Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonu, hava savunma sistemlerinin ülkenin güney bölgesini hedef alan dört Husi insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü duyurdu. Koalisyon sözcüsü Albay Turki el-Maliki, yaptığı açıklamada, İHA'ların Yemen sınırındaki Cizan ve Necran bölgelerine doğru ilerlerken tespit edilip imha edildiğini belirtti. Saldırılarda herhangi bir can kaybı veya maddi hasar bildirilmedi. Bu olay, Yemen'deki iç savaşın sınır ötesine taşan etkilerinin son örneği olarak kaydedildi.
Gelişmenin arka planı
Yemen'de 2014 yılından bu yana devam eden çatışmalar, İran destekli Husi milislerinin başkent Sanaa'yı ele geçirmesiyle başladı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015 yılının Mart ayında meşru hükümeti desteklemek amacıyla askeri müdahale başlattı. O günden bu yana Husi grupları, Suudi Arabistan ve BAE gibi koalisyon ülkelerine yönelik roket ve İHA saldırıları düzenliyor. Özellikle 2019'da Suudi Aramco'nun Abkayk ve Hureys tesislerine yapılan saldırılar, bölgede büyük yankı uyandırmıştı. Son aylarda ise Husiler, sınır bölgelerine yönelik insansız hava aracı saldırılarını artırdı. Suudi Arabistan, bu saldırıları engellemek için hava savunma kapasitesini güçlendiriyor ve Patriot sistemleri ile düşük maliyetli İHA'lara karşı önlemler alıyor.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, Yemen'deki çatışmanın sona erdirilmesi için çeşitli girişimlerde bulunsa da kalıcı bir ateşkes sağlanamadı. 2022 yılında ilan edilen ateşkes büyük ölçüde uygulanamadı. Husi saldırıları, Suudi Arabistan'ın güvenlik endişelerini artırırken, koalisyon güçleri de Yemen'deki hava operasyonlarına devam ediyor. Son olarak, bu hafta içinde Husilerin bir askeri üsse düzenlediği saldırıda iki Suudi askerin yaralandığı bildirilmişti. Bu tür olaylar, bölgede tansiyonun yüksek olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Husi saldırıları, sadece Suudi Arabistan'ı değil, bölgedeki deniz ticaret yollarını da tehdit ediyor. Kızıldeniz'de artan İHA ve roket saldırıları, uluslararası nakliye şirketlerini rotalarını değiştirmeye zorluyor. Bu durum, küresel tedarik zincirlerini ve enerji fiyatlarını olumsuz etkiliyor. Ayrıca İran'ın Husilere verdiği destek, bölgesel bir vekalet savaşının sürdüğünü gösteriyor. ABD ve müttefikleri, Husilerin deniz saldırılarına karşı koalisyon güçlerine istihbarat ve lojistik destek sağlıyor. Öte yandan, Umman arabuluculuğunda yürütülen barış görüşmeleri henüz somut bir sonuç vermedi. Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krizin derinleşmemesi için taraflara itidal çağrısı yapıyor.
Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine yönelik saldırılar, aynı zamanda ülkenin ekonomik dönüşüm programını da tehdit ediyor. Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın öncülüğündeki Vizyon 2030 reformları kapsamında turizm ve altyapı yatırımları hız kazanmış durumda. Ancak güvenlik endişeleri, yabancı yatırımcıların bölgeye ilgisini azaltabilir. Ayrıca Suudi Arabistan'ın savunma harcamaları, bütçe üzerinde baskı oluşturuyor.
Bu son saldırı, Husilerin ateşkes ihlali olarak değerlendiriliyor. Koalisyon sözcüsü, saldırıların arkasında İran'ın olduğunu iddia ederken, Husi yetkililer henüz bir açıklama yapmadı. Bölgedeki tansiyonun daha da artmasından endişe ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde taraflar arasında dengeli bir tutum izlemeye çalışsa da, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları bölgesel istikrarı doğrudan etkiliyor. Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları, Türkiye'nin Afrika ve Asya ile ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan ile son dönemde yakınlaşma sürecinde; bu tür saldırılar, Ankara'nın Riyad ile güvenlik işbirliğini derinleştirmesini gerektirebilir. Türk dış politikası açısından, bölgede istikrarın sağlanması ve insani krizin çözümü öncelikli. Türkiye'nin arabuluculuk girişimleri, Yemen'de kalıcı barış için önemli bir fırsat olabilir.