Yemen'de yeniden şiddetlenen çatışmalar, ülkenin havaalanlarının kapanmasına yol açarak, tedavi için yurt dışına çıkması gereken binlerce kronik hastayı ülke içinde mahsur bıraktı. Sağlık Bakanlığı yetkilileri, kritik durumdaki hastaların tahliyesi için acil koridor açılması çağrısında bulunuyor. İç savaşın sekizinci yılında, Yemen'in sağlık altyapısı büyük ölçüde tahrip olmuş durumda ve hava ambargosu nedeniyle tıbbi malzeme ve personel de ülkeye ulaştırılamıyor.
Çatışmaların Yeniden Alevlenmesi ve Havaalanlarının Kapanması
Yemen'de Husiler ile hükümet güçleri arasındaki çatışmalar, 2022'de varılan ateşkesin ardından yeniden şiddetlendi. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun kontrolündeki hava sahası, güvenlik gerekçesiyle uçuşlara kapatıldı. Sana ve Aden havaalanları, sadece sınırlı sayıda yardım uçuşuna izin veriyor; ancak bu uçuşlar da düzenli değil. Birleşmiş Milletler verilerine göre, ülke nüfusunun yüzde 80'i insani yardıma muhtaç ve 20 milyondan fazla kişi sağlık hizmetlerine erişemiyor.
Kronik hastalıklar arasında kanser, böbrek yetmezliği ve kalp rahatsızlıkları bulunuyor. Bu hastalar, tedavi için Ürdün, Mısır veya Hindistan'a gitmek zorunda; ancak havaalanlarının kapanması nedeniyle bu mümkün olmuyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Yemen'deki sağlık tesislerinin sadece yarısının faaliyet gösterdiğini ve ilaç stoklarının tükenme noktasında olduğunu bildiriyor. Özellikle diyaliz hastaları için hayati risk büyük; çünkü ülkedeki diyaliz merkezlerinin çoğu yakıt ve elektrik sıkıntısı nedeniyle çalışamıyor.
İnsani Kriz Derinleşiyor
Havaalanlarının kapanması, insani yardım kuruluşlarının operasyonlarını da sekteye uğrattı. UNICEF ve DSÖ, tıbbi malzeme taşıyan uçakların iniş izni alamamasından şikayetçi. Karayoluyla yapılan yardımlar ise güvenlik riskleri ve uzun süren kontroller nedeniyle yetersiz kalıyor. Yemenli doktorlar, hastanelerde oksijen ve anestezi ilacı bulmakta zorlandıklarını, ameliyatların ertelendiğini belirtiyor.
BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Yemen'de 2023 yılı için 4,3 milyar dolarlık yardım çağrısında bulunmuştu; ancak şu ana kadar bunun sadece yüzde 30'u karşılandı. Hava ambargosu, bu açığın kapatılmasını daha da zorlaştırıyor. Uzmanlar, havaalanlarının açılmaması halinde önümüzdeki aylarda binlerce kişinin hayatını kaybedebileceği uyarısında bulunuyor.
Siyasi analistler, havaalanlarının kapatılmasının arkasında askeri stratejinin yanı sıra, taraflar arasındaki güven eksikliğinin de yattığını vurguluyor. Husiler, koalisyonun hava sahasını kullanarak istihbarat topladığını iddia ederken; koalisyon, Husi güçlerinin insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlemesinden endişe ediyor. Bu karşılıklı suçlamalar, sivil halkın acı çekmesini derinleştiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen krizi, Orta Doğu'nun istikrarını doğrudan etkiliyor. Ülkedeki insani felaket, komşu ülkelere yönelik göç baskısını artırıyor. Ayrıca, Husilerin kontrolündeki bölgelerden Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılar, küresel deniz ticaretini tehdit ediyor. Bu durum, başta ABD ve Avrupa Birliği olmak üzere uluslararası aktörlerin bölgeye ilgisini artırıyor. Ancak şu ana kadar kalıcı bir barış anlaşması sağlanamadı.
BM Güvenlik Konseyi, Yemen'e insani erişimin önündeki engellerin kaldırılması için taraflara çağrıda bulundu; fakat bağlayıcı bir karar alınamadı. İran'ın desteklediği Husiler ile Suudi Arabistan'ın desteklediği hükümet arasındaki vekalet savaşı, bölgesel güç dengelerini de etkiliyor. Krizin çözümü, bölgesel aktörlerin uzlaşmasına bağlı görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki insani krize karşı duyarsız değil; TİKA ve Kızılay aracılığıyla yardımlar ulaştırıyor. Ancak hava sahasının kapalı olması, bu yardımların etkinliğini azaltıyor. Türkiye'nin bölgedeki istikrarsızlık, Kızıldeniz'deki ticaret yollarının güvenliğini tehdit ederek Türk ihracatçıları olumsuz etkiliyor. Ayrıca, Yemen'den gelebilecek göç dalgası, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu bölge ülkeleri için risk oluşturuyor. Türk dış politikası açısından, Yemen'deki çatışmanın çözümü için diplomatik çabaların artırılması ve insani koridorların açılması için uluslararası baskının güçlendirilmesi kritik önem taşıyor.