İsrail'de düzenlenen erken genel seçimlerin kısmi sonuçlarına göre, eski Başbakan Binyamin Netanyahu'nun liderliğindeki Likud partisi ve sağcı müttefikleri 59 sandalye kazanarak Meclis'te (Knesset) çoğunluğa bir sandalye uzak kaldı. Seçim kurulunun açıkladığı ilk verilere göre, Netanyahu bloğu 120 sandalyeli Knesset'te 59 sandalye elde ederken, mevcut Başbakan Yair Lapid'in liderliğindeki merkez sol ve Arap partilerinden oluşan blok 56 sandalye kazandı. Kalan sandalyeler henüz kesinleşmemiş olup, seçim sonuçlarının tamamlanması ve resmi açıklama birkaç gün sürebilir. Netanyahu, 2019'dan bu yana dört kez sandığa gidilmesine rağmen hükümet kurma çabalarında başarısız olmuştu. Bu kez, aşırı sağcı Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich'in partileriyle birlikte hareket ederek koalisyonu kurmaya çok yakın görünüyor.
Seçim sonuçlarının ayrıntıları ve siyasi denklem
İsrail Merkez Seçim Komitesi'nin açıkladığı kısmi sonuçlara göre, Likud partisi 32 sandalye kazanarak Meclis'teki en büyük parti oldu. Netanyahu'nun doğal müttefiki olan aşırı sağcı Dini Siyonizm partisi (Bezalel Smotrich liderliğinde) 14 sandalye, Itamar Ben-Gvir'in liderliğindeki Otzma Yehudit (Yahudi Gücü) partisi ise 6 sandalye kazandı. Ayrıca ultra-Ortodoks Şas partisi 9, Birleşik Tevrat Yahudiliği partisi ise 7 sandalye elde etti. Bu partilerin toplamı 59 sandalyeye ulaşıyor. Netanyahu'nun koalisyon kurmak için 61 sandalyeye ihtiyacı var; bu da ya Meclis'teki Arap partilerinden birinin desteğini ya da henüz kesinleşmeyen birkaç sandalyeyi kazanması gerektiği anlamına geliyor. Mevcut Başbakan Yair Lapid'in liderliğindeki Yeş Atid partisi 24 sandalye kazanırken, Savunma Bakanı Benny Gantz'ın Ulusal Birlik partisi 12 sandalye, İşçi Partisi 4 sandalye, Meretz 4 sandalye ve Birleşik Arap Listesi (Ra'am) 5 sandalye aldı. Arap partilerinden Hadash-Ta'al ise 5 sandalye kazandı. Bu sonuçlar, İsrail siyasetindeki derin bölünmüşlüğü ve koalisyon kurmanın zorluğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Seçimlere katılım oranının yüzde 71 civarında olduğu bildirildi. Kesin sonuçların açıklanmasının ardından Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un partilerle istişare ederek hükümet kurma görevini vermesi bekleniyor. Netanyahu, yargı reformu ve Filistin politikası konusunda sert çizgide duran aşırı sağcı ortaklarıyla koalisyon kurarsa, İsrail'in iç ve dış politikasında önemli değişiklikler yaşanabilir. Özellikle yargı sistemine yönelik reform planları ve Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerinin genişletilmesi, uluslararası toplumda endişe yaratabilir.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Netanyahu'nun olası geri dönüşü, İsrail'in dış politikasında ve bölgesel dinamiklerde önemli sonuçlar doğurabilir. Netanyahu, geçmişte olduğu gibi ABD ile yakın ilişkileri sürdürme ve Körfez ülkeleriyle normalleşme anlaşmalarını (Abraham Accords) derinleştirme eğiliminde olacak. Ancak aşırı sağcı ortaklarının Filistin meselesindeki katı tutumu, İsrail'in uluslararası arenadaki konumunu zorlaştırabilir. Özellikle Batı Şeria'daki yerleşim birimlerinin genişletilmesi ve İran'a karşı daha agresif bir politika izlenmesi, bölgede tansiyonu artırabilir. ABD yönetimi, iki devletli çözüm konusundaki hassasiyetini korurken, Netanyahu hükümeti ile ilişkilerde zorluklar yaşanabilir. Avrupa Birliği de İsrail'in yargı reformu ve insan hakları ihlalleri konusundaki endişelerini dile getirebilir. Bölgesel olarak, Suudi Arabistan ile normalleşme görüşmeleri hız kazanabilir; ancak Filistin meselesi bu sürecin önündeki en büyük engel olmayı sürdürüyor. İran, Netanyahu'nun dönüşünü kendi lehine kullanarak bölgedeki etkisini artırmaya çalışabilir. Türkiye ise İsrail ile ilişkilerde dengeli bir politika izlemeye devam edecek gibi görünüyor; ancak Netanyahu hükümetinin Filistin politikası, iki ülke arasındaki normalleşme sürecini yavaşlatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Netanyahu'nun seçim zaferi, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir dönemin habercisi olabilir. Türkiye, son yıllarda İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabası içindeydi; ancak Netanyahu liderliğindeki bir hükümetin Filistin konusundaki sert politikaları, bu süreci olumsuz etkileyebilir. Özellikle aşırı sağcı ortakların kabinede yer alması, Türkiye'nin tepkisine yol açabilir ve iki ülke arasındaki diplomatik açılımları sekteye uğratabilir. Ayrıca İsrail'in Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve Yunanistan ile ittifakı, Türkiye'nin bölgesel çıkarları açısından dikkatle izlenmeli. Türkiye, Filistin davasına verdiği desteği sürdürürken, İsrail ile ekonomik ilişkilerini de korumak istiyor. Netanyahu hükümetinin atacağı adımlar, Türkiye'nin bölgesel stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Özellikle yargı reformu ve yerleşim faaliyetleri, Türkiye'nin İsrail'e yönelik eleştirilerini artırabilir. Bu nedenle, Türk dış politikası açısından İsrail'deki siyasi gelişmeler yakından takip edilmeli ve Filistin meselesindeki hassasiyet korunmalıdır.