Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, ülkedeki krizin tırmanma eğiliminde olduğunu belirterek, dünya güçlerine uluslararası deniz hukukunu kararlılıkla savunma çağrısı yaptı. Grundberg, bir zamanlar barışa çok yaklaşan tarafların şimdi yeniden çatışma zeminine kaydığını vurguladı. Açıklamalar, Kızıldeniz'de artan gerilim ve Husilerin deniz ticaretini hedef alan saldırıları bağlamında geldi.
Barış Sürecinin Arka Planı
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaş, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Husilere karşı müdahalesiyle derinleşti. BM arabuluculuğunda 2022'de varılan ateşkes anlaşması, çatışmaları büyük ölçüde durdurmuş ve insani yardımların ulaştırılmasını kolaylaştırmıştı. Grundberg, o dönemde tarafların kapsamlı bir barış anlaşmasına çok yaklaştığını hatırlattı. Ancak ateşkesin süresi dolduktan sonra kalıcı bir çözüm sağlanamadı ve güven artırıcı adımlar yetersiz kaldı. Son aylarda Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları, uluslararası toplumun dikkatini yeniden Yemen'e çekti. ABD ve İngiltere'nin Husilere yönelik hava saldırıları, çatışmanın bölgesel bir boyut kazanmasına yol açtı. Grundberg, taraflar arasındaki güvenin zedelendiğini ve barış için gereken siyasi iradenin zayıfladığını ifade etti. BM raporlarına göre, Yemen'de 2023'te 20 milyondan fazla insan insani yardıma muhtaç durumda ve ülke dünyanın en büyük insani krizlerinden birini yaşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kızıldeniz, küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12'sinin geçtiği kritik bir su yolu. Husilerin gemilere saldırıları, deniz taşımacılığında maliyetleri artırdı ve sigorta primlerini yükseltti. Uluslararası Denizcilik Örgütü, bölgede seyir güvenliğinin ciddi tehdit altında olduğunu açıkladı. Grundberg, uluslararası deniz hukukunun korunmasının sadece bölgesel istikrar değil, küresel ekonomi için de hayati olduğunu vurguladı. BM Güvenlik Konseyi, Husilerin saldırılarını kınayan kararlar aldı ancak kalıcı bir çözüm için taraflar arasında diyalog çağrısı yaptı. Bölgesel güçler İran ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleşme süreci, Yemen'deki denklemi etkileyebilir. Ancak uzmanlar, Husilerin askeri kapasitesinin arttığını ve ateşkesin kırılgan olduğunu belirtiyor. Grundberg, uluslararası toplumun bölünmüş görüntüsünün barış çabalarını zayıflattığını, dünya güçlerinin ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki istikrarsızlık ve Kızıldeniz'deki gerilim, Türkiye'nin bölgesel ticaret yolları ve enerji güvenliği açısından doğrudan önem taşıyor. Kızıldeniz, Türk ihracat ürünlerinin Orta Doğu ve Asya'ya taşınmasında kilit güzergah; yaşanan aksamalar navlun maliyetlerini artırarak Türk ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini normalleştirirken Yemen'deki krizde diplomatik çözümü destekliyor. Ankara, BM çabalarına destek vererek bölgesel istikrara katkı sağlayabilir. Deniz hukukunun korunması, Türkiye'nin de savunduğu uluslararası ilkeler arasında. Bu nedenle gelişmeler, Türk dış politikası için yakından takip edilmesi gereken bir dosya niteliğinde.