Yemen hükümet güçleri, stratejik Bab el-Mendeb Boğazı çevresinde İran destekli Husi milislerine karşı hava saldırılarını yoğunlaştırdı. Taiz, Mokha ve Khokha bölgelerinde düzenlenen operasyonların, bölgede kontrolü yeniden sağlamayı amaçlayan olası bir kara harekâtı öncesi hazırlık aşaması olduğu bildirildi. Yemen ordusu yetkilileri, saldırıların Husi mevzilerini zayıflatmayı hedeflediğini açıkladı.
Çatışmaların arka planı ve Husi varlığı
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaşta Husiler, başkent Sanaa da dahil olmak üzere ülkenin geniş bir bölümünü kontrol ediyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun desteklediği Yemen hükümeti ise ülkenin güney ve doğu bölgelerinde varlık gösteriyor. Bab el-Mendeb Boğazı, Kızıldeniz ile Aden Körfezi'ni birbirine bağlayan ve küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 10'unun geçtiği kritik bir geçiş noktası. Boğazın doğu yakasındaki Mokha ve Khokha limanları, insani yardım ve ticari sevkiyat için hayati önem taşıyor.
Yemen ordusu sözcüsü, son hava saldırılarında Husi hedeflerinin vurulduğunu ve milislerin lojistik hatlarının kesildiğini iddia etti. Ancak Husi kaynakları, saldırılarda sivil kayıplar olduğunu öne sürüyor. Bağımsız doğrulama yapılamıyor. Bölgedeki askeri hareketlilik, son haftalarda Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarını artırmasıyla eşzamanlı gerçekleşiyor. Husiler, Gazze'deki savaşla bağlantılı olarak İsrail bağlantılı gemileri hedef aldığını açıklamıştı.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Bab el-Mendeb'deki gerilim, Kızıldeniz'deki deniz trafiğini olumsuz etkiliyor. Birçok uluslararası nakliye şirketi, rotalarını Ümit Burnu üzerinden değiştirmek zorunda kaldı; bu da küresel tedarik zincirlerinde gecikmelere ve maliyet artışlarına yol açtı. ABD ve İngiltere, Husilere yönelik saldırılar düzenleyerek deniz güvenliğini sağlamaya çalışıyor. Öte yandan İran, Husilere verdiği desteği sürdürüyor ve bölgedeki vekâlet savaşlarını derinleştiriyor. Yemen hükümetinin kara harekâtı çağrıları, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından destekleniyor; ancak bu adımın insani krizi daha da kötüleştirebileceği endişesi var. Birleşmiş Milletler, Yemen'de 21 milyondan fazla insanın yardıma muhtaç olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bab el-Mendeb'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin Kızıldeniz ve Doğu Afrika'daki ticari çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türk ihracatının önemli bir kısmı Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz üzerinden geçiyor; artan güvenlik riskleri nakliye maliyetlerini yükselterek Türk ekonomisine yük getirebilir. Ayrıca Türkiye, Yemen'deki insani krize yönelik yardımlarıyla bölgede etkin bir aktör olmayı hedefliyor. Olası bir kara harekâtı, İran ile Suudi Arabistan arasındaki gerilimi tırmandırarak Türkiye'nin denge diplomasisini zorlaştırabilir. Bu nedenle Ankara, tarafları diyaloğa teşvik ederek Kızıldeniz'de istikrarın korunmasına öncelik vermeli.