuz alanı oluşturmayı ve Suudi Arabistan'ı çevrelemeyi hedefliyor. Bu durum, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb Boğazı'nın güvenliğini de etkiliyor; küresel ticaret yolları açısından kritik bir geçiş noktası olan bu bölge, sürekli bir tehdit altında.
ABD, Suudi koalisyonuna istihbarat ve lojistik destek sağlasa da özellikle son yıllarda doğrudan müdahaleden kaçınıyor. Birleşmiş Milletler, çatışmaya siyasi çözüm bulmak için çeşitli girişimlerde bulundu; 2022'de ilan edilen ateşkes kısmen uygulandı ancak kalıcı bir barış sağlanamadı. 2023'te Suudi Arabistan ile İran arasındaki normalleşme süreci, Yemen'deki çatışmaların seyrini etkileyebilir. Ancak Husilerin bağımsız hareket etme kapasitesi ve sahada kontrol ettiği bölgeler, olası bir barış anlaşmasını zorlaştırıyor.
Yemen'deki insani kriz ise her geçen gün derinleşiyor. BM'ye göre, ülke nüfusunun yüzde 80'i insani yardıma muhtaç durumda. Çatışan tarafların yardım koridorlarını engellemesi, krizi daha da ağırlaştırıyor. Uluslararası toplum, Yemen'deki silahlı grupların çeşitliliği ve merkezi otoritenin yokluğu nedeniyle etkili bir çözüm üretemiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizine doğrudan taraf olmasa da bölgesel istikrarsızlık Türk dış politikasını ve güvenliğini yakından ilgilendiriyor. Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb Boğazı, Türk ticaret gemileri için hayati önem taşıyor; buradaki istikrarsızlık, deniz ticaretini ve enerji arz güvenliğini tehdit ediyor. Ayrıca Yemen'deki gruplar arası çatışmalar, Suudi Arabistan ve BAE ile olan ilişkilerde denge politikası izleyen Türkiye için bir sınav niteliğinde. Türkiye, Husilerin meşruiyet kazanmasına karşı çıkarken, insani yardımlar konusunda uluslararası çabalara katılıyor. Uzun vadede, Yemen'deki istikrarsızlık, bölgesel terör gruplarının güç kazanmasına zemin hazırlayarak Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir.